Önceki bölümü okumayı unutmayın🩷
-
Bugün Jimin geleceği için çok heyecanlıydım. Gece Taehyung uyutmasa bile bu heyecan ile uykum bile gelmiyordu. Hoş zaten alıştım uykusuz kalmaya.
Erkenden uyanıp Taehyung'un güzel yüzünü izlemiştim o uyanınca da yaramazlıklar yapıp onu birkaç kez öpmüştüm. O kadar tatlıydı ki doyamıyordum. Keşke dün ona biraz şans verseydim diye düşünmedim de değil.
Şimdi o plağından şarkı dinliyor bende odasındaki koktukta uzanmış onu izliyordum. Bir yandan hafif hafif belini kıvırıyor ve şarkı söylüyordu. O kadar seksi görünüyordu ki. Alt dudağını dişlerinin srasına alıp başını ritmik bir şekide sallamaya başladı. Bu görüntüyü benim için sunduğuna o kadar emindim ki. Bence onunla dans etmem için beni kışkırtıyordu. Ama hayır,onun tuzağına düşmeyecektim.
-
"Jimiiinnn!" Sabahtan beri gelmesini beklediğim Jimin sonunda gelmişti. Onu kollarımın arasına alıp sıkıca sarıyordum. Benim kadar o da mutlu görünüyordu. "Çook özledim senii!"
"Ben de seni çok özledim. Sürekli benimle kavga etsen de sen yokken o kadar sıkıcı ki, anlatamam kookie."
Elimi hemen onun ağzına kapatıp susturmaya çalıştım. Yanımızsa Tehyung varken bana kookie dememeliydi.
"Öhöm öhöm. Napıyorsun Kookie. Arkadaşın nefes alamayacak." Jimin'in gözleri kısılırken ben göz devirmiştim.
Jimin bana sarıtmayı bırakıp Taehyung'a yöneldi.
Elini uzatıp selamlaştı. "Demek bizimkinin anlattığı o yakışıklı komutan sensin. Çaktırma, senin ona lakaplar takman hoşuna gidiyor."
"Ben hâlâ buradayım Jimin!"
Taehyun ona göz kırpıp gülmüştü. "O zaman siz istediğiniz gibi takılın. Bugün burası sizin. Ben de odama gideyim. Kısa bir işim var."
"Tamamdır." Yanağıma sesli bir öpücük bırakıp benden ayrıldı ve yanımızdan uzaklaştı.
Jimin'e baktığımda sırıtarak bana baktığını gördüm.
"Sadece bir aydır ayrıyız. Hiç yabancılık çekmemişsin. Ben de depresyondasındır diye düşünürken sen erkek düşürüyordun demek. Ama çok yakışıklı Jungoo."
"Dur bir nefes al. Hem ani oldu o biraz. Beni depresyondan kurtaran zaten oydu. Neler oldu neler. Anlatacağım hepsini."
"Tamamm, gel oturalım."
-
Jimin'le görüşme saatimiz bittiğinde onu uğurlamıştım. Gitmeden önce yanımıza Yoongi gelmişti ve Jimin Yoongi'yi görünce beni hemen unutmuştu. Yoongi'de ondan farksız değildi. Ama iyi anlaşmaları beni mutlu etti.
Ben de Taehyung'un yanına gitmeye karar verdim.
-
"Sesini çıkartma dedim. Bunu onları yapmadan önce düşünecektin. Ben kimin yaptırdığını zaten biliyorum. Konum, senin yapman."
Odaya gittiğimde yine Taehyung'un birisiyle konuşmasını duymuştum. Dinlemek bana çok yanlış gelse bile kendime engel olamıyordum. Kapıya biraz daha yaklaştım. Şimdi içeriye bir sessizlik hakimdi. Kısa süreli sesizliğin ardından bir gürültü koptu. Bir kapının sertçe kapatılmasına benziyordu. Gizli kapının olma olasılığı aklımı kurcaladı.
Beklemeden kapıyı tıklatarak içeriye girdim. Taehyung'u saçları dağılmış ve kaşları çatık bir şekilde buldum.
"Taehyung, ne yapıyordun?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hug And Cry |Taekook
FanfictionYeni aldatılan ve askerlik görevini yapan Jungkook, herkesin çekindiği binbaşı Taehyung'un gözüne batar. Askerlikte karşılıklı nefretle başlayan ilişkileri daha sonrasında şiddetli bir aşka dönüşür...
