Belki saha erken belki daha geç biter, daha tem belli değil. Ama amacım yirminci bölümde final yapmak.
Yazım hatası varsa kusura bakmayın kontrol etmeden atıyorum.
Son hakkında bir fikriniz var mı??
Bu aradaa yorum ve oyu unutmayın lütfen
İyi okumlaar 🩵🩵🩵
...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
...
Yeni doğan güneşi izliyordum kardelenlerin yanında otururken.
Kardelenler baharın müjdecisidir derler. Kore'ye bahar geliyor, ama benim kalbimdeki karlar bir türlü erimiyor. Kalbimde bir savaş var uzun süredir. Tüm bedenimle, her şeyimle alıştım savaşlara. Savaşta olmayı biliyorum. Savaşmayı biliyorum. Ama bir savaşı nasıl durdururum bilmiyorum. Ser şeyi savaşa dönüştürdüm. Aşkımı bile. Ama savaşı nasıl bitireceğimi bilmiyorum. Tek çözüm ölüm mü? Ya da kaçmak mı?
Aşk bir savaş değildi. Savaştım, savaştık. Jeongguk'u da savaşmaya zorladım. İkimizi de mahvettim yıllarca. Sevgiye kördüm, güzelliğe kördüm. İçerisinde Jeongguk olan her şeye kördüm. Ama aynı zamanda Jeongguk için de her şeye kördüm. İkilemdeydim. Nasıl seveceğim, nasıl veda edeceğimi bilemedim. Kendimle de savaştım çok kez ve sonunda kaybettim, kaçtım.
Değiştim sandım, bunun için bir adım dahi atmamışken. Yeniden bir şans istedim, hiç hakkım yokken, zorladım, zorlandım ama kabul ettirdim. Bana ait olmayan yollarda yürüdüm. Ayağıma batan dikenlerine gülümsedim. Şikayet etmeye hakkım yoktu, biliyordum. Bu yola bile muhtaçtım.
Gün ışığı yüzüme vururken yüzümün yandığını hissettim. Gözlerimi kapattım, güneşin beni yakmasına izin verdim. Kuş cıvıltıları kulağıma dolarken onun sesini özlediğimi fark ettim. Sahi ne kadar olmuştu Jeongguk'u görmeyeli?
Bir hafta?
İki hafta?
Hayır. Tam bir aydır jeonnguk'un sesini duymuyordum. Başlarda askeriyede sürekli birbirimizi görüyorduk ama konuşmuyorduk. Sürekli rüyalarıma giriyordu ve ben onun yüzüne bile bakamıyordum. Suçluydum. Yoongi'yi hiç arayamadım. Sesini duyduğum an ağlayacağımı biliyordum, arayamadım. Aramalarını görmezden gelemedim. Hepsini açtım, her birinde hayatının nasıl gittini anlattı. Mutlu olduğunu söylüyordu. Nasıl inanabilirdim ki?
Her şeyin suçlusu bendim, kaçan bendim. Mağdur olan oydu, ama bana ulaşmaya çalışan yine oydu. Daha da kötü hissediyordum. Silinmek istiyordum dünyadan. Elimde bir silgi olsa ve bana dair olan her bir parçayı silip hiç var olmamışım gibi davranmayı çok isterdim.
Jeongguk'la hiç konuşmuyorduk. O beni aramıyordu ben de onu. Bazen elim telefona gidiyordu, onun profiline tıklıyordum ama bir türlü arayamıyordum. Profilindeki köpek bile sırtını dönmüştü bana.