Caraphernelia | Erika - Ouozu

68 6 3
                                        

(Erika, barda gördüğü gitariste gönlünü kaptırır.)

"Bunu kutlamalıyız!" Diye neşeyle haykırdı Shou. Üniversiteden mezun oluyorlardı ve hayatın farklı bir bölümüne atılmaya hazırlardı.

"Zaten parti olacak ya," Erika sınıfça yapılacak mezuniyet partisini kastediyordu.

"Üçümüz bir şeyler yapmayalım mı?" Shou, yavru köpek gözleriyle sordu..

"Bence hoş olur,"

"Bak, Reika da bana katılıyor!"

"İyi madem," Erika sonunda ikna olmuştu. "Nereye gideceğiz?"

"Hemen şu köşede yeni bir bar açılmış hem yakın da," Shou'nun önerisi kabuk edildi.

Erika, Reika ve Shou üniversitenin ilk yıllarından beri arkadaşlardı. Shou işletme, Erika medya ve gazetecilik, Reika ise müzik bölümünde okuyordu. İşletme Hukuku ve Medya Etiği dersinde Shou ile Erika; Müzik ve Medya dersinde ise Reika ve Erika tanışmış, zaman içinde ayrılmaz bir üçlü haline gelmişlerdi.

Vardıkları barın tabelasında "Momoyama" yazıyordu. Henüz yeni açıldığı için fazla bir kalabalık yoktu. Üç arkadaş sohbetleri eşliğinde kokteyllerini yudumladılar.

"Peki dekanın bizi nasıl azarladığını hatırlıyor musunuz?"

"Bizi değil seni, Shou." Erika Shou'nun sözünü düzeltirken gülmeden edemedi. "Tam bir fiyaskoydu."

Onlar konuşmalarını sürdürürken başka bir üçlü barın ortasına bakacak şekilde konumlandırılmış sahneye yanaşıp çıktılar. Birkaç kablonun takılmasıyla hazırlıklar tamamlandı. Baterist çubuklarını ritmik bir şekilde vurarak şarkının başlayacağı haberini verdi.

"Bakın, canlı müzik de varmış!" Shou, heyecandan olsa gerek, bağırdı. Sesi öylesine yüksekti ki neredeyse müziği bastıracaktı.

"Bu bar güzelmiş," Reika'nın narin sesi gürültüden zar zor duyuluyordu. "Daha sık gelelim."

"Hayret, sen rock sever miydin?" Erika çalan grubun ağır tarzına itafen sordu.

"Klasik müziği tercih ederim ama rock da hoş bence."

"Müzik, müziktir!" Shou neşeyle elindeki kadehi sahnedeki gruba selam verircesine kaldırdı.

O gece geç saatlere dek barda eğlendiler. Bu yalnızca uzun bir yolculuğun başlangıcıydı. Üçlü, Bar Momoyama'nın müdavimi haline geldiler.

Diğerlerinden farklı olarak Erika'nın bu bara özel bir ilgisi vardı, daha doğrusu müzik grubuna, daha doğrusu gitariste.

Barda çalan müzik grubunun adı Furuya's Flair idi. Adı üstünde soyadları Furuya olan üç kardeşten oluşuyordu. Görünüşlerinden anlaşıldığı üzere üçüzlerdi. Onları ayırmanın tek yolu saç şekilleri ve çaldıkları enstrümanlardı. Basist ana gruba dahil olmayan yardımcı bir arkadaşlarıydı. Kahküllü olan Ryuuji vokalistti, diken saçlı Kota bateri calıyordu ve Erika'nın gönlünü kaptırdığı gitaristin adı ise Ouzou'ydu.

Nasıl oldu bilmiyordu. Belki de Ouzou'yu sahnede görünce etkilenmişti ancak bundan fazlasını hissediyor, onu tanımak için derin bir istek duyuyordu. Peki, bu mümkün müydü? Kendisi, Ouozu için bir dinleyiciden fazlası değildi. Kim bilir, belki onu fark bile etmemişti. Erika, ulaşamayacağı birine aşık olduğuna inanıyordu.

Kafasındaki düşünceleri bir kenara bırakıp yaşlı köpeği Zach'e mama vermek üzere yerinden kalktı ancak onu hiçbir yerde bulamayınca endişelenmeye başladı.

Ortaokuldan beri birlikte olduğu can yoldaşı Zach... Hayvanlar öleceklerini hissettiklerinde kuytu bir köşeye saklanma eylemindedirler. Fazla detay vermemek daha iyi olacak ancak Erika, Zach'i bulduğunda köpeğin ruhu aramızda değildi.

Kamyon çarpmışa dönen Erika, hüzünle kendini evden dışarı attı. Bu günün yakında geleceğini biliyor ama gerçeği kabullenmek istemiyordu. Zach onun için bir köpekten fazlasıydı. Geçirdiği çocukluk yıllarının bir parçasıydı. Şimdi ise o parçayı kaybetmişti.

Yollarda amaçsızca dolanırken ayakları onu Bar Momoyama'ya getirdi. Kendini rastgele sahne önündeki bir masaya attı ve ceplerini kontrol ettiğinde telefonunu yanına almadığını fark etti. Almış olsaydı bile değişen bir şey olmazdı çünkü arkadaşlarına haber vermek yerine yalnız kalmayı tercih ediyordu.

Beklediği sırada üçüzler sahneye çıktı ve günün şarkısı olan Caraphernelia'yı çalmaya başladılar.

Kalbimi tut, senin için atıyor zaten
Ya seni unutamazsam?
Adını boğazımın içine yakacağım
Seni yakalayacak olan ateş ben olacağım

Zach'in üzüntüsü yetmezmiş gibi bir de bu sözler ona Ouzou'ya olan umutsuz aşkını hatırlatınca gözlerinden dökülen yaşlara engel olamadı. Artık kendisini tutmuyor, içinden geldiğince ağlıyordu.

Gecenin sonunda masalar boşalmış, herkes toparlanarak bardan ayrılmaya başlamıştı. Erika ise başını masaya gömmüş yatıyordu.

"İyi misiniz?" Kendisine seslenen yumuşak bir sesle toparlandı. Başını kaldırdığında karşısında Ouozu'nun durduğunu görünce afalladı. Cevap vermek için fazla şaşkındı. Kapanma vakti neredeyse geldiğinden bar tamamen boşalmış sadece ikisi kalmıştı.

"Sahneye yakın oturuyordunuz, biz çalarken ağladığınızı fark ettim," Ouzou haddini aşmak istemediğinden normalde olmadığı kadar resmi konuşmaya çalışıyordu. "Nasıl olduğunuzu sormak istedim."

"Ne diye soruyorsunuz?" Erika içkinin etkisiyle diline geldiğince konuşuyordu. Ağzını hiç açmasa daha hayırlı olacaktı. "Ben sizin için bir şey ifade ediyor muyum ki?"

"Ben öyle demezdim," Ouzou boynunu ovuşturmaya başladı. "Bar Momoyama'da ilk sahne alışımızdan beri geliyorsunuz,"

"Fark ettiniz mi yani?"

"Gözden kaçırılacak gibi değilsiniz."

Ouzou ne kadar ciddiyetle davranmaya çalışsa da rahat yapısı kendini gösteriyordu. "Size sahile kadar eşlik edebilir miyim?"

"Birazdan kalkmazsak bardan atacaklar zaten," Erika, Ouzou'nun teklifini kabul ettiğini ima eden bir cevapla gözlerindeki ıslaklığı silerek yerinden kalktı. Ana cadde, sahil yolundan geçiyordu ve aksi yöne gitmeyenlerin eve gitmesi için bu yolu kullanması gerekiyordu. Bardan çıkıp yan yana yürümeye başladılar.

"Kendimi henüz tanıtmadım,"

"Adınızı biliyorum," Erika söylediğinin tuhaf duyulduğunu kelimeler ağzından çıktıktan sonra fark etmişti. Daha önce hiç konuşmadığı gitaristin adının Ouzou olduğunu nereden biliyordu? Elbette özel ilgi göstererek Furuyaların konuşmalarına kulak kabarttığı içindi. "Kardeşlerinizle konuşurken duymuştum."

"Kardeş olduğumuzu nereden biliyorsunuz?"

"Belli olmuyor mu?"

"Bizim hakkımızda biraz fazla ilgilisiniz, Sayın..." Adını henüz bilmediği için cümleyi tamamlayamadı.

"Erika,"

"Güzelliğinize yakışan bir isim," Ouozu sırıttı. "Peki böyle güzel bir hanımı üzen neydi, Erika?"

"Köpeğim öldü," Erika yüzünü hoşnutsuzlukla buruşturdu.

"Basın sağolsun," Ouzou böyle durumlarda nasıl teselli verilmesi gerektiğini en iyi bilen kişi değildi. "Seni bir daha ağlarken görmek istemem."

"Neden umrunda ki?" Erika kendini hala Ouzou'nun onu umursamadığına inandıramıyordu.

"Sen önemli bir dinleyicimizsin. İlk sahne alışımızdan bu yana hep geliyorsun. Bilmiyorum, sanki aramızda görünmez bir bağ oluşmuş gibi. Kulağa tuhaf geliyor gerçi,"

"O halde ikimiz de tuhafız çünkü ben de aynı şekilde hissediyorum."

"Kalp kalbe karşı."

Ana caddeye vardıklarında kendi yollarına gitmek üzere ayrıldılar ancak birbirlerinin numaralarını almayı da ihmal etmediler. Bu, çok daha büyük bir ilişkinin başlangıcıydı.

Ginga E Kickoff!! | Victory Kickoff!!Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin