44. Bölüm - Boran Karadağ

119 15 4
                                        

Ertesi sabah

Mardin'de yeni bir güne uyandı herkes. Ali ve Nazlının hastanedeki ilk günü olacaktı hastanenin devasa ana giriş kapısının önünde durdular. Vefa Hastanesi'nin cam kapıları ardına kadar açılmıştı. Nazlı, binaya bakarken kalbi adeta göğsünden fırlayacak gibi çarpıyordu. Derin bir nefes aldı. Yanındaki Ali de en az onun kadar heyecanlıydı; Ali'nin elini sımsıkı tuttu.

Ali: Hazır mısın Nazlım?

Nazlı: Çok heyecanlıyım Ali.

İkisi el ele döner kapıdan içeri adım attıklarında hastanenin içindeki tatlı tatlı çalan zil sesleri ve koşuşturan sağlık personelleri onları karşıladı. Ancak içeri girdikleri an, lobiye bir anlık sessizlik çöktü.

Hastanenin yeni ekibi —çoğu Mardin'in ve çevre illerin en yetenekli genç doktorları, hemşireleri ve teknisyenleri— koridorda toplanmıştı. Herkes fısıldaşarak onlara bakıyordu. Çünkü karşılarındaki adam bu devasa hastanenin sahibi Ömer Ağa'nın torunuydu. Genç asistanların gözlerinde hürmetle karışık belirgin bir çekince ve korku vardı.

Ekibin başındaki Uzman Doktor Serhat öne doğru bir adım attı. Serhat son derece saygılı ama biraz mesafeli bir edayla selam verdi:

— Hoş geldiniz Ali Bey, Nazlı Hocam. Bütün ekip olarak yeni dönemin ilk gününde sizleri karşılamak istedik. Ali Bey, hastanenin yönetimi ve odanız hazır...

Ali hemen araya girdi. Ellerini iki yana sallayarak, o bildiğimiz samimi, telaffuzunda çocuksu bir samimiyet barındıran Ali Vefa tavrıyla öne atıldı.

Ali: Hayır hayır! Lütfen öyle söylemeyin! Bana 'Ali Bey' demeyin, lütfen! (Gözlerini kırpıştırıp etrafındaki genç asistanlara baktı) Ben buraya yönetici ya da patron olarak gelmedim. Ağalık işlerini tamamen arkamda bıraktım. Ben de sizin gibi bir doktorum! Şu an Kıdemli Asistanım

Genç asistanlar birbirine bakıp şaşkınlıkla fısıldaşmaya başladı. Ali gülümseyerek konuşmasına devam etti

Ali: Benden çekinmenizi hiç istemiyorum. Hastanenin sahibi olmam hiçbir şeyi değiştirmez. Birlikte nöbet tutacağız, birlikte vaka tartışacağız, sandviçlerimizi paylaşacağız. Hata yaparsam bana doğrusunu söyleyin, çekinmeyin. Birlikte hayat kurtaracağız!

Ali'nin bu katıksız alçakgönüllülüğü ve içtenliği, ortamdaki buzları bir anda eritti. Genç asistanlardan biri dayanamayıp hafifçe gülümsedi.

Genç Asistan Selin: Yani... Gerçekten size 'Ali' mi diyeceğiz? Sizi fırçalayabilecek miyiz vaka kaçırırsanız?

Ali:(neşeyle başını salladı) Evet! Tabii ki! Yani fırçalamasanız daha iyi olur ama yanlış yaparsam uyarın

Nazlı:(da gülerek Ali'nin yanına geçti, elini Ali'nin omzuna koydu) Kendisi asistanım olur ama dikkat edin, tıbbi bilgisi hepimizden derin olabilir! Ben de Kalp Cerrahisi Uzmanı Nazlı Vefa. Evet Ali beyin eşiyim ancak hastanede bu durum konuşulmazsa sevinirim. Hepinizle çalışmak için sabırsızlanıyorum.

Tüm ekip neşeyle ve büyük bir motivasyonla alkışlayarak dağılmaya başladı. Ali ve Nazlı birbirlerine bakıp gülümsediler. Ağalık gölgesinden tamamen sıyrılan Ali Vefa, hayalini kurduğu o tıp dünyasına ve beyaz önlüğüne gururla yeniden adım atmıştı.

*

Berhayat Hastanesi'nin koridorlarında vizit saatleri devam ederken, Beliz elindeki mali raporlarla Kıvılcımın odasından çıktı koridorda ilerliyordu.

Deskte ise gurur ile kırgınlığın karıştığı buruk bir hava hâkimdi. Kızları Nazlı'nın hiç istememesine rağmen Ali'nin peşinden Mardin'e gitmek zorunda kalması, Adil ve Selviyi derinden yaralıyordu. Güneş de kız kardeşinin sırf Ali'nin bu intikam hırsı ve mecburiyetleri yüzünden İstanbul'dan ayrılmak zorunda kalmasına hâlâ öfkeliydi.

KARMAŞIKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin