18. BÖLÜM: Dava

5 0 0
                                        

GÜNÜMÜZ

Sabah gözlerimi tabak sesleri ile açtım. Yataktan kalkmaya çalıştım ama o an kendimi yerde buldum.

"Noldu?!" Burak koşarak yanıma geldiğinde elimi ona uzattım. Burak o anda arkasını dönüp odadan çıktı. Bu tavrı neydi şimdi? Sinirli bir şekilde yerden destek alarak kalktım.

"Biraz da karnım ağrıyordu ama neyse" diye mırıldandım. Burak'ın gülüş sesini duyduğumda sinirle mutfağa gittim.

"Ters tarafından mı kalktın sen?" dedim kafasına vurarak. Cevap vermeden çayları koymaya devam etti. Kaşlarımı çatarak sandalyeye oturdum. Önüme sertçe çay dolu bardağı koyarak önüme oturdu.

"Ben bir şey mi yaptım?" dedim. Gözlerini bana çevirerek,

"Çünkü her gün kahve ve tost yiyerek kendine zarar veriyorsun!" dedi. Gülerek çayımdan bir yudum aldım.

"Yani?" dedim gülmeye devam ederek.

"Ne yanisi işte kendine zarar verdiğini söylüyorum ve sen gülüyorsun"

"Çünkü komik" bu sefer gülmeme Burak'ta eşlik etmişti.

"Tamam affettim" dedi. Kaşlarımı çatarak "Havalara bak sen!" dedim.

"Yemeğini yemezsen tribime devam edicem" kafamı aşağı yukarı sallayarak masaya göz gezdirdim. Zeytin,peynir, domates,omlet... Hiç biri benim miğdemin alışık olduğu bir şey değildi. Çatalımı elime alarak bir dilim domates aldım. Aldığım domatese bir kaç saniye baktıktan sonra yedim.

"Bunları yemek zor değil gördüğün gibi" gülerek, "Sen gerçekten buna mı kızgınsın?" dedim. Ben gülsemde o bana ciddi bakıyordu. Sonrasında bu ciddiyetini bozarak oda güldü.

"Bu ciddiyetlikte devam edemiyeceğim" dedi. Hızlıca kahvaltımı yaptım. Sonrasında masadan kalktım ve salona geçtim.

Koltuğa oturur oturmaz aklıma bayadır duşa görmediğim geldi. Ayağa kalktım ve lavaboya doğru yürüdüm.

"Ben duşa giriyorum" dedim.

Duştan çıktıktan sonra saçımı bir havluya sararak salona geçtim.

"Saçımı yapar mısın?" Burak oturuşunu düzelterek bana yer ayırdı.

"Tabii, buyurun" kahkaha atarak önüne oturdum ve ona tarak ve toka uzattım.

"Nasıl bir model istersiniz?"
"Siz karar verin" hayatında hiç bir kadının saçını yapmış mıydı? Du bir dakika ya bende önce bir sevgilisi olmuş muydu?

"Ben senin ilk sevgilin miyim?" dedim o benim saçımı tararken. Bir anda kahkaha sesi duydum. Ben gülmüyordum!!!

"Yani ilk değilsin, ama en güzelisin" söylediği iltifatı duyunca gülümsedim. Ama benden önce bir sevgilisi olduğunu öğrenmiştim.

"hmm, peki kimmiş bu..."deyip durakladım.

"kız" dedim tükürürcesine.

"Liseden biri, hem bir dakika sen kısk-"
"Hayır tabi ki de ben niye kıskanayım?"
Tekrardan gülme sesini duydum ama bir tepki vermedim.

"Neyse bu bilgi benim işime yaramaz" dedim. Sonuçta ayrılmışlardı,fazla abartıya gerek yoktu.

Saçımı ördüğünü hissediyordum.

"Sen saç örmeyi nereden biliyorsun?" dedim.

"Bilmem bir yerden öğrenmişimdir."

"Sen o kızın saçında görmüşsündür" dedim kollarımı göğsümün üstünde bağlayarak.

"A a sen baya kıskanıyorsun şu an" kaşlarımı çatarak ona döndüm.

"Ne alaka ya!" kafasını sallayarak gülünce önüme döndüm.

"vee tamamdırr." ayağa kalkıp koridorda ki aynaya gittim ve kendime baktım. Bence gayet başarılıydı.

"Aferin sana" deyip elimi uzatıp ona çak yaptım.

2 SAAT SONRA

Burak evden çıktıktan beri oturmuş duvarı izliyordum. Bir süre sonra gözlerim ağırlaşmıştı. Başımı yastığa koydum ve gözlerimi kapattım.

3 Saat süren uykumda gördüğüm rüya kaşlarımı çatarak kalkmama neden olmuştu.

Babamın aslında çok iyi birisiydi, annem ise asıl kötü olan kişiydi. Bütün hepsi annemin kurgusuydu. Babam annemin baskısı altındaydı ve babam annem zoruyla her şeyi yapıyordu.

Asla böyle bir şey inanılacak gibi değildi. Zaten bir rüyaydı neden bu kadar kafayı takıp 15 dakikadır bu rüyayı düşünüyordum?

Ayağa kalktım ve mutfağa ilerledim. Elim kahve makinesinin tuşuna gidecekken aklıma Burak'ın uyarıları gelmişti. Gülümseyerek buzdolabının açtım ve hiç bir şey olmadığını görünce geri kapattım. Bence buzdolabının boş olması oldukça normaldi. Sonuçta her öğün kahve ve tost yiyen biriydim.

Salondan telefonumu alıp yemek uygulamasından hızlıca yiyecek bir şeyler sipariş ettim.

Gelen yemeği hızlıca yiyip odama girdim. Üstüme siyah dar bir elbise giydim ve adliyeye gitmek üzere evden çıktım.

Arabama bindim ve yola çıktım. Aslında şuan Adliyeye gitmem için bir sebep yoktu ama orası benim 2. evim olmuştu adeta.

Telefonumun çalma sesi ile gözümü yoldan ayırmadan yan koltuktan çantamın içine elimi daldırdım. Telefonumu hissettiğimde çıkardım ve arayan kişiye baktım.

Ayfer Hanım arıyor...

Hızlıca telefonumu açıp kulağıma koydum.

"Alo Cansu Hanım,"

"Evet, buyurun,"

"Elimde bir kanıt var, işimize yarayacak gibi duruyor."

"Tamamdır harika, Adliyenin önünde buluşalım." dedim ve telefonu kapattım.

Adliyenin önüne arabayı park ettikten sonra arabadan indim. Etrafa göz gezdirdiğimde Ayfer Hanım'ı görmüştüm bile.

"Bu kamera kaydı onun işini bitirir" elindeki kamerayı aldım ve videoyu başlattım.

Her şey gözüküyordu. Bütün an kamera kaydında vardı. Bu onun işini elbette bitirirdi.

"Bu kayıtlara asla zarar gelmesin, altın kadar değeri var" dedim. Yüzüme büyük bir tebessüm yerleşmişti.

Bu dava benim için önemliydi. Bu dava annemin davası gibiydi. Bu davayı kazanmalıydım...

Tek Bir KurşunHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora