Miley
Uçsuz bucaksız bir orman çıkışsız bir labirent gibi beni içine hapsetmişti. Kaç saattir yürüdüğümü bilmiyordum. Hangi yöne gittiğimi bilmiyordum. O adamlardan uzaklaşıyor muydum yoksa yaklaşıyor muydum hiçbir fikrim yoktu. Yanlızca yürüyordum. Birden sendeledim ve karla kaplı zemine düştüm. Tekrar kalkamadım. Hiçbir yerimi hareket ettiremiyordum. Daha fazla ilerleyemeyecektim. Asla kurtulamayacaktım. Artık sadece ölümün beni bulmasını bekliyordum. Ölüm beni hemen bulmadığı için sızladım.Ağzımdan bir inilti çıktı. Birkaç saniye sonra parlak beyaz bir ışık neredeyse kapalı gözlerimin ardından bana ulaştı. Ölmek böyle mi oluyordu? Belki de sonunda ölüm beni bulmuştu. Ardından her şey yok oldu.
Aniden gözlerim sonuna kadar açıldı. Kalbim korkuyla atıyor, gözyaşlarım durmaksızın akıyordu. O kapana kısılmışlık ve umutsuzluk hissi kabuslar değişse de hepsinde beni ele geçiriyordu. Yaşadıklarımı tekrar düşününce bir hıçkırık kaçıverdi dudaklarımın arasından. Ondan sonra kendimi daha fazla tutamadım ve hıçkırarak ağlamaya başladım. Ben ağlamaya başladığım anda annem ve babam hemen yanıma geldi. Annem beni kaldırıp kollarının arasına aldı ve saçımı okşamaya başladı. Babamsa sakinleştirmek için beni teselli edip duruyordu. Yinede sakinleşemiyordum. Şöyle bir şey vardı ki evimde annemin,babamın yanında olmama rağmen kendimi güvende hissedemiyordum. Annem geri çekildi. Yüzümü elleri arasına alıp kafamı kaldırdı ve ona bakmamı sağladı. Hala ağlıyordum.
Annem gözyaşlarımı sildi. "Ağlama tatlım. Geçti hepsi. Korkmana gerek yok." Onunda sesinde üzüntü vardı.
"A-a-ama beni bo-bo-ğu-yo-yor. Ku-kurtula-mıyorum."Ağlamaktan kesik kesik konuşmuştum.
"Biliyorum. Senin için çok zor. Yaşadıkların daha çok yeni ama geçecek. Bir gün kurtulacaksın. Bana inan."dedi annem. Kafamı salladım. "Güzel. Artık korkma." Tekrar sarıldı.
Biraz daha sakindim. Her ne kadar o pislikler cezalarını alıp cezaevine girmiş olsada güvensizlik hissi hala beni bırakmamıştı. Bu his kalbimin sıkışmasına neden oluyordu. Annem benden ayrıldı.
"Biraz daha uyumak ister misin? Hala uykulu gibisin."dedi babam.
Uyuyunca o anılar her uyuduğum da olduğu gibi yine peşimi bırakmayacaktı. İkincisini kaldıracak halim yoktu. Zaten uykumda kaçmıştı. Kafamı sağa sola salladım.
"Pekala. O zaman gel de ikizlerin sana hazırladığı sürprizi gör. Sanırım tam hazır değil ama bir bak bakalım beğenecek misin?"
Merakla anneme baktım. Sadece gülümsedi.
"Tamam. Önce banyoya gideceğim. Sonra aşağıya inerim. Hem bu arada ikizler de sürprizi tamamlarlar." dedim.
"Tamam. Biz seni aşağıda bekliyoruz."dedi annem ve babamla birlikte odadan çıkıp beni yalnız bıraktılar.
Hemen yataktan çıkıp dolaptan kıyafetlerimi aldım ve banyoya gittim. Sıcak bir duş iyi gelebilirdi. Sıcak suya odaklanıp kendimi sakinleştirmeye çalıştım ama işe yaramadı. Aklım sürekli o anları tekrarlayıp duruyordu ve bu korku ve güvende olmama hissini kalbimden atmama engel oluyordu. Sıcak su düşündüğüm gibi beni sakinleştirmedi. Aksine yalnız kalmak durumumu daha kötü hale getiriyordu. Suyu kapattım. Havluyla kurulandım ve kıyafetlerimi giydim. Aynadan şöyle bir yüzüme baktım. Gözlerim ağlamaktan kızarmış ve şişmişti. Yanaklarım çökmüştü. Bu görüntüye daha fazla bakmak istemedim. Banyodan çıktım ve aşağıya indim. Mutfaktan sesler geldiğini duyunca direk oraya yöneldim. Mutfağa girdiğimde yoğun bir çalışma gördüm. İkizler masaya bir şeyler yerleştiriyor, annem bardağa meyve suyu dolduruyor, babam ise ocakta tava ile uğraşıyordu. Beni mutfak kapısının önünde ilk fark eden Sally oldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KOLEJDE BİR BURSLU
Literatura FemininaSıradan bir hayatı olan çılgın bir kız... Çok masum ama bir o kadar kurnaz... Peki bu kıza burs teklifi gelirse ne olur? * Not:Arkadaşlar ilk bölümü okuduktan sonra sıkıcı deyip bırakmayın.Olaylar birkaç bölüm sonra başlıyor.
