Oyunda Israr

2.8K 160 22
                                        

Medyada Harry'nin arabası var :)

15. Bölüm

Hızla yatakta doğruldum. Düzensizce nefes alıp verirken aklım olanları algılamaya başladı. Okul bahçesinde değil yurttaki yatağımda olduğumu fark ettim. Yanımdaki komidinin üstündeki telefonumdan saate baktığımda altıya beş kaldığını gördüm. Alarma beş dakika kalmıştı. Hemen alarmı kapatıp yatağımdan kalktım. Rüyanın etkisiyle bedenim hala titriyordu. Tuvalete gidip ışığı açtım. Lavobonun önüne gelip musluğu açıp yüzünmü bol suyla yıkadım. İşim bitince musluğu kapattım ve askıda duran havlumu alarak yüzümü kuruladım. Havluyu askıya geri bırakıp aynadan yüzümü incelemeye başladım. Yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Gözbebeklerim kocamandı. Kendimi daha fazla incelenmemeye gerek olmadığına karar verip ışığı kapatarak tuvaletten çıktım. Yatağa oturup kendimi toparlamaya çalıştım. Kafam allak bullak olmuştu. Böyle bir şeyin olması imkânsız gibi bir şeydi. Dennis ile öpüşmek...

"Iyh!"

Düşünceleri zihninden def etmek için kafamı salladım. Kâbustu. Resmen kâbus!Ama küt küt atan kalbim içinde garip bir heyecan barındırıyordu. Kesin kâbus yüzünden. Kâbustan uyanınca kalp heyecanla küt küt atar zaten, değil mi? Hem onun yaptıklarını da unutmamak lazım. Yataktan kalkıp çalışma masasına gittim. CD hala üzerindeydi. Aldım CD'yi. Elimde evirip çevirdim. Harry ve Dennis'e olan öfkem yeniden canlandı.Çalışma masanın çekmecesini açıp içine attım ve çekmeceyi kapattım. Dolabıma gidim dün akşamdan belirlediğim kıyafetleri çıkardım. Üstümü değiştirirken nefretle Dennis'i andım. Buraya gelirken hiç böyle şeyler hayal etmemiştim oysa. Hayat işte. Çantamı tam almıştım ki içeri Grace girdi. Zaten bir tek onun kapımı çalmadan girmesine izin veriyordum. Dün bahçede hüngür hüngür ağladıktan sonra onun yanına gidince bana hiç kızmamıştı. Anlayışla karşılamıştı. Gülümsedim.

"Günaydın."dedi o da bana gülümseyerek.

"Sanada günaydın."

"Bugün daha iyi misin?"

"Eh işte" dedim elimi sağa sola çevirerek.

"Merak etme alışırsın." deyip kollarını boynuma sararak bana sarıldı.

Bende kollarımı beline sardım. Başını omzuma koydu.

"Çok takma kafana Miley. Hiç değilse erkenden fark ettin." dedi. Kafası omzunda olduğu için boynuma doğru konuştu ve bu sesinin boğuk çıkmasına neden oldu.

"Tamam." dedim. Benimde sesim boğuk çıkmıştı.

Kollarımdan çıkıp bana bakarak gülümsedi tekrar. Omzuma iki kere vurdu.

"Hadi gidelim." dedi.

Koridorun sonundaki asansörün önüne gelince Grace düğmeye basarak çağırdı. Asansör gelirken hiç konuşmadık. Asansör bulunduğumuz kata gelince kapıyı açıp bindik. Kapı kapandığında üzerinde '13' yazan düğmeye bastım ve asansör hareket etmeye başladı. 13. kata geldiğinde kapıyı açıp çıktık. Hemen sıraya girdik. Grace, zeytin, peynir ve poğaça ve meyve suyu alırken ben ben poğaça, peynir ve meyve suyu aldım. Bir masaya oturduk. Meyve suyumu çalkayıp pipetle delip bir yudum aldım ve kahvaltıma başladım.

"Miley?"

"Hı?" dedim kafamı kaldırıp.

"İyi misin?"

Ağzımdaki peynir parçasını yutup cevap verdim.

"Evet, elbette. Neden sordun?"

"Emin misin?"

KOLEJDE BİR BURSLUBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin