7; Winter Again

314 34 13
                                        

İyi okumalar herkese😺

୨୧


Jeon Jeongguk

Bok gibiydim. Kendimi hiç iyi hissetmiyordum. Zihnimde alakalı alakasız senaryolar dönerken "keşke şunu deseydim" ya da "keşke onu demeseydim" diyerek daha da başımı döndürüyordu içimdeki ses.

Stresliydim, kaygılıydım.

Kalbim çok hızlı atıyordu ve ben sadece sağ omzumun üstüne yaslanarak oturduğum koltukta intihar senaryoları düşünüyordum.

Sakin kalamıyordum, duvarlar üstüme üstüme geliyordu. Karen'ın sevgilisi kimdi, Janet'e sorsam bilir miydi, annemi aramayı unutmuştum ve en son ne zaman yemek yediğimi hatırlamıyordum.

Vücut değerlerim hep düşüktü bu yüzden. Oturmuş ölmeyi bekliyordum. Harika.

Derin bir nefes aldım ve kapalı gözlerimi açmadan elimdeki bardaktan bir yudum şarap daha içtim. Hava neredeyse tamamen kararmıştı. Dışarı çıkmak istemiyordum bu yüzden.

Ağlamamak için büyük çaba gösterdiğim için de boğazımda koca bir yumru vardı. Derince nefes aldım ve uzun uzun verdim. Hızla ayağa kalktım ve balkondan koşa koşa denize ilerledim.

Belki biraz yüzmek iyi gelirdi. Bir de içki, kesinlikle alkollü bir şeyler arıyordum.

Deniz sabaha göre sıcakken hızlıca girdim ve düşünmeden daldım. Nereye gittiğimi bilmeden yüzdüm, bu çok önemli bir detay değildi. Şu anda kimse nereye gittiğini bilmiyordu sonuştu değil mi?

Siz? Siz biliyor musunuz nereye gittiğinizi? Birkaç gün sonra olacakları veya birkaç saniye sonra hayatta olup olmayacağınızı.

Ben de, ben de bilmiyorum.

Açıkçası bilmek istiyor muyum, onu da bilmiyorum.

Denizde yaklaşık bir saat kadar oyalandım. Yeri geldiğinde ağladım ve rahatladım da. Eve gelir gelmez de hızlı bir duş alıp kendi başıma dışarıda akşam yemeği yemeye karar verdim.

Annemi şu an arayamazdım çünkü Kore'de saat pek uygun değildi. Annem bazen sırf benim için gece uyanır görüntülü konuşurdu benimle. Onu gerçekten çok seviyordum...

Üstüme siyah bir atlet ve parlak takılar, altıma da siyah pantolon giymiştim. Anahtarı, cüzdanı ve ilk kez telefonumu alıp hızlıca dışarı çıktım. Makarna tarzı bir şeyler istiyordum bu yüzden en sevdiğim İtalyan restoranına gidecektim.

Hızla topuklu rugan ayakkabılarımı giyerken kendimi biraz daha özgüvenli hissetmiştim. Kafamdaki düşünceler geldikçe onları itiyordum. Sadece sokakta öyle ilerliyordum işte.

Taksi veya başka bir şeye ihtiyaç duymamıştım. Yürüyerek gitmem yarım saat bile sürmezdi bence.

★★★

"Teşekkür ederim."

Önüme konulan tabakla düşüncelerimden sıyrılıp koca bir çatal aldım. Herkes eşiyle, sevgilisiyle gelmişti. Ben de öyle en kenarda çok aradan görünen gecenin karanlığına bürünmüş denizi görmeye çalışıyordum.

Telefonuma bildirim düşüp duruyordu. Yine ekranımı ters çevirip yemeğime odaklanabilmiştim.

Nicolas meselesini ne yapmalıydım acaba? Belli ki Alex'in sorunu benimle değildi. Nico'ya karşı duyguları varsa boşu boşuna onu kırmak istemezdim. Aşk konusunda çok hassasım, biliyorsunuz.

Aşık olmak, aşk çok güzel şeyler.

Ama yarım kalma hissi...

Yarım kalma hissi belki de en kötü şey bu hayatta. Çok gencim, çoğu kişiye göre güzelim, karakterim de düzgündü az çok bence. Hayalimdeki hayatı yaşıyordum, düzenim vardı, param vardı...

California | TaeggukHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin