21. Bölüm: Ajan

4 0 0
                                        

   Kız çekmecesinde sakladığı defteri çıkardı ve bir şeyler yazdı her gün olduğu gibi. Bütün hayatını döküyordu o deftere. Doğduğu andan şuana kadar.

Kapının açılmasıyla defterini örtünün altına sakladı. Önünde doktoru gördüğünde sertçe yutkundu. Doktorun dudakları haraket ediyordu yine. Kız bir şey anlamadığı için bakışlarını duvara çevirdi yine.

O videoyu kimin ona gönderdiğini merak ediyordu. Fakat bunu olduğu yerde öğrenemezdi. Bulunduğu yerin adını dahi bilmeyen kız buradan kaçma planı kuruyordu kendince. Ama bilmediği bir şey vardı, buradan kaçmak oldukça zordu.

*

Gece yine uyku tutmamıştı adamı. Bir dakika bile aklı başka yerlere gitmiyordu. Aklı sürekli sevdiği kızdaydı.
Son bir kaç gündür iştahıda yoktu.

Telefonu çalıyordu. Telefoni eline aldı ve arayan kişiye baktı.

Doktor arıyor...

Telefonu açtıktan sonra kulağına götürdü.

"Burak bey, çabuk buraya gelin!" Adam kaşlarını çatarak ayağa kalktı ve acilen evden çıktı. O acele ile telefonu bile kapatmamıştı.

"Ne oldu doktor bey?!" dedi ardından telefon kapandı. İçi ikiye bölünmüş haldeydi adeta.

Bir tarafı kötü bir şeyler olduğunu diğer tarafı Cansu'da büyük gelişmeler olabileceğini söylüyordu.

Adam hangi tarafa inanacağını bilemez durumdaydı.

Akıl hastanesine koşarak girdiğinde ilk girdiği yer Cansu'lmnun odasıydı.

İçeri girdiği an karşısındaki görüntü onu şaşırmıştı. Ağzı açık kalan adam acilen odadan çıkıp doktorun odasına gitti.

"Doktor bey Cansu nerede!?" dedi telaşlı bir sesle.

Doktor bey eli ile sandalyeyi göstererek Burak'ın oturmasını istedi.

"Bugün kontrol için içeri girdiğimde kendisini göremedik. Bütün kamera kayıtlarına baktık. Gördüğümüz kadarıyla..." dedi ve sustu doktor.

Burak kaşlarını çatarak konuşmaya başladı.

"Evet gördüğünüz kadarıyla?" dedi.

"Kaçmış" dedi doktor gözlerini kaçırarak.

"Ne! Burası nasıl bir yer! Hani güvenliğiniz çöm iyiydi sizin?" dedi bağırarak ardından ayağa kalktı.

"Burak bey lütfen sakin olun ve oturun. Şuan görevlilerimiz her yerde onu arıyor." dedi. Burak sinirle yerine oturdu ve elini saçlarına karıştırdı.

Adam eli kolu bağlı bir şekilde oturuyordu, bu durum onun sinirini bozuyordu. Ama buradan çıkıp nereye gideceğini de bilmiyordu bu sebeple orada oturmaya karar vermişti.

Doktor sandalyesinde oturmuş bilgisayardan kayıtları inceliyordu hala. Kim bilir belki bir şey çıkar diye. Doktor bir kayıtın eksik olduğunu fark edince kaşlarını çattı. Toplam 23 kamera kaydı olması gerekirken 22 tane vardı. Tekrar tekrar saydı kamera kayıtlarını. Ama hep aynısı çıkıyordu. Burak'a belli etmek istemiyordu doktor. Derin bir nefes aldı ve son bir kez daha saydı, yine az önce ki gibi 22 tane çıkmıştı...

"Ben bir lavaboya gideceğim, siz burada bekleyin" deyip sakince çıktı odadan.

Asıl kamera kayıtlarının bulunduğu odaya girdi doktor. Oradaki kayıtları saydı bu sefer.

1... 2...3...6...9....13...19...21...22...

Maalesef ki yine 22 tane idi!

Akıl hastanesinin müdürüne gitmekte buldu çareyi doktor.

"Bir kayıt eksik..." müdür kaşlarını çattı ve konuşmaya başladı.

"Bütün kayıtların olması gerekiyor, birde ben bakayım" deyip kendi bilgisayarından kayıtlara girdi müdür. Bu kez o saydı kayıtları.

1...2...3...4...7...14....22...

22 tane idi!

"Nasıl olur bu? 23 tane olmalı" Doktor ve müdür birbirlerine baktı bir kaç dakika. Aynı şeyleri düşündüler. Burada kaydı silen birisi vardı! Cansu bunları yapamazdı. Buranın çok güçlü şifreleri bulunuyordu. Büyük ihtimalle hastanenin içinde küçük bir ajan vardı!

"Hastaneden birisi..." dedi doktor. Müdür başını sallayarak onay verdi.

"Bir süre bütün çalışanları göz önünde bulundurmalıyız, illa ki suçlunun bir açığını görürüz." Kafasını salladı doktor.

*

Genç kız o adama güvenmişti. O adamın dediklerine güvenmişti. Bütün yol boyunca hata yapıp yapmadığını düşünüyordu. Adama güvenmekte hata mı yapmıştı yoksa doğru mu yapmıştı?

"Seninle konuşmayalı baya oldu, Cansu"
Dedi dikiz aynasından kıza bakarak adam.

Kız cevap vermedi yine. Tabi artık bunu kendisi bile normal biliyordu. Ama o adam belki bilmiyordu. Peki ona bunu nasıl anlatacaktı? Sadece sessiz kaldı.

"Niye konuşmuyorsun?" dedi bu sefer. Yine bir şey demedi kız. Kafası eğik ayakkabılarını inceliyordu sadece.

"Psikolojik mi?" dedi adam. Bu kadar kolay anlamasına şaşırmıştı kız. Bu konuda şanslıydı.

"Tamam ben anladım"

Araba Cansu'nun evinin önüne geldiğinde adam arabayı park etti. Sonrasında eli ile dışarıyı işaret ederek Cansu'lu çağırdı ve çıktı.

Cansu yavaşça ve kafasını yerden kaldırmadan kapıyı açtı, çıktı. Adam çoktan apartmana girmişti. Cansu yavaş yavaş ileri apartmana doğru. İçeri girdi ve asansöre bindi. Evinin olduğu kata geldiğinde asansörden indi ve kapısı açık olan evine girdi.

Adam çoktan girmiş olmalıydı. Cansu içeri girdiğinde kafasını yine eğdi. Gözleri ile ileri incelemeye çalıyordu. Salona girdiğinde adam oturmuş telefonu karıştırıyordu.

Telefondaki bütün her yeri karıştırıyordu adam, videoyu bulabilmek için. Son kalan uygulamaya girdi ve incelemeye başladı. Gözüne çarpan bir videoya girdi.

Evet bu o videoydu!

Adam dikkatlice izledi videoyu. Bu video gerçekten çok kötüydü. Adam bütün videoyu ağızı açık izledi. Video bittikten sonra kafasını kaldırıp bir kaç saniye Cansu'ya baktı.

*

Adam hapishaneye alışmış bir vaziyetteydi artık. Kızını özlemişti. Onu ziyarete gelmeyeceğini biliyordu. Ancak gerçekleri öğrendikten sonra gelebilirdi artık.

Bir anda gerçeklerin ortaya çıkması için dua ederken buldu adam kendini. Ancak o şekilde kurtulabilirdi adam. Kim biler belki burada kaç kişi suçsuz diye düşünmeye başladı bu sefer adam.

Dudaklarını birbirine bastırdı ve sertçe bir nefes verdi. Ayağa kalktı ve parmaklıkların yanına geldi. Demirleri tuttu ve karşısındaki duvarı izledi.

Sıkılıyordu burada, hemde çok. Yapacağı hiç bir şey yoktu. Kızını özlemiş bir vaziyette gerceklerin ortaya çıkmasını istiyordu...

Tek Bir KurşunLa tua prossima ossessione. Scoprilo ora