ONALTINCI BÖLÜM

258 19 0
                                        

“Bana dokunmaya nasıl cüret edersin?” diye tısladı Melek, sesi öfke ve tiksintiyle doluydu. Kusurumu mazur gör ama dokunmadı. O zamanlar da böyleymişim demek ki biriyle böyle yaklaşıyor gibi olsak bıçak çekip boğazına dayıyassım gelir. Sen ne ayaksın gibisinden. Çok şükür Allaha işimizde gücümüzdeyiz. Hainlere boyun eğmeyiz. Gözleri öyle bir parladı ki, odadaki hava sanki birkaç derece soğudu. “Eğer bir daha bunu yaparsan… Seni asla affetmem! Anladın mı? Bir daha benim sınırlarımı zorlamayı dene ve ne olacağını gör!” öööö bende esasen jaguar ruhu var. Aslan demiycem. Ben fenerbahçeliyim.

Adam, bu tehdit karşısında gözlerini kırptı, ama yüzündeki alaycı gülümsemeyi bir türlü silemedi. Dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı, gözlerindeki şaşkınlık ise gülümsemesinin ardında saklanamıyordu. “Vay, vay,” dedi alayla. “Bu tehditler hep bu kadar etkileyici midir, yoksa sadece bana özel bir performans mı?”sadece bana özel.

Melek’in yüzü öfkeden kıpkırmızı oldu. Ellerini yumruk yapmış, kendisini zorlukla tutuyordu. “Sen… Sen ne kadar umursamaz ve aptal biri olduğunu gerçekten kanıtlamaya çalışıyorsun, değil mi? Sana hak ettiğinden fazla bile sabrediyorum! Sen bir hiçsin. Ve burada olman bile beni tiksindiriyor.” Allahım affet niye hakaret ediyorsun melek hiç yakışıyor mu?!

Adam derin bir nefes aldı, başını hafifçe geriye atarak bu sözleri hazmetmeye çalıştı. “Tiksindiriyorum, öyle mi?” dedi, alaycı tonunu daha da belirginleştirerek. “Peki, neden hâlâ buradasın, Melek? Neden beni kapıdan kovmadın? Beni tehdit etmek yerine ne yapmak istediğine karar ver.”benim suçum yok kapıdan kovsam bacadan almak zorundayım. Bunu bana yollayanlar yer yoksa beni. Kesinlikle mecazen değil...

Melek, bu cümleyle birlikte bir adım öne çıktı ve gözleri yeniden öfkeyle parladı. Yüzlerinin bu kadar yakın olması, nefeslerinin birbirine karıştığını hissettiklerinde Melek’in midesini bulandırıyordu. Onun varlığı bile boğucu bir sis gibi üzerindeydi. “Seninle aynı havayı paylaşmak bile bir işkence,” diye tükürdü kelimeleri. “Ama beni buraya çeken ne bilmiyorum. Seninle ilgili hiçbir şey mantıklı değil. Beni deli etmek için gönderilmiş olmalısın!”

Adam bu kez hafifçe gülümseyerek kaşlarını kaldırdı. “Evet, muhtemelen,” dedi, sesindeki ironiyi gizlemeden. “Ama yine de, seni böyle sinirlendirmek oldukça eğlenceli bir iş. Belki de kaderim bu: Seni çileden çıkarmak.”aynen kesin...

Adamın bu kadar rahat olması, Melek’i daha da sinirlendiriyordu. Ama içinde, bir anlığına da olsa, onun sözlerinin altında yatan anlamı sorgulamaya başladı. Bu kadar öfkeyle ve nefretle ona saldırması neden böyle bir tatmin duygusu yaratıyordu? Ve neden, bu kadar kesin bir nefretle doluyken bile, onun varlığına tamamen kayıtsız kalamıyordu?

^_^

👀Ah şu kimsesizler olayı..! 👀

Rica ederim bana kızmayın bölüm kısa tutulmalı.
(şahsi fikrim)

Seni seviyorum okurum Allaha emanet ettim.

Sevgiyle kal. (Allah sevgisiyle.)

Yıldızı da varlığın gibi parlatır mısın?

💙💙

"Üstüne alınma felaketim sen değilsin.
EVRENLER FELAKETİM"





𝗘𝗩𝗥𝗘𝗡𝗟𝗘𝗥𝗶𝗡 𝗙𝗘𝗟𝗔𝗞𝗘𝗧𝗶 [𝗙𝗮𝗻𝘁𝗮𝘀𝘁𝗶𝗸]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin