Billie Eilish - Wildflower açmanız şart arkadaşlar şarkı bölüm içinde var çünkü.
Zayn'in dünkü teklifinden kimseye bahsedemedim ancak tek başıma karar vermek de çok zordu. Kafayı yiyecek gibiydim. Kayıt şirketi ile çalışma konusunda hala emin değildim. Ben radyolarda şarkısı çalınana bir şarkıcı olma hayali kurmamıştım hiç; bu hayal hep Zayn'e aitti. Ben hatta, yıllardır aynı kafede haftada üç gün çalan, küçük, amatör grubumuzda mutluydum hep. Daha fazlasını isteyen oydu. Teklifin bana gelmesi de adil hissettirmiyordu. Onun hayalini ben yaşamak istemiyordum. Bu konuda beni desteklemesi de belki de bu yüzdendi, bilmiyordum. İçten içe üzülüyor bile olabilirdi.
Dün kafenin önünde yaptığımız o konuşmadan beridir aklım yerimde değil gibiydi ve Yeda da Ruth da bunu fark etmiş ve defalarca bana ne olduğunu sormuşlardı ama sessiz kalmaktan veya geçiştirmekten başka bir şey yapamamıştım. Şimdi de odamın içinde elimde telefonla bir sağa bir sola gezinip duruyordum. Çok kez ekranda Zayn'in numarasını açmış ama basmak üzereyken vazgeçmiştim. Ama sonra da şunu düşündüm; belki de Nils Mikelson dinleyecek ve teklif yapmaktan vazgeçecekti ya da ben onun teklifini reddedebilirdim. Sonuçta Zayn sadece Nils Mikelson'ın gelip beni dinlemesini teklif etmişti. Şarkıyı onunla anlaşmam şartıyla söyleyeceğine dair bir şey dememişti. Bu yüzden telefonun ekranını açtım ve zaten ekranda açık olan ismine tıklayıp onu aradım.
Üç kez çaldıktan sonra açmayacağını düşünüp kapatıyordum ki açmıştı. Açmış ve "Alo." demişti çoktan.
"Merhaba Zayn." dedim ben de. Sonra da "Nasılsın?" diye sordum.
"Aynı. Sen?"
Gergin. "Aynı ben de..."
Sonra telefonda sadece sessizlik ve aynı anda iç çekmemiz duyuldu. İkimiz de birbirimizin bir şey demesini bekliyor gibiydik. Boğazını temizlediğini duydum. Ardından da bana "Dün akşamki konuşmamız için mi aradın?" diye sordu. Başka arayacak bir sebebim de yoktu zaten. "Evet," dedim. "onun için aradım." Ona kararımı verdiğimi ve teklifini kabul ettiğimi söyleyecektim ki ben konuşamadan o bana "Belamour ben...ben dün akşamı düşündüm ve seni zorladığımı fark ettim. Sana bu konuda baskı yapmak istememiştim, kararını etkilemek istemiyorum...gerçekten."
"Zayn-" diye böldüm onu ama dinlemedi bile.
"Eğer istemiyorsan söylemek zorunda değilsin Belamour."
"Ben kararımı verdim Zayn. Nils Mikelson'u arayabilirsin, söyleyeceğim."
Önce birkaç saniye kadar sustu, sonra derin bir çekti. "Ne zaman?"
"Ne zaman istersen. Sen gitmeden önce."
"Anlaşmaya sadık kalacağım. Söz veriyorum."
O şarkıyı duymayı çok istiyordum. "Ne zaman gideceksin?" diye sordum ona.
"Muhtemelen perşembe günü."
Başımı salladığımı görmese de başımı salladım işte. "Bu akşam ara o zaman. Perşembe günü de ben seni dinlerim Anlaştık mı?"
"Anlaştık." İkimiz de aynı anda iç çektik. Sonra o "Ama," dedi. "Prova gerekiyor biraz. Elliot üç gibi garaja gideceğinizi söyledi. İkide biz buluşalım. Yarım saat yeter."
"Tamam. İkide garajdayım."
"Güzel. İstersen seni ala-" Lafını kestim. "Hayır, ben gelirim. Teşekkürler."
"Peki, görüşürüz o halde." dedi ve telefonu kapattı.
Telefonu kapatında duşa girip çıktım, mutfakta bir şeyler atıştırdım ve biraz makyaj yaptım. Kot pantolonumun üzerine kolsuz, bordo bir bluz giydim ama dışarı çıkınca kot pantolon giydiğime pişman oldum. Sıcaktı. Zayn'le telefonda anlaştığımız gibi saat ikide garajda olmuştum. Benden üç dakika sonra da o geldi. Garajdan içeri girerken de "Özür dilerim. Trafk vardı." demişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
to begin again
FanfictionYeniden başlamak için başka günlerimiz olacak. Nasıl, neden bilmiyorum ama yeniden başlamak için deneyeceğimi biliyorum.
