Speranza

156 10 13
                                        



Çok çok uzun bir aradan sonra yeni bir bölümle döndüm. Sınav yaklaştığı için çok aktif yazamıyorum ama maalesefe bu bölümde de okuyacağınız üzere hikaye artık derinleşiyor.

Daha önce bölümlerde okuduğumuz en ufak detayları (belki fark etmediğiniz, üstünde durmadığınız.) bile açıklanmaya başlayacak. Bunları yazmakta pek kolay bir yazma süreci geçiremiyorum. Özellikle tüm karakterlerle önemli derece bağ kurduktan sonra onlarla vedalaşmaya hazır hissetmiyorum.

Ve buna bir çözüm olarak finali belirsiz bir bölüme ertelemeye karar verdim. Tabii netleştiğimde yine size haber bereceğim ama sözü fazla uzatmadan gideyim çünkü aranızdan biri yeni bölüm için bir sürü yorum attı. Senin sayende hızlandırdım yazma sürecini🩵🩵

İyi okumalar. Bölüm sonunda görüşürüz.🩵🩵

...

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.



...

Yoongi

Jimin tekerlekli sandalyemi iterken başım yere eğikti. Hayatım boyunca belki ilk defa başımı eğiyordum. İleriye bakmaya gücüm yoktu şimdilerde. Güneşin doğuşunu görüp umutla dolan kalbimi, bir çift siyah pençe elleri arasına almış, ben nefes almaya çalıştıkça sıkıyordu. Umutlu günler geride kaldı, yalnız hüzün var diyordu. Koridorlarda adım sesleri yankılanırken bir daha asla kendi adım seslerimim duyamayacağımı anımsadım.

Şehrin en büyük hastanelerinden birindeydik, daha önce buraya birçok askerin gelmesine yardımcı olmuştum ama kendim için hiç gelmemiştim. Buraya hiç kendim kadar kötü durumda bir asker getirmemiştim.

Düşüncelerim zihnimi esir almışken tekerleklerin altında ilerleyen çizgileri izliyordum. Hastanede bir ölüm sessizliği vardı. Duyduğumuz tek ses tekerleklerden gelen ses ve tavanda asılı olan floresanların çıkardığı cızırtılı sesiydi.

Beyaz koridorun sonundaki odaya girdiğimizde doktorla göz göze geldik, belirgin bir mahcubiyetle başını önüne eğdi az önce benim yaptığım gibi. Ne benim ne de Jimin'in yüzüne bakabiliyordu. Yaşanan hiçbir şeyde onun suçu yoktu belki ama başını kaldırmasını da söylemek gelmiyordu içimden. Birileri de benim için üzülsün istemiştim ilk defa, sonunda biri de benim insan olduğumu hatırlatıp acı çektiğimi görsün istedim.

Doktor gözlerime bakamadan, kelimeleri zar zor kullanıp sol bacağımı artık kullanamayacağımı, tüm vücudumu kaybetmekten ucuz atlattığımı söyledi.

O an floresanların cızırtılı sesinin bile kaybolduğunu hissettim. Artık duyduğum tek ses arkamda duran Jimin'in düzensizleşen nefesleriydi.

Şu anki durumum zaten bilmediğim şeyler değildi nihayetinde ama içimden, yıllarca baskısı kurulmuş erkek adam ağlamaz sözüne inat hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyordu. Hiç kaldıramadığım başımı biraz daha eğdim. Zira kalbimdeki enkaz gözlerime yansıdıysa Jimin görsün istemiyordum.

Yayınlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 09, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

My dear soldier// TaekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin