herkes demek abla yb abla yb
kimse dememek abla nasılsın💔💔
şaka
sizi özledik
VE GELDİK !!!!!
_
jungkook
huzurlu hissediyordum. göğsümden bir ağırlık kalkmış, kalbim bir kuş kadar hafiflemişti. yanaklarım bütün bir akşam sırıtmaktan ağrıyor, mayışmışlığın etkisiyle göz kapaklarım ağırlaşıyordu.
pekâlâ, belki de size her şeyi en başından anlatmalıyım.
yoongi, jimin ve namjoon'u bize davet ettiğim o akşamdaydık.
uzun uğraşların sonunda arkadaş grubumuzun yeniden bir araya gelmesi konusunda taehyung'u ikna edebilmiş, her şeyin yolunda gideceğine dair içini rahatlatabilmiştim.
doğrusunu söylemek gerekirse taehyung her zaman benim kadar affedici değildi, bazı şeyleri kolay kolay unutmaz, atlatmak için zamana ihtiyaç duyardı.
bu yüzden en başında benim için her şeyin fazlasıyla kaygı verici olduğunu söylemem yalan olmazdı.
bizimkiler eve adım attığı anda odaya hakim olan gerginlik fazlasıyla barizdi ve yoongi'nin daha girer girmez yaptığı soğuk espriye karşılık taehyung'un zoraki gülümsemesini görmek bana pek de yardımcı olmamıştı. hatta öyle ki onları eve davet etmek konusunda aceleci davrandığımı bile düşünmüştüm.
ama neyse ki her şey düşündüğümden daha iyi gitmişti. hep beraber yemek yerken taehyung her zamanki alışkanlığıyla tabağındaki kimchileri yoongi'nin tabağına bıraktığında yoongi'nin birden 'oğlum ben sizi çok özlemişim lan' diyerek ağlamaya başlaması ve dramatik bir şekilde taehyung'a sarılmasıyla tüm buzlar erimişti.
tabii devamını upuzun konuşmalar, taehyung'un yoongi ve jimin'e olan şakavari 'bak bir daha böyle yaparsanız..' tehditleri, ve namjoon'la benim kahkahalarımız almıştı.
ve sonunda her şey eskisi gibiydi.. ne de olsa biz birbirimizin her haltını bilen, birlikte yaş alıp büyüyen beş arkadaştık.
"peki peki şeyi hatırlıyor musunuz? yoongi tuvalette gizlice sigara içerken matematikçinin kokuyu alıp telefon kamerasıyla tuvalete koşturmasını?" jimin düşüncelerimi bölerek koca bir kahkahayla yoongi'nin kolunu çekiştirdi.
"oğlum ne alakaydı o harbiden? bir de üstten tutuyor telefonu piç."
"adam hayatının travmasını yaşamanın ucundan dönmüş." dedi namjoon gülerek birasından son son yudumlarken.
ikimizin de birasının bitmek üzere olduğunu fark ettiğimde tam yenisini getirmek üzere ayaklanmaya kalkıyordum ki taehyung beni durdurdu. "nereye?"
sesi kulaklarıma bir mırıltı gibi yayılırken bu mayhoş hâline ve kalabalıkta ailesini kaybetmekten korkan küçük bir çocukmuş gibi elimi sıkışına gülümsemeden edememiştim.
bazen yanımda sahiden şapşallaşıyordu ve ben bunu biraz fazla seviyordum.
"bira alıp geleceğim."
"birazdan alsan."
elimi daha da sahiplenircesine kendine doğru çektiğinde kıkırdamadan edememiştim. "taehyung.."
"ne?"
"şirinlik yapma."
"sevgilimden ayrılmak istemiyor olamaz mıyım?" hayır diyemediğim köpek yavrusu bakışlarını bir kez daha bana çevirdiğinde gülerek elimi çektim. "söz veriyorum çok sürmeyecek."
