"Her şey tamam, şef." dedi İsmail. Kerim bana döndü.

"Sadece Cihan'ın odasına giriyorsun ve oraya bakıyorsun." İsmail'in uzattığı gözlüğü taktım.

"Anladım şef!" dedim gülerek. "Merak etme, her şeyi halledeceğim." Esma Kerim'e döndü.

"Şefim, isterseniz ben evin etrafını biraz dolaşayım. Bir sorun falan görürsem size haber veririm."

"Olur Esma."

"Esma." dedim bir anda. "Çok cool görünüyorsun." Güneş gözlüğünü indirip göz kırptı ve uzaklaştı. "Sanırım ben en çok Esma'yı sevdim."

"Hani beni daha çok seviyordun?" dedi İsmail.

"Of İsmail." dedi Nesrin. Umursamadan İsmail'e döndüm.

"Senin yerin tabi ki de ayrı. Sen benim en sevdiğim yemek arkadaşımsın. Hatta bu görev bitsin, seninle hamburger gömelim."

"Olur, valla." Gülümsedim ve Kerim'e döndüm.

"O zaman Kiraz kaçar." El sallayıp arabadan indim.

"Kendine dikkat et Ela." dedi Kerim arkamdan.

"Olur Kara, denerim!" Biraz ilerledikten sonra kapıya gelmiştim bile. Hemen zile bastım. Kapıyı daha önce görmediğim bir hizmetli açmıştı. "Merhaba." dedim gülümseyerek.

"Hoşgeldiniz."

"Ben Cihan'ın yanına gelmiştim de, evde mi acaba?"

"Hayır, ama birazdan gelecekmiş."

"O zaman ben Güneş'in yanına gideyim."

"Hanımefendi, sizi böyle içeri alamam ama."

"Ben buraya ilk defa gelmiyorum ki ya." dedim. Bir kere de bir şey sorunsuz gitse olmaz mıydı?

"O kim Esra?" Nilay'dı bunu söyleyen.

"Selam Nilay." Kapıya kadar gelmişti.

"Hoşgeldin Ela. Esra Hanım misafirimiz yabancı değil, sorun yok."

"Tabii Nilay Hanım." Önümden çekilince içeri sonunda girebilmiştim.

"Nilay'la fazla oyalanma, Cihan'ın odasına gir bir an önce." dedi Kerim.

"Kahve içer misin Ela?" dedi Nilay.

"Valla çok yoruldum, güzel olur." dedim gülerek.

"Ela!" Bir anda bağırınca kulağım çınlamıştı.

"Ama ben kahvemi Güneş'in yanında içmek istiyorum." dedim gülümseyerek. "Onu çok özledim. Bir de geçmiş olsun dileklerimi iletmem lazım."

"Anladım." dedi gülümseyerek. "O zaman ben Esra'yla Güneş'in odasına yollarım kahveni."

"Teşekkür ederim." Arkamı dönüp merdivenlere yöneldim. "Bir daha bana bağırma, kulaklığı çıkarır atarım bak!" dedim sessiz ve uyarıcı bir sesle.

"Ela, hapse gitmek için ip çekiyorsun sanki." Ofladım.

"Tamam Kara. Sen kazandın." Cihan'ın odasına girdim. Güneş'in odasının tam yanındaki odaydı.

"Her yere bak şimdi. Dış kapının kamerasını görebiliyoruz biz sadece. Eğer eve Cihan gelirse falan sana haber vereceğiz."

"Tamam." Odaya girip kapıyı kapattım. Önce yatağının yanındaki komodinin çekmecelerine baktım. Bir kaç dosya vardı. "Bunlar olabilir mi?"

"Hayır, değil. Aramaya devam et." Rafları ve dolapları itmeye başladım. "Ne yapıyorsun sen?"

"Gizli bir kapak falan varsa açmaya çalışıyorum. Ne yapıyor olabilirim başka?" Gardırobunu açıp kıyafetlerinin arasını karıştırdım. Gardırobun arka kısmında bir kapak olduğunu farkettim. Ama üzerinde hem şifre, hem de anahtar kısmı vardı. "Bunun anahtarını bulmam lazım."

Hırsız AjanWhere stories live. Discover now