Yalanlar-8-

36.5K 2K 75
                                        

*Aşkla yoğrulmuş Yalanlar, en kuvvetli zehirden bile daha kuvvetlidir.

Keyifli okumalar...

Mehmet arabayı kullanırken başını çevirip yanındaki koltukta oturan Meleğe bakmaktan bir türlü kendini alı koyamıyordu. Elinde olan bir şey değildi ki! Gözleri otuz yıllık bedenine ihanet edercesine kendisini dinlemiyordu. Derin bir nefes alıp ayağını gaz pedalına biraz daha bastırarak hızını arttırdı. Melekle tek başına bir tatil! Düşüncesi bile bu kadar güzelken eyleme geçtiğinde bu işe kalbi dayanır mıydı hiç bilemiyordu.

"Nereye gidiyoruz?" genç kızın naif ses tonuyla bir an gözlerini kapatmak istese de kendine mani oldu. Neydi bu hali?! Aptal aşıklara dönmüştü. Sanki kız ne isterse istesin yapacak gibiydi. Mehmet, bir an durup düşündü. Evet, yapardı. Melek ondan ne isterse istesin eğer gücü yetiyorsa yapardı.

"Sürpriz olsun." genç adamın bu cevabı üzerine Melek gülümsedi.

"Olsun. Gerçi söylesen bile hatırlamam." Meleğin ses tonundaki muzipliğe karşılık olarak Mehmet de gülümsedi. Genç kız durumunu kabullenmekle kalmamış dalga bile geçmeye başlamıştı.

Arada sessizlik oluştuğunda Melek bu sessizlikten memnun olarak kollarını göğsünün üzerinde kavuşturarak Mehmet'e bakmaya başladı. Fırsatı olduğu her zaman adama bakmak istiyordu. Ne kadar çok bakarsa sanki onu hatırlayabileceği kanısına varıyordu. Genç adamın üzerindeki beyaz gömleğin ilk üç düğmesi açıktı ve bu da adamın yapılı vücudunu daha da gözler önüne seriyordu. Melek, sesli bir şekilde yutkunduğunda Mehmet'in bakışları üzerine çevrilmişti. Siyaha yakın kahveleri kendisine endişe içinde bakıyordu.

"İyi misin?" Melek, düşüncelerinden dolayı kızaran yüzünü saklamak için açık olan saçlarını yüzüne doğru aldı ve kedi mırıldanmasını andıran bir şekilde konuştu.

"Evet, oldukça iyiyim." yalandı! Melek, şuan resmen ateş almış gibi yanıyordu. Ne oluyordu kendine böyle?! İlk önce adamın kaslarına daha sonra da dolgun dudaklarına bakmakta neyin nesiydi! Bir an önce kendine gelmesi gerekiyordu. Düşünceleri bu yönde ilerlerken iç sesi 'o senin nişanlın' diye haykırıyordu. Meleğin bu ahlaksız düşünceleri için bir bahaneye ihtiyacı vardı ama iç sesinin ürettiği bu bahane tamamen saçmalıktı!

"Melek." ismini işitmesiyle oturduğu yerde irkilerek bakışları Mehmet'e çevrildi.

"Efendim?"

"Sen iyi olduğundan emin misin? Sana üçüncü seslenişim." Melek, iyi olduğunu belirtmek istercesine hafifçe tebessüm etti.

"Evet, iyiyim. Sanki arabanın içi biraz sıcak oldu o yüzden..." Mehmet, daha fazla üstelemeyip bakışlarını tekrardan yola çevirdi. Bir yandan da klimanın derecesini arttırmıştı.

Bir saate yakın geçen sessiz yolculuğun ardından yazlık eve gelebilmişlerdi. Mehmet arabayı park ettiğinde Melek, Mehmet'i beklemeden arabanın kapısını açarak indi. Bakışları iki katlı küçük beyaz evde dolaştı. Beyaz demir kapının iki yanına koyulmuş olan turkuaz renkli saksılar doğru ilerlemeye başladığında Mehmet'in sesini işitti.

"Evin arka bahçesi var. İstersen ben valizleri içeri götürene kadar gezebilirsin."

Konuşmak yerine başını onaylarcasına sallayarak evin yanına doğru ilerlemeye başladı. Beyaz çitlerle evin arasında bir insanın geçebileceği kadar boşluk vardı. Hafifçe dizlerini kırarak öne doğru eğildi ve ayağındaki ayakkabılarını çıkarıp eline aldı. Çıplak ayaklarına temas eden otların varlığıyla yüzünde hoşnut bit gülümseme oluşmuştu. Doğayla iç içe olmak, toprakla temas etmek insanı büyüleyici bir şekilde rahatlatıyordu.

YalanlarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin