Sogno

123 10 6
                                        



Diğerlerine oranla biraz daha kısa bir bölüm ama sebeplerim var.

Açıklamasını burada yapmayacağım spoiler olur. Okuyun ve öğrenin.

İyi okumalar🩵🩵🩵


İyi okumalar🩵🩵🩵

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.




....

"Er park Jimin, albayım."

Taehyung oturuşunu düzelterek kapıya doğru seslendi. Birkaç saniye sonra jimin elinde birkaç parça evrakla odaya girdi. "Albayım..."

Taehyung, Jimin'in ne demek istediğini tek kelimesinden anlayıp başını olumlu anlamda sallayarak, bakışlarını karşısındaki askerlere çevirdi. Sessizce hepsine eliyle kapıyı gösterdi. Askerler birer birer odadan çıkarken Jimin, Taehyung'ın karşısındaki deri koltuklardan birine oturdu. Dikkatle kağıtları masanın üzerine bıraktı. Taehyung merakla kağıtları eline alıp incelemeye başladı ama ne olduğunu az çok biliyordu zaten. Bu sefer bildiği şey olsun istemiyordu.

Jimin güneşin vurmasıyla parlayan açık kahve gözlerini Taehyung'un yüzünden ayırmıyordu. Tüm tepkilerini beynine kazımaya çalışıyordu sanki.

"Ne bu?" diye sordu Taehyung bakışlarını kağıtlardan kaldırmadan konuştu. Jimin, Yoongi'nin aksine gözlerini bile ayırmıyordu. "Bir hafta görevim bitiyor." Dedi duygusuzca. "İmzalamanız için getirdim."

"Gidince doktorluk eğitimime devam edip Yoongi'ye yardım etmeye çalışacağım... Sizin aksinize." Dedi Jimin tekdüze bir sesle. Her zaman ki gibi konuşuyordu, soğuk ve ruhsuz. Ama Taehyung biliyordu ki bu sefer hissiz değildi. Kağıtları bir kenarı bırakıp ayağa kalktı. Birkaç adımda Jimin'in karşısındaki deri koltuğa oturdu. "Özür dilerim... Böyle olacağını bilmiyordum." Hayal kırıkları gözüne yansımıştı. Kalbindeki dikişler, hızla çırpınışlara yetişemiyor, etrafına sarılı olan ipler kalbini kesiyordu keskin bir bıçak gibi, lakin bıçak gibi tek seferde değil. Acıta acıta, her bir darbede daha derine basıyor, daha fazla kan akmasını sağlıyordu.

"Siz konuşurken yanınızda değildim, bilemem. Ama hislerim kuvvetlidir albayım. İçinden bir ses gitmediğiniz için pişman olmadığınızı söylüyor." Jimin'in bakışları asla yumuşamıyordu. Saf nefretle bakıyordu. "Kendi canınınızı onunkinden daha değerli gördünüz."

My dear soldier// TaekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin