ONSEKİZİNCİ BÖLÜM

770 199 124
                                        

@kimsesizgözlere ithafen o kendini biliyor.
Buraya yazacak pek bir şey yok aslında ben onu gönlüme yazmışım, rabbime anlatmışım. Seviyorum işte neylersin pamuk şeker. Bu bölümü sana armağan ediyorum. 🥰

kimsesizgözlere ithafen o kendini biliyor.
Buraya yazacak pek bir şey yok aslında ben onu gönlüme yazmışım, rabbime anlatmışım. Seviyorum işte neylersin pamuk şeker. Bu bölümü sana armağan ediyorum. 🥰

Adam bir adım geriye çekildi, elini havaya kaldırıp duvara geçirdiği yerin hala ince çatlaklarla dolu olduğunu gösterdi. “Bak, olan sadece elime oldu,” dedi, gülümsemesini daha da genişleterek. “Duvarın hali ortada. Eğer bu kadar sinirlendiysen, bunun sebebi benim sana yaklaşmam değil, senin sınırlarını sorgulaman olmalı. Sana hiçbir şey olmadı, Melek.”harbi mi hadi ya şaka yapıyorsen?

Melek’in nefesi sıklaşmıştı. Gözleri, önce adamın yüzüne, sonra duvardaki çatlaklara kaydı. Bir an için ne diyeceğini bilemedi. Öfkesine bu kadar net bir karşılık beklemiyordu. Ama adamın bu rahatlığı, onu daha da çileden çıkarmıştı. “Sen…” dedi, sesi artık kontrol edilemeyecek kadar yükselmişti. “Ne kadar umursamaz ve ne kadar kendini bilmezsin, farkında mısın? Sınırları aşmanın bu kadar kolay olduğunu mu sanıyorsun? Bu kadar basit olmadığını göreceksin!”

Adam, bu sözlere karşılık sadece bir kaşını kaldırdı. “Sınır mı? Hangi sınırdan bahsediyorsun, Melek?” dedi, sesi bu kez ciddi bir alaycılıkla doluydu. “Senin sınırların zaten bir kartondan ibaret gibi. Bir nefesle çökerler. Sen kendini koruduğunu zannediyorsun, ama aslında kendi duvarlarında kaybolmuş birisin. Ve ben sana dokunmadım. Sadece sinirle üzerine yürüdüm. Kendi korkularını bana yansıtıyorsun. Bu, benim sorunum değil.”doğru söze ne hacet.

Bu cümle, Melek’in tüm bedeninde yankılanan bir öfke patlamasına dönüştü. Ama bir yandan, söylediklerinin altındaki anlamı sorgulamadan edemiyordu. Gerçekten bu kadar basit miydi? Hayır, bu adam kesinlikle sadece alay ediyor olamazdı. Ama o kadar umursamaz görünüyordu ki, ona dair ne hissedeceğini bile bilemiyordu.

“Sen,” dedi Melek, dişlerinin arasından tıslayarak. “Bir hiçsin. Bana ne yaparsan yap, beni asla küçültemeyeceksin. Sen, burada olmamalısın. Ve eğer bir kez daha sınırlarıma yaklaşmayı denersen…”

Adam, onun tehditkar tonuna rağmen hafifçe gülümsemeye devam etti. “Eğer bir kez daha yaklaşmayı denersem?” dedi, gözlerini hafifçe kısarak. “Sonunda bana dokunmamış olmama rağmen beni tehdit etmeye devam mı edeceksin? Merak etme, Melek. Sana zarar vermeye niyetim yok. Ama…” Duraksadı, sesi aniden ciddileşti. “Kendi korkularınla yüzleşmek zorunda kalacaksın. Ve buna hazır olmadığın her saniye, öfken seni yiyip bitirecek.”o kadar doğru söyledi ki spoi bile olabilir.

Adam bu kez geri çekildi, ama Melek onun bu kadar rahat bir şekilde geri adım atmasını izlerken öfkeden titriyordu. Onun alaycılığı, bu kadar ciddiyetsiz oluşu, Melek’i boğuyordu. Ama içinde bir yerde, bu adamın bu kadar rahatlığının altında yatan gerçeği anlamak istiyordu. Ve bu merak, öfkesinden bile daha rahatsız ediciydi.

Kapının ani ve sert çalınışı, hem Melek’in öfkeli nefeslerini hem de odanın boğucu sessizliğini böldü. İkisi de o an hareketsizce durup kapıya baktılar. Melek’in kaşları çatıldı, kalbi bir an için hızlanırken öfkesinden bir nebze sıyrılmış gibi hissetti. Kim olabilirdi ki bu saatte? Özellikle burada, bu terk edilmiş gibi görünen yerde?

^_^

👀Ah şu kimsesizler olayı..! 👀

Rica ederim bana kızmayın bölüm kısa tutulmalı.
(şahsi fikrim)

Seni seviyorum okurum Allaha emanet ettim.

Sevgiyle kal. (Allah sevgisiyle.)

Yıldızı da varlığın gibi parlatır mısın?

💙💙

"Üstüne alınma felaketim sen değilsin.
EVRENLER FELAKETİM"

𝗘𝗩𝗥𝗘𝗡𝗟𝗘𝗥𝗶𝗡 𝗙𝗘𝗟𝗔𝗞𝗘𝗧𝗶 [𝗙𝗮𝗻𝘁𝗮𝘀𝘁𝗶𝗸]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin