Melek’in gözleri, öfkeden alev alev yanıyordu. Ellerini iki yana sıkmış, sanki tüm bedenindeki titremeyi kontrol altına almaya çalışıyordu. “Sana buraya neden geldiğini sordum,” diye tısladı, sesi tehditkar bir fısıltıya dönüşmüştü. “Ama her zamanki gibi cevap vermek yerine alay etmeyi seçiyorsun. Belki de hayatında yaptığın tek şey budur; insanları kızdırmak, kendini acınası bir duruma düşürmek!”
Adam, Melek’in bu çıkışını alaycı bir gülüşle karşıladı. Gözlerindeki parıltı, Melek’i daha da sinirlendiriyordu. “Evet, haklısın,” dedi, sesine eğlenceli bir tını ekleyerek. “Bunda oldukça başarılıyım, değil mi? Seni sinirlendirmek için bir dakikamı bile harcamama gerek kalmıyor. Şu haline baksana, neredeyse parlıyorsun.”övdün mü gömdün mü.
Melodi, bu sözleri duyduğunda kahkaha atmamaya çalışarak ellerini ağzına götürdü. Adamın Melek’in öfkesine rağmen bu kadar rahat davranması, ona oldukça komik gelmişti. Ama bu kahkahasını bastırmaya çalışırken gözleri, Melek’in nasıl daha da sinirlendiğini gördüğünde, gülüşü bir anlığına bir hayranlığa dönüştü. Melek’in öfkesi bile görkemliydi. Sanki bir fırtına gibi, odanın havasını değiştiriyordu.
“Parlıyorum, öyle mi?” dedi Melek, sesi buz kadar soğuktu. Bir adım ileri atıldı ve adamın gözlerinin içine bakarak, kelimelerini sert bir bıçak gibi sıraladı. “Parlayan tek şey burada benim sabrımın tükenişi. Ama sana da hak veriyorum; acınası hayatında eğlenmek için başka bir şeyin olmadığını biliyorum. Yoksa buraya neden geldin ki? Ne arıyorsun burada? Kendine bir hayat bulamadığın için mi buradasın? Başka bir kapıyı çalacak cesaretin olmadığı için mi?”
Adamın yüzündeki alaycı gülümseme, Melek’in bu sert sözleriyle bir an için silinmiş gibi oldu. Ama hemen ardından tekrar geri geldi, esmer kaslı değişik abimiz alaycı tavrını bırakmamaya yeminli gibiydi. bu sefer biraz daha zoraki bir hali vardı. “Gerçekten etkileyicisin,” dedi, sesi hâlâ o hafif alaycı tonu taşıyordu. “Sanki insanları yok etmeye programlanmış bir silah gibisin. Ama üzgünüm, ben kolay kolay yıkılmam.”
Melodi bu sözleri duyduğunda, bir kahkaha daha patlatmamak için yüzünü çevirdi. “Allahım,” diye fısıldadı kendi kendine, “bu iki insan arasında kalmak, izlediğim en garip ama en enteresan şey.” Gözleri, Melek’in öfkeyle titreşen bakışlarından adamın alaycı gülümsemesine kaydı. Bu dinamik, onun için tam anlamıyla bir sahne sanatının içindeymiş gibi hissettiriyordu.
Melek ise sabrının son damlasını da tüketmişti. Gözleri kısıldı ve sesi bir hançer gibi keskinleşti. “Sen... hiçbir şeyi hak etmiyorsun. Ne burada olmayı, ne de bir insanın sana değer vermesini. Sen bir hiçsin. Tüm bu alayların, bu sahte gülüşlerin... Hepsi senin içindeki boşluğu gizlemek için, değil mi? Kendinden bile saklayamayacağın kadar büyük bir boşluk.”
^_^
👀Ah şu kimsesizler olayı..! 👀
Rica ederim bana kızmayın bölüm kısa tutulmalı.
(şahsi fikrim)
Seni seviyorum okurum Allaha emanet ettim.
Sevgiyle kal. (Allah sevgisiyle.)
Yıldızı da varlığın gibi parlatır mısın?
💙💙
"Üstüne alınma felaketim sen değilsin.
EVRENLER FELAKETİM"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝗘𝗩𝗥𝗘𝗡𝗟𝗘𝗥𝗶𝗡 𝗙𝗘𝗟𝗔𝗞𝗘𝗧𝗶 [𝗙𝗮𝗻𝘁𝗮𝘀𝘁𝗶𝗸]
Fantasia"Ağlamak istemiyorum!" diye mırıldandı kalan son mecaliyle. Kulaklarını çocukların ağlayışları, kadınların çığlıkları doldurdu.Bu bir felaketi! Melodi bir felaketin kurbanıydı...Başını iki yana salladı acıyla. "Bırak onları! İstediğin benim gözyaşla...
![𝗘𝗩𝗥𝗘𝗡𝗟𝗘𝗥𝗶𝗡 𝗙𝗘𝗟𝗔𝗞𝗘𝗧𝗶 [𝗙𝗮𝗻𝘁𝗮𝘀𝘁𝗶𝗸]](https://img.wattpad.com/cover/339527298-64-k177146.jpg)