Bana söylediklerinin karşısında nefessiz kalmıştım. Beni gerçekten böyle çok mu seviyordu. Dokunmadan sevebilen bir adam. Karşımda gerçekten beni sevdiğine inanabileceğim bir adam duruyordu. Baştan aşağı seven bir adam. Gözünden sakınıp, kalbine gömen, avuçlarının sıcaklığı ellerimi yakan bir adam. Bir başkasının kucağına itip, yine ondan uzaklaştırmaya çalışan... İntikam alacağım diye sevdiği kadını ateşlere atan da aynı adam. Sevsem mi acaba ? diye düşünüp, sonra ' Aşk yok Duru ' diye geri çeken ben. Ben uçurumun kenarı sen ise dipsiz bir deniz. Sana taşlarımı döküp gelsem yok olurum. Sen bana gelmeye kalksan dalgaların yetmez, yok olursun. Biz birbirimize felaketten başka şey getirmeyiz. Kör karanlıkta kaybolduğunda ışığı olmama yardımcı olan sen. İmkansızlıkları sevmeyen yine ben. Beraber olursak ateş ile barut oluruz. Bu aşk imkansızlıkların sevdası. Benim kalbim bunu kaldıramaz.
Hemen kendimi toparlayıp aşağıya indim. Tarık beni görür görmez ayağa kalkıp yanıma geldi.
" Gerçekten gidecek misin ? "
" Merak etme yüzmeye gidiyorum. Bahçeye. "
" Seni zorla yanımda tutamam. Gitmek istersen gidebilirsin. Fakat bir gölge gibi sürekli yanında olacağımı da bil. "
" Ben çok düşündüm. Haklı olabilirsin. Beni sevmen için çok fırsat vermiş olabilirim. Bir konu da daha haklısın. Diğer tarafta duran benim abim. Abi- kardeşler birbirlerini o anlamda sevemez. Yanında duracağım ama benden seni sevmemi bekleme. Ve bu intikam işini bir an önce sonuçlandır. Arada kalıp, yıpranmaktan çok yoruldum. "
" Bundan sonra seni asla üzmeyeceğim. "
" Sevindim. "
Hafif bir tebessümle oradan uzaklaştım. Ön tarafta ki havuza girip kendimi suya bıraktım. Kafam her karışık olduğunda kendime zarar veriyordum. Bu sefer kendimi dağıtacak şeyler bulmalıydım. Bu yüzden bana en yakın olan şey havuzdu. Böylesi sıcak bir günde yapılması en uygun şeyde oydu. Havuzdan çıkıp, kurulanmak için havluyu arıyordum. Sonra önümde beliren gölgeye kafamı kaldırıp baktım.
" Bunu mu arıyorsun Ufaklık ? "
" Kurulanmak için fazla kuru değil misin ? "
" Sana da şaka yapılmıyor be. "
" Keyfim yok sonra Çağatay. "
Elindeki havluyu alıp üzerime sardım. Çantamı da takıp evin kapısına doğru yürümeye başladım. Odaya çıkınca saçlarımı kurulamaya başladım. Aynaya baktığımda aklıma gelen tek bir şey olmuştu. Saçlarımı okşana ve kokusunu içine çeken Arda. Bahçede son kez çok güzel vakit geçirmiştik. Son kez diyorum çünkü bir daha karşılaşma ihtimalimiz bile olmayacak. Böyle her bakışımda onu hatırlatacak şeyler olacaktık elbette. Bununla başa çıkmakta bana kaldı sanırım. Saçlarımı bırakıp yatağın üzerine oturdum. Nefes alamayacak duruma gelmiştim. Telefonumda yoktu sesini duyiyim. Gözümün önüne ilk karşılaştığımız an gelince yüzümde bir tebessüm oluştu. Böyle birini kaybetmek niye. Ani bir kararla üzerimi giyinip dışarıya çıktım. Kalbimi onsuz bırakamazdım. Onsuz hayat çekilmiyormuş. evlerinin önüne gittiğimde cesaretimi kaybettim. Kapının önünde bir aşağı bir yukarı dolanıp durdum. Ne diyecektim ki. Ailesi asla biz olmaya izin vermeyecekti. Üstelik ' O senin abin. ' diye sürekli başıma vuran biri de vardı. İçimi çekip, arkamı döndüm. Gitmekten başka çarem yoktu. Bir kaç adım attıktan sonra arkamdan ismimi duydum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DERİNE
RomanceOnsuz hayat çekilmiyormuş. evlerinin önüne gittiğimde cesaretimi kaybettim. Kapının önünde bir aşağı bir yukarı dolanıp durdum. Ne diyecektim ki. Ailesi asla biz olmaya izin vermeyecekti. Üstelik ' O senin abin. ' diye sürekli başıma vuran biri de v...
