bu bölümü yazmak biraz uzun sürdü ama içime sindi, umarım siz de beğenirsiniz😭
VEEEE sadece küçük bir hatırlatma🤏🏻 yorumlarınızla günümü güzelleştirebilirsiniz !! 😚😚
iyi okumalar🩷
__
taehyung
akşam çoktan çökmüş, sokak lambaları bir bir yanmaya başlamıştı. arabamın tekerleri asfalta sürterken bense direksiyonun başında gözlerimi ileriye dikmiş pür dikkat yolu izliyordum.
hava soğuk sayılmazdı, sadece hafif serindi. ama yine de jungkook'un üşümeyeceğinden emin olmak için klimayı neredeyse son ayara getirmiştim.
ne de olsa bütün bir hafta boyunca bana dünyanın nazını yapmıştı.
başta gerçekten hastaydı, buna şüphem yoktu. ama günler geçtikçe daha iyi olmasına rağmen hastalığını bir bahane olarak kullanmaya başladığının da farkına varmıştım. yaptığı her şey beni yanında daha fazla tutmak için uydurduğu tatlı bir oyundu. işin komik yanı bunun farkında olsam da hiç şikayetçi değildim.
ona battaniye getirmeme rağmen dudaklarını büzüp mızmız bir tavırla bunun yetmediğini ve üşüdüğünü söylediğinde, iç çekerek yanına oturuyor ve onu kollarımın altında ısıtıyor, dünyanın en masum bakışlarıyla "bu hâlde nasıl yemek yiyebilirim, kollarımı kaldıracak hâlim yok." diyerek omuzlarını düşürdüğünde elbette yine, ona hayır diyemiyordum.
zaten nasıl diyebilirdim ki? tüm bunlardan sonra ödül olarak bana o yarım yamalak, tatlı gülümsemesini sunması kendime koyduğum kuralları yıkmama, en başa dönmeme sebep oluyordu. ve ben, her defasında olduğu gibi beni yeniden parmağında oynatmasına seve seve izin veriyordum.
düşüncelerimden sıyrılmak için dikkatimi yoldan fazla ayırmadan göz ucuyla ona baktım. arabanın torpidosunda bir paket kraker bulmuştu, ve pencereden dışarıyı izlerken bir yandan krakerleri teker teker ağzına götürüyor, bir yandan da başını sağa sola sallayarak ritim tutup arkada çalan şarkıyı mırıldanmaya devam ediyordu.
bakışlarımı hissetmiş gibi bana döndüğünde gözlerimi tekrardan yola çevirdim. o ise elindeki paketi bana uzatmış, "ister misin?" diye sormuştu.
"hayır, şu an değil." dedim gözlerimi yoldan ayırmadan.
"tamam."
bir an için sessiz kaldı, ardından dayanamıyormuş gibi tekrar konuştu. "beni kaçırmadığına eminiz değil mi?"
bu söylediğine hafifçe gülerken tek kaşımı hafifçe kaldırdım ve birkaç saniyeliğine yüzümü ona çevirdim. "sen değil miydin evde sıkılıyorum, biraz dolaşmaya çıkalım diyen?"
"evet dedim ama nereye gittiğimizi söylemiyorsun ki.."
"geziyoruz işte jungkook. tadını çıkar, müzik falan aç."
"of ya, tamam." koltuğunda geriye yaslandı ve oturduğu yerde iyice yayıldı. "bu arada gerçekten kaçırsaydın da şikayetçi olmazdım zaten."
sevimli kıkırtısı kulaklarıma dolduğunda kutsanmış gibi hissetmiştim. nasıl bu kadar tatlı olabiliyordu bilmiyordum, ama bazen sahiden kendimi tutmakta zorlanmama sebep oluyordu. bu yüzden söylediği şeye sessiz kaldım ve yalnızca gülümsedim.
