hem düzyazı hem texting olan bir bölümle geldim, yorumlarınızı bekliyorum iyi okumalar🥺💗
-
jungkook
yağmur hiç dinmeyecek gibiydi.
dün gece ne olduysa hava birden bozmuştu, ve şimdi şansıma yağmur hız kesmeden yağıyor, damlalar saçlarıma ve yüzüme âdeta hücum ediyordu.
adım seslerim ay ışığının aydınlattığı kaldırımda yankılanırken üzerimdeki ince cekete iyice sarındım ve soğuktan korunmaya çalıştım.
tüm gün eve dönebilmek için gereken cesareti toplamayı beklemiş, hava kararana dek saatlerce pencereden dışarıyı izlerken zihnimde aynı şeyleri tekrar tekrar düşünüp durmuştum. taehyung'a bazı şeyleri telafi edeceğime dair söz vermiştim, ama ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. daha doğrusu.. nasıl yapmam gerektiğini.
günlerce süren uykusuzluğun ardından dün gece yaptığımız konuşmadan sonra ilk defa düzgün bir uyku çekmiştim.
üzerimde bu kadar etkisi olması artık beni eskisi kadar korkutmuyordu, tam tersi içimdeki birçok şeyi dökmenin rahatlığını yaşıyordum. tüm bunlar ise yine taehyung sayesindeydi.
yaptığım onca şeye rağmen dün gece söyledikleriyle zihnimdeki endişenin izlerini silmiş, her zamanki şefkatini yine hissettirmişti. içimdeki sevgi öylesine büyüktü ki ben daha fazla artamayacağını düşünürken dün konuştuklarımızla birlikte hislerim, benim bile tahmin edemeyeceğim bir boyuta ulaşmıştı. ona neden aşık olduğumu bir kez daha anlıyordum.
taehyung, bana güç veriyordu. nasıl yapıyordu bilmiyordum, ama bir şekilde; en kötü, en savunmasız, en çaresiz hissettiğim anlarda bile küçücük bir sözüyle beni toparlıyor, başımı yaslayacağım omuz oluyordu. eğer hâlâ ayaktaysam, bir şekilde tutunuyorsam bunun tek sebebi taehyung'tu; yalnızca "aşacağız." demesi bile içimi her şeyin yoluna gireceğine dair güçlü bir inancın kaplamasını sağlamıştı.
öte yandan, aynı şeyleri ona hissettiremediğim için üzülüyordum. kırgın olmasına rağmen bir şeyleri toparlamayı üstlenen taraf o'ydu, bense her zamanki gibi yine korkularımın esiri olmuş, kendimi karamsarlığa vurmuştum. bu hiç olmadığı kadar kötü hissettiriyordu.
ben de onun omuzlarındaki yükü almak, sırtını dayadığı o kişi olmak istiyordum. benimle dinlensin, yorulmasın, boynumda soluklansın.
ama içinde bulunduğumuz durum, benim isteklerimden çok, çok uzaktı.
onu böylesine inciten o kişinin ben olacağımı hiç düşünmemiştim.
göğsümde hissettiğim sızıyla derin bir soluk aldım. içimdeki pişmanlığı tarif edebilmem mümkün değildi. belki de yapabileceğim en büyük hatayı yapmış, bu dünyada en sevdiğim insanı göz göre göre kırmıştım.
her şeyin aramızdaki belirsizlikten kaynaklandığını şimdi daha iyi anlıyordum.
o snapleri gördüğümde bana hisleri olduğunu bilsem de, onun bu hisleri henüz kabullenmediğini ve kaçış yolu olarak eski hayatına dönmeyi seçtiğini düşünmüş, hatta sonrasında bana hislerinin derinliğinden ve gerçekliğinden bile şüphe etmiştim. söylediğim ve yaptığım her şey bunun getirdiği öfke ve kırgınlıktan dolayıydı.
o geceye geri dönmeyi, o sözleri hiç söylememiş olmayı diledim.
tüm bunları zihnimde silmeye çalışsam da o gece dilimden dökülen ve dökülmeyen her kelime tüm detaylarıyla hafızamda capcanlı, taptazeydi. kendi sınırlarımı bile aşmış, içimdeki öfkenin etkisiyle kontrolümü kaybetmiştim. tek istediğim canını yakmakken ağzımdan çıkan her kelime onun olduğu kadar benim de canımı yakmıştı.
