İlahi bakış açısı
13 YIL ÖNCE
Gözlerini açtı Cansu bir güne daha... Yine neler yaşanacağını bilmediği bir güne... O gece annesi ile beraber yatmıştı. Ama sabahında yine her zaman ki gibi annesi yoktu yanında.
Üzgün yüz ifadesi ile kalktı yatağından, yavaş adımlarla salona doğru yürüdü. Sonra yatak odasına, mutfağa ve tuvalete... Gözleride alışmıştı bu görüntüye. Annesi yada babası yoktu. 'Anneme gidiceğim' diye geçirdi aklından. Aynı yavaş adımlarla yürüdü kapıya doğru. Kapıyı açtı ve merdivenlere yöneldi. Çıplak ayakları yerdeki soğuktan rahatsız oluyordu ama Cansu'nun fikri annesinin yanına gitmekti. Giriş kapısına geldi arkasından gelen sesi duydu. Bu ses onun içini ürpertmişti. Korkuyla arkasına döndü.
Gördüğü şeye kalbi dayanamamıştı. Eli ağzına gitti, gözyaşı eline... Siyah eldiven, siyah bir maske vardı karşısındaki adamda. Korkusu yüzünden belli oluyordu.
"sende kimsin?" derken sesi titrek çıkmıştı. Korkusu sadece yüzünden değil sesinden de anlaşılıyordu.
Adam yavaş adımlar ile Cansu'nun yanına giderken,
"Sakin ol, benden sana zarar gelmez" dedi soğuk bir ses ile.
"O zaman neden siyah şeyler taktın?" Adam yine sessizliğini koruyarak güldü.
"siyah şeyler takmam benim kötü olduğumumu anlatıyor" Cansu başını salladı aşağı yukarı.
"Bak bakalım ufaklık, ben seni almaya geldim" Cansu 1 adım geriye gitti.
"Ben birsey yapmadım ki" Adam tekrar güldü. Hala soğukluğunu koruyordu.
"Sen birsey yapmadın zaten, ben seni kurtarmaya geldim"
"Yanii masallardaki süper kahramanlar gibi mi?" bunu söylerken gözleri parıl parıl parlıyordu. Adam tekrar güldü.
"Evet, aynen öyle" dedi elini uzatarak. Cansu elini uzattı. Ama adam ile aralarında "küçük" bir boy farkı vardı. Adam sırıtarak Cansu'yu kucağına aldı.
Adam kötü birisi değildi. Sadece burada yaşanılacak şeyleri tahmin edebiliyordu. Peki neler yaşanırdı diye sordu içinden adam kendine. Sonra söyle cevap verdi kendine Cansu'nun annesi ve babası her zaman ki gibi kavga edecekti. Ama bu normal bir kavga olmayacaktı. Adam tüm hepsini onların bir üst katında oturduğu için biliyordu. Aslında o evde yaşanan her şeyden haberdardı. Tek isteği Cansu'yu o evden kurtarmaktı.
"nereye fidicez" dedi Cansu. Adam kafasını biraz sola çevirerek kıkırdadı. Sonra kucağındaki Cansu'yu dönerek
"Seni bir süreliğine evime fidireceğim" dedi yine gülerek. Cansu kaşlarını çattı.
"Niye gülüyorsun" dedi adamın göğüsüne küçük yumruğunu vurarak. Adam bu yumruktan hiç etkilenmemiş şekilde yürümeye devam etti.
Adamın evine geldiklerinde Cansu adamın kucağından atlayarak eve girdi. Adamı arkada bırakmıştı. Sonra adamın yanına dönerek,
"Ya senin ismin neydi?"
"Aa evet ufaklık senle tanışmadık ben Kerem sende..." dedi ve sustu onun adını evdeki seslerden biliyordu ama onun ismini bildiğini anlarsa nasıl öğrendiğini soracaktı ve bu aşama oldukça sıkıcı geliyordu.
"Senin ismin ne?" dedi kendini düzelterek.
"ben Cansu." Adam elini uzatarak,
"Tanıştığıma memnun oldum" dedi. Cansu'da adamın elini tutarak,
"bende" dedi. Cansu elini çok durmadan çekti ve hemen odaları gezmeye başladı.
Kerem içinden 'bu çocuk hiç ahlak bilmez mi?' diye geçirdi. Bilmezdi, daha doğrusu zaten öyle bir evde bilemezdi de...
