"Nereye gidiyoruz..?"
"Birazdan görürsün"
"Peki lee bey siz nasıl isterseniz!" Diyerek sadece minhoya itaat ediyordu,nereye gideceği konusunda en ufak bir fikri yoktu ve üstelik minho da ona hiçbir kelime dahi etmiyordu tedirgin olması gerekir miydi? "Seungmin şu an daha iyi değil mi?" Kafasını araba süren sevgilisine çevirdi "Biraz.. Yani evet sayılır" Sessizliğini bozmadan kafasını cama çevirdi "Bak jisung ben her ne oluyor ne bitiyor bilmiyorum ama yem-" "Minho sana daha kaç defa söylemem gerekecek? Senin suçun değildi" Minho gittikçe bu derin konuyu daha da çok merak ediyordu bu içindeki merakı susturamıyordu sürekli aklının bir yerlerinde dolaşıyor ve onu sürekli rahatsız ediyordu "O zaman anlat bana da bileyim" diyerek sevgilisini daha da zora sokmaya başladı "Minho bu benim anlatabileceğim birşey degil,en azından şu an..."
"Peki uzatmayacağım ne zaman anlatmak istiyorsan veya istiyorsanız o zaman anlat veya anlatın" Jisung bir an donup bu hızlı kelimeler ile ne demek istediğini anlamaya çalıştı,sevgilisi gerçekten zeki birisiydi ve bu onu sanki yanında ezik durumuna düşüyormuş gibi hissettiriyordu "Neden öyle bakıyorsun?" "Hiiiç merak ettim de not ortalaman kaçtı acaba lee bey" Arabayı kullanırken jisung'a bakıp gülümsedi minho "98..." Demişti demesine ama sevgilisinin bu kadar morelinin bozulabileceğini düşünmemişti..jisung yüzü asık bir şekilde tekrar önüne dönmüştü onun bu halleri daha da tatlı gözükmesine neden oluyordu "Noldu bir an?" "Hiç."
"Bakma şöyle çok tatlı duruyorsun..kafamı yana çevirmekten önüme bakamıyorum" zorla da olsa jisung'u güldürebilmişti
"Senin kaç?" Jisung Anlık gelen cevapla lafı çevirmeye başladı çünkü başka çaresi yoktu "Ee..Artık söyleyecek misin nereye gideceğimizi??" Minho anlamıştı onun tedirgin hareketlerinden,yine de onun bu oyununu bozmadı aksine devam ettirdi "Sen de amma sabırsız çıktın be sevgilim"
"Ya Napayım çok merak ettim" Minho elini camdan işaret ederek sevgilisine bir yeri işaret ediyordu "işte geldik"
İyide burası...
"Hadi in arabadan.." Minho'nun dediği gibi yavaşça arabanın kapısını açtı,etrafı izleyerek yürümeye daha doğrusu sevgilisini takip etmeye koyulmuştu. "Minho,burda ne işimiz var?" Buruk bir gülümseme belirterek "Seni birisiyle tanıştıracağım" içeriye girdiler ve minho o kadar insanın eşyalarının olduğu yerde abisini buldu..Abisinin fotoğrafı,aile fotoğrafları,Jisung sadece şaşkınlıkla öylece durmuş fotoğraflara bakıyordu "Abi..Bak seni birisi ile tanıştıracağım,han jisung,yaşama sebebim.." Jisung gözlerini şaşkınlık ve korkuyla açmış,nefes almakta zorlanıyordu "Onu bundan tam 4 yıl önce kaybettik, intihardan dolayı..." Teni bir anda solmuştu gencin ne yapacağını,nasıl tepki vereceğini,ne diyeceğini bilmiyordu "Ben sana karşı dürüst olmak istiyorum jisung. Abim büyük bir ihtimal annemden dolayı intihar etti,çünkü o şarkıcı olmak istiyordu,sesi o kadar güzeldi ki ama annem buna hep karşı geldi,her zaman da gelmeye devam ediyor"
"Devam ediyor...D-derken?" Az da olsa konuşabilmişti. "Ben idol olmak istiyorum ve bunu söylediğimden beridir sende abin gibi olacaksın buna izin veremem deyip duruyor,halbuki bilmiyor ki asıl kendisi böyle yaparak onu içten içe mahvetti" Göz yaşlarını tutamamıştı minho. Şu an sadece içindeki tüm birikmişlikleri atmak istiyordu..Jisung ağladığını fark eder etmez tedirgin bir şekilde yanına gitti ve Ona sarıldı "Özür dilerim minho..Herkes,herşey adına senden ben özür dilerim" Dayanamamış ve o da ağlamaya başlamıştı. Minhon'nun böyle bir hayat yaşaması adil değildi hem de hiç adil değil...
☆
"Hadi changbin! Geç kalacağız" Odadan hızla çantasını alan changbin tam seungmin'in karşısında beliriverdi "Nasılım?" Seung arkadaşının bu hareketlerine iç çekmeden edememişti besbelli rüyasında gördüğü çocuğu bulma umuduyla her gün biraz daha umutlanıyordu ama bu umutlar boştu...Sadece gülümseyerek arkadaşına döndü ve "Bok gibi.." Diyerek ondan tekmeyi yemişti. Changbin ile hatta sadece changbin değil arkadaşları ile uğraşmak onun hoşuna gidiyordu. "Hadi şu saçını düzeltmeyi bırak da gidelim artık..Ha bu arada hyunjin ve jeonginler kapının önünde" Changbin gözlerini kocaman açmış seungmin'e doğru dönüp "Yuh onların ne işi var? Sen tanıdığın her varlığa evimizi mi söylüyorsun?" Diye eklemişti "Saçmalama changbin..Okuldan önce biraz takılırız dedi" "Kim dedi?" Seungmin arkadaşının sorularından usanmış bir şekilde onu kolundan tutup evden çıkarmıştı "Hyunjin dedi hyunjin!"
"Hyu-"
"He şimdi sen hyunjin ile ne zamandan beridir görüşüyorsunuz da dersin hemen onu da söyleyeyim numaranızı aldı"
"Num-"
"Numaranızı derken diyeceksin evet numaranızı ne olur ne olmaz senin ve jisung'un da numarasını verdim ki gerçi jisung'un numarası onlarda zaten varmış"
"Şer-"
"Şerefsiz diyeceksin biliyorum,aynısından.. hadi uzatma da aşağıya inelim"
"Hay amına koyayım bi konuşturmadın!" Böbürlenerek arkadaşının onu sürüklemesine boyun eğiyordu changbin. "Hadi changbin amma konuştun!"
☆
Minho,arabanın önündeki bankta kafasını jisung'un omuzuna koymuş ağlıyordu. Derin bir sessizlik oluşmuştu,ya da jisung oldukça derin düşüncelere dalmıştı.
"Neden bu kadar sessizsin?"
"Hiç sadece senin kokunu doyasıya içime çekmek istiyorum.." Minho gülümseyerek kafasını kaldırıp jisung'a baktı "Bunu benim demem gerekirdi sanırım?" "Nedenmiş o?" Dahasında gülümseyerek sevgilisini süzdü "Çünkü senin kokuna en çok muhtaç olan benim" "Öyle deme minho." Artık kafası jisung'un omuzuna yaslamıyordu "Neden?" "Öyle deme işte kendimi biraz garip hissediyorum..."
"Nasıl bir gariplik bu?" Derin bir iç çekti jisung..Bu kelimeleri kullanmak onun için oldukça zordu "Kendimi fazla değerli hissediyorum,bu kadar değerli olmayı hak etmiyor muşum gibi" Bu sözler minhoyu kızdırmıştı,onun için bu kadar kısa sürede yaşama sebebi olmuştu artık Jisung,nasıl böyle kendisini değersiz hissedebilirdi ki? "Sakın jisung! Bir daha asla bu şekilde konuşma..Sen benim için o kadar çok değerlisin ki,ve bu değeri de hak ediyorsun! Bir daha böyle birşeyin konusunu bile açma,senden rica ediyorum sadece"
"Hak etmiyorum minho,Hak edemiyorum..."
_
Selam ben geldim bu bölüm biraz hüzünlü oldu sanki biraz kaos mu eklesek🤔
