Fikrimin keskin yüzü
Uyku çilesinde garip bir rüya
Mahmur bir koyuluk kapladı gündüzü
Koca devran sarsıldı yok oldu dünya
Göklerden vücuda değen bir değnek
Cinnet gibi, kapkara bu çile
Şimdi halimden pir! İsim gerek
Bilmem! Hayalde yokluk nasıl düşer dile
Gün güneşli, rüzgar ılıkken
Hiç dikeni değmiş mi bülbüle
Karanlık gecede ay ışıkken
Halini okumuş mu bülbül güle
Kemiksiz topraksız bir mabet
Pervane gibi sevdalıysan ışığa
Uyku! Zindansız bir müebbet
Gövdeye sarılmış sarmaşığa
Madde yok! Fakat gözlerimde iki yaş
Karşımda halimin inci gibi sözü
Zihnime oturdu sanki bir ayyaş
Devrildi, yok oldu yerin çekim gücü
Bir mekan ki zaman üstü zaman, zor
Damarlarımda iç çeken bir müptela
Damarlarımda kanım, ateşi kaynatıyor
Sanırsın döndü zaman, an oldu kerbela
Açıldıkça açılıyor yaram
İçinde kamp kuruyor yorgun kafile
Ağzımda beni, hayale götüren cigaram
Ezgisinde insan ölüyor dumanımın, iyi dinle
Ceset ceset kemik taşıyor melekler
Zamanın üstü, sonsuzun altında
Ağızlarını açmış, alevden doğma kuleler
Zamanın efendisi oturuyor tahtında
Mehmet TÜRSUN
ŞİMDİ OKUDUĞUN
RÜYA #Wattys 2020
PoesíaYazılanlar unutulmayacak, tarihe and içerim Söyledikçe kaybolmayacak bildiklerim Uğruna yanan can gibi sızlatsada Issız değil duygular kalemle betimlenecek.
