Başımı kaldırıp kimin olduğuna baktım. Selimdi. Çok garipti. Gözlerinin içine bakıp konuştum.
" Nasıl buldun beni ? "
" Önce bir merhaba deseydin. "
Diyerek yanıma oturdu.
" Giriş ve gelişme bölümünü atlıyorum. Sonuca bakıyorum ben. "
" Vay. Güzel felsefe. "
" Beni nasıl buldun ? "
" Zor oldu biraz. Bu parkla birlikte 3. park. Haliyle yoruluyor insan. "
" Beni aramana gerek yoktu. Hem parkta olacağımı nereden anladın. "
" Kızım ben askerliğimi doğuda yaptım. Senin gibi kaç kişiyi buldum. Kimin nerede olacağını çok iyi bilirim. "
" Beni bulmana gerek yok. Ben hayatta kalabilirim. "
" Gördüm. Biraz önce bir uyuşturucu çetesi üyesine yardım ettin. Yetmedi polislere yanlış bilgi verdin. Şimdi bu parkta güvenli bir şekilde uyuyacak mısın ? "
" Bana karışma. Gerekirse o çeteye katılırım. Gerekirse adam öldürüm. Hayat benim sanane. "
Diyerek yerimden kalkıp parktan çıktım. Onunda neden geldiğini bir türlü anladım zaten. Lafı dolandırıp duruyor. Çekici olduğunu sanarken soğutuyor mal. Bu gidişle geceyi yolda yürüyerek geçireceğim. Derken aklıma evin yanında ki kömürlük geldi. İlk defa ' İnşallah içi boştur. ' diye dua ederek oraya gittim. Asma kilidi açıp boş bir alana kıvrılmadan önce sabah iş için alarmı kurdum.
----
Sabah alarmın çalması ile hemen kalktım. 2 gündür üzerimde aynı şeyler vardı. Üstelik saçlarımda artık saç olmaktan çıkmıştı. Kapının aralık kısmından teyzemin çıkmasını bekledim. Çok geçmeden elinde cüzdan ile çıktı evden. Hemen evin kapısına gittim. Anahtarı her zamanki yerinde aradım. Fakat kadın eve almamakta ısrarcı olduğu için saklamıştı. Son çare kendime kömürlükte çeki düzen vererek oradan ayrıldım. Çalışacağım kafenin önüne geldim. İçerisi fazla kalabalıktı. Pazar olmasından kaynaklanıyordu sanırım. Hemen önlüğümü giyip servise başladım. Daha sonra bir kız güler yüzüyle yanıma yaklaşıp
" Benim birkaç saat işim var. Tek idare edebilir misin ? "
İçten gülümsemeye aynı şekilde karşılık verdim.
" Tabii ki siz işinize bakın. "
Kafe sakinledikten sonra arka tarafın tezgahını temizlemeye koyuldum. O sırada biri geldi. Arkam dönük olmasına rağmen konuşmasına devam etti.
" Sütlü kahve aliyim lütfen. "
Ses tanıdıktı. Ama yinede Arkamı dönmeden kahveyi hazırladım. Kim olduğunu kahveyi verirken gördüm. Kahveyi almak için elini uzatırken bir yandan da kendini tanıtıyordu.
" Tarık ben. Dün akşam yardım ettiğin çocuk. "
" Sana her yardım edeni takip mi ediyorsun sen. "
" Hayır. Sen iyi ve güvenilir bir kıza benziyorsun. Böyle garsonluk yaparak ne kadar kazanıyorsun ? "
" Bana yeteni kazanıyorum sanane. "
" Daha büyük paralar kazanabilirsin. "
" Senin işlerine bulaşarak mı ? "
" Çok değil. 2 günde başını sokacak bir evin olur. Senin gibi şüphe uyandırmayacak bir kuryeye ihtiyacım var. "
2 günde bir ev mi dedi o. Yok bunu kabul edemem. Uyuşturucu işi sonuçta. Sokaktan geçen adamamı güvenicem.
" Ne yapmam gerekiyor ? "
Allah beni kahretsin ne diyorum ben. Aman 3-5 gün satar vazgeçerim. Sonuçta kullanmıcam ya.
" Müşteriler buraya gelecek sen sadece parayı verdiklerinde paketi vereceksin o kadar. "
" İyi de bu kadarinsanın içinde anlaşılır. Yapamam. Hem sana neden güvenicem ben. "
" Bana güvenmen gerek çünkü ben seni kocan gibi ortada bırakmayacağım. Teyzen gibi evden atmıcam veya annen gibi bir mektup bırakıp gitmicem. "
" Bunları nereden biliyorsun ? "
" O kenarda duran hesap kutusundan parayı aldıktan sonra paketi yerleştir. Adamlara ver. Akşam ben seni bulur parayı alırım. O zaman bölüşürüz. "
Diyerek bir poşet bırakıp gitmişti. Oldukça ağırdı. Kimse gelmeden güvenli bir yere koymam gerekiyordu. Güvenliğinden emin olduktan kısa bir süre sonra şüpheli bir şahıs geldi. Böyle diyorum da yaptığım işten hiç memnun değilim. Adamın yanına gidip siparişini sordum.
" Ne alırsınız ? "
" Paket. Kola getirsen. "
Demiştim size bu adam o adamlardan diye. Daha biraz önce teklif etti işi bana hemen nasıl haberleri oldu. Kabul edeceğimi nereden biliyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
DERİNE
RomanceOnsuz hayat çekilmiyormuş. evlerinin önüne gittiğimde cesaretimi kaybettim. Kapının önünde bir aşağı bir yukarı dolanıp durdum. Ne diyecektim ki. Ailesi asla biz olmaya izin vermeyecekti. Üstelik ' O senin abin. ' diye sürekli başıma vuran biri de v...