Bir rivayete göre ; bu dünyanın ayakta olmasını sağlayan üç kelebek varmış
Beyaz,kırmızı ve mavi...
Beyaz kelebek iyiliği sembolize edermiş. Hem kendisine, hem de başka canlılara iyiliği verirmiş. İnsanlık onun sayesinde mutlu bir hayat sürermiş.
Kırmızı kelebek ateşi sembolize edermiş. Dışardan bakılınca sinirli,insanlığı yok etmek isteyen bir kelebek gibi görünürmüş. Lakin asla öyle birisi değilmiş. Görünüşünün tam tersi; insanlığın yaşamına yardımcı olan, onlara toprağı sunarmış. Kendiside o topraklarda yaşarmış.
Ve üçüncü kelebeğimiz olan mavi kelebek. Mavi kelebek dışarıdan deli,dolu görünürmüş. İnsanlığa gökleri vermiş,onların yaşamına en büyük katkıyı sağlamıştır. Fakat mavi kelebeğin unuttuğu birşey varmış. Mavi kelebek verdiği gökyüzünün havasını sadece insanlara odaklı yapmış. Kendisi havadaki oksijeni solumaya başlayınca o ihtişamlı , mavi kanatları bir anda solmuş ve mavi kelebek Dünya'ya gözlerini kapamış.
Ben bu hikayedeki mavi kelebektim...
🦋🦋🦋
28/12/2004" anne ben birşey yapmadım" dedi yaptığı şeyi inkar eden Dilhun. 6 yaşında olan Dilhun oldukça yaramaz bir kız çocuğuydu. Dilhun'un annesi ev hanımı; Umay Hanımdı, babası ise yüzbaşı ; Kemal Bey'di. Dilhun tek kız çocuğuydu. Babası görevdeyken annesine resmen kök söktürüyordu. Hergün aklına daha yaratıcı bir fikirle uyanan Dilhun , bugünde bahçıvanlık oynamak amacıyla annesi Umay Hanımın bütün çiçeklerim makas ile kesmiş üstüne üstlük topraklarınıda salona döküp bütün çiçekleri toprakların altına koymuştu.
"Tabi kızım sen yapmadığına göre çekmecedeki makas kalktı bütün çiçeklerimi kesip,bütün toprağıda salonun ortasına döktü değil mi?" dedi Umay. Dilhun' un bakışları yerde tam bir suçlu çocuk edasıyla elleri önünde bağlıydı.
Fakat Umay hanımın asıl şaşırdığı şey, Dilhunun tüm bunları sadece annesi yatak odasında yatak toplarken yapması olmuştu. Neyse ki bugün keyfini hiç birşey bozamayacak durumdaydı. Çünkü can dostu Leyla ve ailesi bugün lojmana taşınacaklardı.
Umay," Of Dilhun of . Napacağız biz seninle " dedikten sonra artık Dilhun annesinin yumuşadığını anladığı için şirinlik departmanına başvurmuştu." Nesi varmışkine benim?" Diye sordu. Umay mükemmel türkçesiyle kızını düzeltti." Nesi varmışkine benim diye bir cümle yoktur kızım. Benim neyim varmışki diyebilirsin" dedi. Bu sefer oflama sırası Dilhundaydı
"Of anne of. Napcaz ki bij şenle?" . Umay ," kız sen beni mi taklit ediyosun bakayım,cimcime " diyerek kızını kucağına aldı ve yanağına sulu bir öpücük kondurdu.Dilhunun cevabı ise şen bir kahkaha oldu."Anne bugün neden bu kadar mutlusun?" Diye sordu Dilhun."Kızım hani sana anlattığım bir arkadaşım vardı ya . Leyla teyzen . Onlar artık bu lojmana taşınacak" . Dilhunun gözünün içi güldü çünkü annesinden duyduğuna göre Leyla teyzesinin de 8 yaşında bir oğlu varmış. Lojmanda Dilhunun yaşıtı çok az kişi olduğu için ve o kişileride sevmediği için hep yanlız kalıyordu. Belki Leyla teyzesinin oğluyla iyi anlaşırdı.
" Anne Leyla teyzenin bir de oğlu var değil mi?" Diye sordu Dilhun ." Evet kızım. 8 yaşındaki Gökalp"
Gökalp...göklerin yiğidi
Dilhun bu ismi hayatı boyunca duyacak ve de unutamayacaktı. Fakat daha bundan haberi yoktu
🦋🦋🦋
Eveet yeni bir asker kurgusuyla herkese selamlarr.Aslında bugün Dilhun'un hayatının en önemli günleri diyebilir miyiz? KESİNLİKLE EVET
Bakalım Dilhun ve Gökalp anlaşabilecek mi ?
Peki Dilhunun bu kadar kısa sürede bu kadar yaramazlığı yapması bekleniyor muydu? Bence hayır
Dilhundan sonra Kemal ve Umayın bir daha çocuk yapacağımı sanmıyorum ama bakacağız artık.
YENİ ASKER KURGUMUZDAN HERKESE SELAMLAR 💙🦋
