Araba Yarışı

13.2K 342 12
                                        

Multi media: gurubun devamı

Okul bittikten sonra Pusat Poyrazla vedalaştı ve yanıma geldi bu gün audi mi aldığım için direksiyonun başına ben geçtim ve şirkete sürmeye başladım. Hız tutkumdan ve sıkılmış olmamdan dolayı hızımı baya arttırdım.
" Keşke bu günkü yarışa sen katılsaydın."
"Ah evet çok isterdim ama geç kaldım o yüzden onla gitmek istedim yani."
" Kızım şaka yaptım biraz yavaşla."
"Tabi Pusat bey siz iletişiminizi kestiniz siz gittikten sonra kendimi geliştirdim pek çok araba yarışında birinciliğim var. Tabi çoğu yasadışı." Pusatın ağızı o şeklini alırken şirkete gelmiştik. Arabanın anahtarını hemen kapıdaki güvenliğe verdim.
"Dikkat edin arabama." Tabi güvenlik beni tanımadığı için güldü hatta kahkaha attı.
"İşim var ufaklık Çek arabanı şirketin önünden."
"Ahh pardon ben tabi kendimi tanıtmadım ben Kumsal. Kumsal Çağlar. Şimdi arabama iyi bak."
" Pardon efendim bu kadar genç olabileceğinizi düşünmemiştik."
Tebessüm ettim ve Pusatla içeri girdik. Tabi kimse tanımadığı için biraz garipsediler ama işlerinden ödün vermediler. Gerçekten başında olmasam bile çok iyi işliyordu buralar. Kusursuz.
"Burası gerçekten harika işliyor." Pusat ın yorumunu kafamla onayladım ve yanımızdan geçen hafif esmer çocuğu durdum. Çocuk beni baştan aşağı süzdü ve dudağının kenarıyla gülümsedi. Piç. Umursamadan
"Halil Beyin odası ne tarafta." diye sordum
"Halil Bey meşkul ben seni benim odama alıyım güzelim." Çocuğa şöyle bi baktım ve cesaretini taktir ettim ve sordum "Sen kim oluyosun peki." O da tebessüm ederek.
"Ben Cenk Ata stajyerlerden sorumluyum bu yüzden mi geldiniz." Ben de gülümsedim ve tam cevap verecekken arkadan Halil beyin sesi duyuldu.
"Kumsal hanım biz de sizi bekliyorduk. Umarım Cenk sizi iyi karşılamıştır." Cenk bana mahçupça bakarken Halil beye
"Gayet güzel karşılandık. Bu arada bu da Pusat benden başka emir alabileceğin tek adam." Dedi.
"Siz nasıl isterseniz efendim isterseniz şirketi gezebilirsiniz veya odanıza bakabilirsiniz." Pusata döndüğümde güldü ve
"Güzel o zaman bakalım şu odana sana yakışacak bi odamıymış."
Odama doğru giderken genç bi kız yanımıza geldi. Ukala bi tipti.
"Merhaba ben Cansu Halil beyin sekreteri siz kızımısınız yoksa stajermisiniz." Yapmacık bi gülüşle
"Merhaba Cansucum öncelikle ikisi de değilim. Ikinci olarak sana çok mu az maaş veriyorlar etek giymeyi unutmuşsun. Bu kadar azsa yardımcı oluyum yani." Pusat ve Halil bey kıkırdadığında Cansu sinirlenip " Sen kim olduğunu sanıyosun."
"Ben Kumsal Çağlar. Şimdi sana gelelim. Kovulan sekreter mi yoksa hemen burdan giden sekreter mi?"
Kız tek kelime etmeden hemen gitti ve hep beraber benim odama geçtik. Oda gerçekten çok hoştu oda mavi ve tonlarından oluşuyordu. En sevdiğim renklerle döşenmiş odamda koltuğa oturdum. Her zaman en sevdiğim renk gece mavisi olmuştu. Çünkü mavi özgürlüğü temsil ederdi ama gece mavisi gece özgürlüğünü. Yani herşey gittikten ve sessizlik çöktükten sonraki gerçek özgürlüğü. Ben hep gece özgürlüğünü barlarda sabaha kadar eylenmek sanardım ta ki ailemi kaybedene kadar. İşte o zaman kısa süreli şe olsa yanlızlığım tam iliklerime kadar hissettim ve o zaman anladım gece özgürlüğü herkes sustuktan sonra ortaya kendini atan düşüncelerdi.
Benim bu düşüncelerimi Halil Bey'in sesi bozdu.
"Kendi koltuğunuza otursanıza. Kumsal hanım."
"Yo yo siz oturun lütfen sonuçta ben buranın sahibi olsam bile sadece herşeyin yolunda olduğundan emin olmak için geldim ve asıl burayı yöneten sizsiniz aynı zamanda da büyüğüm siz oturun biz sizi dinliyoruz." Halil bey tebessüm etti ve anlatmaya başladı. Pusatla ben Halil beyi dikkatle dinledikten sonra Pusat Halil beye yurt dışından gelen teklifleri de kabul etmemizi gerekirse yurt dışındaki toplantılara bizzat bizim gideceğimizi söyledi ve böylelikle şirketteki işimizi bitirdik. Bizim en büyük hayallerimizden biri bir gün şirketlerin başına ikimizin geçmeseydi Pusatlarda çok zengindi ve Ahmet amca -yani Pusat ın babası-da benim onların şirkette istediğimi yapmama izin verirdi. Hatt bir güm Pusatla birini kovmuştuk ve babamla Ahmet amca bizim bir gün çok iyi yöneticiler olcağımızı söylemişti. Çünkü kovduğumuz kişi şirketten para yürütüyormuş. Görünüşe göre de öyle olcak sanki tek şirketimi gibi haraket ediyoruz biz o yüzden Pusat bi karar aldığında ne ben onu ne o beni sorgular gerçi onların şirketinin başında hala Ahmet amca olduğu için Pusat kendi şirketlerine pek karışmaz. Burda işimizin bittiğini anladığımızda Pusatla yola çıktık saat daha çok erkendi ki bunu Pusat da farketmiş olacak ki
"Eee daha yarış için erken bişeyler yapalım. Sadece ikimiz takılmayalı çok uzun zaman oldu" dedi. Ben de ona hak verince tabi buranın bileni olarak o
"O zaman avm ye gidelim. Yemek yeriz ondan sonra Bowling oynarız. Tabi o zamana kadar hava baya kararmış olur eve uğrayamayız yarışa geç kalırız o yüzden bi de burda alışveriş yapar yarışa geçeriz sanada uyar mı?" Güldüm
"Ya sen ne kadar harikasın ya nasıl özlemişim seni bu gün bana ilaç gibi gelicek valla." O da güldü ve onun tarifleriyle fazlasıyla büyük bir AVM ye geldik. İçeri girdiğimizde hemen göze çarpan Çin yemeği restoranına girdik ve siparişlerimiz gelince yemeye başladık yemeyi yerken Pusat
"Kumsal su ver bana yanıyorum." Diye bağırmaya başladı. " Salak o sosu niye yedin ki ."
" Kumsal Allah aşkına ne olur onu boş ver de su ver." Hemen su verdim ve kendine geldiğinde restorandan çıktık. Hala durumumuza gülüyorduk koskoca restoranda Pusat bağrıyo yanıyorum diye ben du vermek yerine azarlıyorum. Bayağı bi gülüştükten sonra Bowling oynamak için en alt kattaki salona gittik ve kendimize uygun ayakkabıları giydikten sonra oyun alanına geldik.
"Ee Pusat nesine oynuyoruz."
"Bence bizim eski taktik kim kazanırsa istediğini yaptırır ."
"Peki Pusat o zaman başlayalım."
Oyuna başladık ama tedirgindim çünkü Pusat ın bu oyunda çok iyi olduğunu biliyordum. Bayağı bi oynadıktan sonra sıra bana geldiğinde arkada Pusat biriyle konuşmaya başladı.
"Oooo Pusat naber ya." Dikkatimin dağılmasına izin vermeden topu attım ve evet süper hepsi devrildi.
"Bu fıstık kim." Çocuğun bana dedidiğini anlasam da takmadan
"Hadi bebeğim yap ataşını sana çok yaklaştım." Pusat tebessüm ettiğinde çocuk Pusata döndü.
"Ilk defa sürtüklerinden biriyle buralara geldiğini görüyorum bu gerçekten şaşırtıcı." Çocuğa döndüm.
"Sürtüklerinden biriyle geldiğinde şaşırırsın ben Kumsal kardeşi sayılırım Pusatın." Diyip göz kırptım. Pusat çocuğu zorla gönderdikten sonra bana döndü
"Yavşak. Her neyse güzelim biz oyunumuza dönelim." Dedi Pusat bunun hepsini deviremezse ve ben hepsini devirirseniz ben kazanıyordum ama tahmin edin ne oldu. Tabiki de muhteşem atılımlara Pusat kazandı ve biz de alışverişe geçtik sonuçta yarışa çok az kalmıştı. Hemen bi mazaya girdik ve yarışa uygun olması için üzerime sadece göğüslerimi kapatan dar bişey altına dar mi bir siyah şort ve bir deri ceket giyip kabinden çıktım.
"Kumsal! Bu kesinlikle olmaz."
" Saçmalama yarışa gidiyoruz."
"Kızım daha burda gözleriyle sikiyolar orda ne yaparlar kim bilir." Ben inat edince kabul etmek zorunda kaldı ve kıyafetleri ödeyip çıktık. Arabaya geçtiğimizde anahtarları pusata verdim çünkü benim yapmam gereken bir makyaj vardı. Hemen yukarıdaki aynayı açtım ve ayeliner çektim. Gözlerimin üzerine hafif bir siyah farla gölgelendirdim ve dudaklarıma kırmızıya yakın bordo bir ruj sürdüm. Benim işim bittiğinde gelmiştik. Hemen indim arabadan Pusat poyrazı aradı.
-Alo abi biz geldik
-...................
-tamam abi biliyorum biraz geç kaldık ama misafirlerle şimdi tanışırız.
-.................
-yer sıkıntı olursa Kumsalın evi tamamen boş tabi sen ikna edersen
-...................
-tamam abi kızma ya biz geliyoruz
Telefon kağanında gülmeye başladı. Tabi o gülünce ben de güldüm. Biz böyleydik işte birimiz gülünce diğerinde güler,birimiz ağlayınca diğeri de onu ağlatanı ağlatırdı. Neden ağlamaz diye soracak olursanız Pusat zaten ağlamazdı bense her zaman elimden geldiğince ağlamak yerine gülmeyi tercih ederdim çünkü ağlamak bir kadın hilesiydi ve ben hiçbir zaman hile yapmayı sevmem. Poyrazların yanına gittiğimizde Poyraz bizi önde karşıladı tabi azı da durmadı.
"Küçük yarışa katılıcan diye sana yer ayırmadık artık yarışa kadar ayakta durursun." Dedi ve bana döndü sonra yavaş yavaş göğüslerime ordan kalçalarıma ve en so bacaklarıma ve hızlı bi şekile gözlerini yüzüme çıkardı.
"Lan bu ne?"
"Kıyafet"
" Bende onu diyorum lan nerde? Neyse gelin Küçük bu gün büyük ihtimalle arkadaşlarımla sende kalıcaz şimdi sizi arkadaşım Den-"
" Deniz?"
" Kumsal" evet şu anda yaklaşık 2 senedir görmediğim Abi'm karşımda ve ben ona sıkıca sarıldım. Bu anı yine Poyraz bozdu
" Siz nerden tanışıyorsunuz."
"Bi saniye önce oturmam lazım yoksa geçekten bayılıp kalıcam."
Benim yerim olmadığını hatırlayınca Deniz abimin kucağına oturdum Poyraz
"Oha" de " kızım kalksana lan napıyosun"
"Sanane be benim nereye oturduğumdan öküz."
"Dilini keserim küçük."
" şşşşşş sakin öncelikle cidden oha lan bu üstündekiler ne ikinci olarak siz nerden tanışıyorsunuz." Dedi Abi'm bu arada Pusatla selamlaştılar Pusat hemen açıklamaya girdi
"Deniz onlar benden tanışıyo. Abi Deniz de Kumsal ın öz abisi." Pusat ın şaşkınlıkla dudakları aralandı. Ve tam öpülesi bi hal aldı ah yine saçmaladım. Poyraz kıvırmak için
"Hadi yarış başlıycak küçük yürü dedi." Ben kafamla onayladım ama Abi'm hemen araya girdi.
" Nasıl yani bu kadar yıl tek başına katıldığın yarışa şimdi kardeşime mi katılıcan."
" malesef idda kurbanıyım. Pes' de beni yendi."
"Ah be senidemi oltasına düşürdü. Kumsalla iddaya girerken iki kere düşünün beyler bu yine çok iyi acı sonlar da yaşatabiliyo." Yarış başlayacağı için hemen yarış pistine indik. Son anonslar yapılırken herkes çok heyecanlıydı ve bir seesi bekliyodu.
"Unutma küçük sakın arabama kusma yoksa seni öldürürüm."
" Sen kazanmaya bak öküz." Yarışın başlamasına saniyeler kala bir kız araçların ortasına geldi ondan sonra yavaşça önce sol kolunu sonra sağ kolunu ve en son sert bi şekilde kollarını ortada birleştirdiğinde arabalar hızla olduğu yerden kalktılar. Poyraz tahmin ettiğimden çok daha hızlı bir şekilde sürüyordu arabayı tek bi araba dışında herkese fark atmıştık. Ve bitiş çizgisine santimler kala Poyraz atağa geçip birinciliği aldı. Hemen arabadan indik. O sevinçle birden Poyrazın üzerine atladım.
" Çok mu sevindin küçük."
"Evet." Sonra ne yaptığımı farkettim ve hemen ayrıldım ondan olan olmuştu pis pis sırıtıyordu. Sonra dalga geçmesine fırsat vermeden o sonuna kadar baş başa gittiğimiz kişi aracından çıktı. Tabi ben görünce şok oldum. Arabadan çıkan kişi benim Ankara'daki yarışlarda sürekli yendiğim eski sevgilimdi.O varken Deniz abim daha gitmemişti ve ondan hiç haz etmezdi. Ve tabiki gurup ve misafirlerde aşağı inmişti. Savaş yani yarışı kaybeden kişi geldi.
"Tesadüfe bak yine sana yenildim."
Tabi Poyraz hemen aramıza girdi
" Yine derken. Ayrıca arabayı ben kullanıyordum."
"Şaşırtıcı. Seni tanıdığım kadarıyla yan koltuğa oturmaktan nefret edersin." Abi'm direk bozdu onu
"Sen ne kadar tanıyosun ki onu sadece dört gün çıktınız o da boş anıma denk geldi. Ben ne kadar uzakta olsam da onun Abi'siyim ve bi gün benim kardeşim diyebileceğim biriyle birlikte olucak şimdi siktir git.
"Abi tamam artık gidelim. Savaş seninde derdin ne defol." Kimse yorum yapmadan yola çıktık. Eve vardığımızda misafirlerden biri
" Biz nerde yatıcaz güzelim çok yorgunuz da." Yüzümü buruşturdum ama misafirlerin önemli olduğunu düşündüğüm için sadece cevap verdim.
"Yukarda odalar var. Iki kişi birlikte yattığında herkes sığıyor."
Biraz önce soruyu soran kişi
"Senin odan nerde birlikte yatarız." Poyraz sert bi ses tonuyla.
"Herkes'e yerini göster sonra gel biz birlikte yatıcaz küçük hadi." Benim bişey dememe gerek kalmadan Abi'm
" Hayırdır Poyraz niye birlikte yazıyosunuz."
" Yer yok Deniz ayrıca benden güvenli kimle yatıcak." Hiç düşünmede
"Herkes. Şu çocuk hariç." Diyerek sabahtan beri saçma saçma konuşan çocuğu gösterdim ama Abi'm karşı çıktı.
"Haklısın kardeşim biz yatıcak yer buluruz siz çıkın." Dedi ve Poyraz beni kolumdan sürükleyerek odaya çıkarttı.
"Yat şuraya küçük daha çok sinirlendirme beni başka adam yokmuş gibi yarış pistindeki adamı tanıyo."
"Ya ben istemiyorum seninle yatmak." Bunu dedikten sonra Poyrazın gözleri koyulaştı ve beni de alıp yatağa fırlattı sonra arkadan sıkıca bana sarılıp kendine bastırdı.
" birazdaha haraket edersen hiç iyi şeyler olmaz küçük. Ben sana ne dedim ben ne dersem o olur."
"O ne demek ya sen benim sahibim değilsin." O ise sadece kısık sesle cevap verdi.
"Evet belki şimdi ama ben istediğim herşeye sahip olurum küçük.
Son duyduğum sözler bunlardı. Sonra yavaşça bilincim kapandı ve kendimi bir öküzün kollarında uykuya bıraktım.

Sert SahipHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin