16

159 18 38
                                        

wildflower ile okuyun ve acı çekin lütfen eheheh

Eve döndüğümden beri kutu odamda, yatağımın üzerinde duruyordu öylece. İçinde başka neler olduğuna bakamamıştım. Fırsatım olmamıştı çünkü.

Akşama abimin ve Ellen'ın arkadaşları yemeğe geleceklerdi ve Ellen'ın söylediğine göre epey kalabalık olacaklardı. Bu yüzden Ellen akşam için hazırlık yapıyordu ve ben de ona yardım ediyordum ancak aklım yukarıdaki kutuydaydı. İçinde başka neler olduğunu merak ediyordum ama bakmaya da cesaretim kırılmıştı biraz. İçindeki fotoğraflarımızı "senin eşyaların" diye bana verince içimde bir şeyler daha kırılmıştı ona karşı. Üstelik bana aldığı kar küresini kırmış olması da kalbimi çok yaralamıştı. Aklım o kutuda kalsa da içindekilere bakmak şu an istemiyordum sanırım ve bu yemeğe yardım etme iş de kafamı dağıtacak bir bahane olmuştu aslında.

Mutfaktaydık ikimiz de ve ben cheesecake için bisküvi ezerken Ellen da kremasını hazırlıyordu. Ada tezgahın üzerineki tabletten kısık sesle sakin bir şarkı listesi çalıyordu. Ellen'ın çalma listesiydi bu muhtemelen çünkü o hep böyle müzikler dinlerdi. Mutfakta benim bisküvileri kalıba iyice yayarken arada kalıbın kenarına çarptırdığım bardağın sesi, Ellen krema harcı karıştırken harçtan gelen ses ve kısık sesli müziğin sesi karışıyordu. İkimiz de konuşmuyorduk ben pat diye "Zayn'le bugün eski dairemize gittik." diyene kadar. Bunu söylerken yüzümü ona da dönmemiştim, hala elimdeki bardağı bisküvilere bastırıyordum ancak o harcı karıştırmayı bırakmıştı ve bana dönmüştü yüzünü fakat bir şey demeden tekrar önüne döndü. Bana "Neden gittiniz?" diye sorana kadar saniyeler geçmişti.

"Fatura üyelikeriyle ilgili bir sorun varmış. Geçen Bayan Alwin arayıp bana söyledi, Zayn'e ulaşamamış...numarası değiştiği için."

Kalıba iyice yayılan bisküvileri ezmeye bir son verip kalbı önüne doğru ittirdim görmesi için ve "İyi mi böyle?" diye sordum. Başını uzatıp kalıbın içine baktı ve "Hm-hm. Olmuş, eline sağlık." dedi. Kalıbı önüme çektim tekrar ve bardağı da tezgaha bıraktım. Biraz tezgaha da yaslanmıştım.

"Halletiniz mi fatura sorununu?"

Kollarımı çaprazlarken başımı sallayıp "Hm-hm." dedim. "Zayn Bayan Alwin ile görüşmeye gitti."

Spatulayı bırakıp harcı karıştırmaya bir son verdi ve bana döndü. "Nasıl hissettin peki? Aylar sonra o eve girmek...onunla girmek nasıl hissettirdi?"

Gözlerinin içine birkaç saniye bakabildim. İster istemez başımı öne eğmiştim. İç çektim cevap vermeden önce de. "Berbat. Evin içinde sanki hiç oksijen kalmamış ve bu yüzden nefes darlığı çekiyormuş gibi hissettim." Onun arkasında kalan pencereden dışarı bakıyordum şimdi de.

"Evin her santimetre karesi bizim anılarımızla döşenmişken evde iki yabancı olarak gezip o anılara yüz çevirmek çok koydu."

Ağır ağır başını sallarken önüne dönmüştü ama hemen sonra yine baktı. "O nasıl hissetti peki sence?"

"Canının yandığını söyledi. Hemen ardından da bize dair her şeyi bu evde bırakıp üstüne kapıyı kapatıp gittiğini..." O an bana bunları söylerkenki yüzünün ifadesini anımsadım. Gerçekten canı yanıyor ve bunu çok güzel mi saklıyordu yoksa gerçekten içinde bana, bize dair hiçbir şey kalmamış mıydı bilmiyordum. Bir an gözlerinin içinde hüzün yakaladığım olmuştu sanırım ama on bile emin olamayacak kadar tanımıyordum artık onu. Gözlerinin içindeki ifadeleri gözleri kapalıyken bile anlayabileğim adam her şeyiyle yabancıya dönüşmüştü bana. Sesini bile tanıyamayacağım bir yabancıya dönüşmesi ise en büyük korkumdu.

"Öyle olmadığına eminim."

Ellen bunu söyleyene kadar yerdeki halıya baktığımın farkında değildim bile. Başımı kaldırıp gözlerimi ona çevirmiştim. "Ne-yani...nasıl eminsin?" Hareketlenem heyecanlanmamdan mıydı bilmiyordum ama sanki bu konuda bir şeyler biliyormuş gibi -ki aslında asla bir şey bildiğinden de değildi, ona güveniyordum bu konuda çünkü Ellen benim için asla yanılmayacak kadar bilge ve asla hayal kırıklığına uğratmayacak kadar güvenilir biriydi.

to begin againHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin