Çok fazla konuşup sizi sıkmak istemiyorum ama en uzun bölümlerden biri bu oldu yani baya sabır gerektiren bir bölüm sanırım.
İyi okumalar 🩵🩵
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Taehyung-
...
Jenogguk'un güzel yüzü avuçlarımın içindeyken güzelliğini seyrediyordum. Yıllardır hasret kaldığım yüzü bir meleğinkinden çok daha güzeldi. Tek gülümsemesiyle insanın içini eriten kalp katiliydi. Yaramın hem sebebi, hem merhemiydi. Kalbimin nefes molasıydı. "Yıkık şehrimin sahil kenarı..." sesimin sessiz çıkmasına rağmen dışımdan söylediğim kelime şaşırırken, aynı şekilde uyumaya devam ettiğini görünce derin bir nefes alıp yüzünü okşamaya devam ettim.
Kasımın son mısraları silindi gitti. Kasımı gömdüm annemle birlikte. Aylardan aralıktayız. Hatta çoktan aralığın ortalarına geldik. Sabahın beşi. Sabahın kasvetiyle kalınlaşan sesime yabancılaşmışım. Tüm tanıdıklığım Jeongguk'a, kendimi de unutmuşum.
Ellerim yanaklarından saçlarına çıktı. Dibi gelmiş sarı saçları dünyanın en güzel şeyi gibi görünüyordu. Yumuşacıktı saçları. Duştan sonra direkt uyduğunda kıvır kıvır oluyordu. En çok o zamanlar parmaklarımın içi gidiyordu saçlarına. Yıllar önce, saçları boyalı olduğu için ceza almıştı. Öğrendim. Kes demişler, karşı çıkmış. Asabi biri değildi eski Jeongguk. Büyüdükçe asabileşmiş. Aktif görevden döndüğümüzde anlattılar ceza sebebini. Sen emret kessin dediler, kıyamadım. İyi ki kıyamamışım.
Ellerim saçlarındayken yavaşça gözlerini açtı. Güneşe alışmaya çalışan gözlerini açıp kapıyordu. Gülümseyerek bana baktığında eğilip dudaklarına masum bir öpücük kondurup geri çekildim. "Günaydın."
"Taehyung." Dedi uykulu sesiyle. Karnımdaki kelebekler tüm odaya yayılmış gibi, gün ışığı doldu odaya. Yaklaşık yarım saattir uyanıktım ve kollarımda uzanan sevgilim gözlerini açtığında doğmuştu güneş. Tıpkı ilk geldiğinde odamın perdelerini açması gibi, hayatımın her bölümünde güneşler açtırıyordu.
...
Yavaşça doğrulduk, kollarımdan ayrıldın. Bacaklarını yataktan sarkıtıp terliklerini giydin. Yatağımızın karşısındaki koltuktan benim tişörtümü alıp üstüne geçirdin. Sana fazlasıyla bol olan pijama pantolonunun paçaları yerde sürünürken banyoya gittin. Ardından ben de kalktım, direkt mutfağa gittim. İki tost ekmeği alıp kızartma makinesine koydum. Aklıma gelen rast gele şarkıları birbirleriyle karıştırıp söylerken buzdolabından gül reçelini çıkardım. İlk çekmeceden aldığım bıçağı reçelle birlikte tezgaha bıraktım. Evin içinde yankılanan ayak seslerini duyduğumda mutfağa geldiğini anladım, gülümsedim. Makineden çıkan ekmekleri alıp reçeli arasında bolca sürmeye başladım. Her zamanki, sevdiğin gibi.