Gitgide soğumaya başlayan havayla üzerimdeki pikeyi sıktım.
Soğuk havalarda her zaman daha mutlu olmuştum. Çünkü soğuk hava demek, küçük Tae için annemle daha az zaman geçirmek demekti. Kış geldiğinde annem hep kendine zaman ayırır, benim kazandığım paralarla tatil yapmaya gider ve beni hiç tanımadığı insanlara emanet ederdi. Büyüdükçe artık kimseye bırakmamıştı, ki bu 12 yaşlarındaydı. Artık tek başıma yaşayabileceğime inanmıştı. Ödemeyi unuttuğum ve ödemem gerektiğini bile bilmediğim faturalar yüzünden buz gibi olan evimizde otururken her şeye rağmen mutlu olurdum. Çünkü yanımda annem olmazdı.
O olmadığında rahatsız edici işler veya sabahlara kadar süren programlar da olmazdı.
Bu yüzden kış, benim için her zaman en iyisiydi. Ve artık ısıtıcıya da ihtiyacım yoktu. Çünkü ilk defa üşümüyordum. Kocaman bir adamım vardı ve teni benim için her zaman ev kadar sıcaktı.
Gülümseyerek sigaramı küllükte söndürdükten sonra balkondan yatak odama geçtim. Birkaç gündür ikimizin de işi olduğu için pek görüşememiştik. Eve gelir gelmez onu yatağımda bulunca çok mutlu olmuştum.
Üstünü çıkarmış, saçları dağılmış ve kaşları çatık bir şekilde uyuyordu.
Pikeyi koltuğun üstüne atıp çarşafı kaldırdıktan sonra göğsüne uzandım. Hissettiğim sert ve sıcak göğüs sayesinde kendimi çok huzurlu hissediyordum.
Bacağımı da üstüne atınca büyük eliyle uyluğumu kavradı. "Jungkook... seni çok özledim."
Dudaklarını öperken aynı zamanda kokusunu içime çekiyordum. Gözlerim dolarken nefeslerim hızlandı. "Seni çok seviyorum, çok fazla biliyorsun değil mi?"
Boynuna öpücükler kondururken aniden neden böyle hissettiğimi bilmiyordum. Gözyaşlarımı daha fazla tutamayıp akıttığımda güzel boynu da ıslanıyordu. "Belli edemiyorum, biliyorum. İlk defa böyle bir sevgi hissediyorum, Jungkook. Deli oldum, ne yapacağımı, nasıl baş edeceğimi bilmiyorum. Tek bildiğim sensin ve sana olan sonsuz aşkım sanki." Titrek bir sesle içimi boşaltırken hıçkırıklarımı tutmaya çalıştım. "Özür dilerim, senden korktuğum her an için. Sana geç geldiğim için. Üzdüğüm için çok... Çok özür dilerim, tamam mı sevgilim?"
Göğsünde ağlarken yavaş yavaş sakinleşiyordum. Ellerinden birini kaldırıp boynuna attı ve göz yaşlarım yüzünden kaşındığı için kaşımaya çalıştı. Fakat saçlarım yüzünden yapamıyordu. Gülümseyip istediği şeyi ben yaptığımda birkaç kez dudağını yalayıp uyumaya devam etti.
Pürüzsüz göğsüne birkaç öpücük kondurmaya başladım. Onu rahatsız etmek istemiyordum ama bir yandan da onu çok fazla özlemiştim.
"Yaramaz kedi." Boğuk sesiyle konuştuğunda kafamı hızlıca kaldırdım. Gözlerimin parladığına emindim. "Uyandın!"
"Yavrum ayı diyorsun da cidden ayı değilim, kış uykusuna falan yatmadım. Mutluluğa bak."
Kahkaha atarak karnının üstüne oturdum. Elleri çıplak bacaklarımı kavrarken üzerine eğilip burnunu öptüm.
"Özledin mi beni, hmm?" Gülerek şımarıkça kurduğum cümleyle yüzünü kırıştırarak gülümsedi o da.
Yüzümü dikkatle incelerken kaşları çatıldı. "Sen ağladın mı?"
"Birazcık." Parmaklarımla göstererek şirinlik yaparak kafasını karıştırmak istiyordum fakat pek oralı olmadı. Elleri sırtıma çıkıp göğsüne yaslanmamı sağladı. "Of, tamam, bakma öyle. Kötü bir şey yüzünden ağlamadım," dedim derin bir nefes alarak devam ettim. "Sadece seni çok özlemiştim ve böyle yatağımda görünce etkilendim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Scintilla
FanfictionDünyaca ünlü Kim Taehyung ve Jeon Jungkook ödül töreninde ruh eşi çıkarlar.
