second

505 57 9
                                        

kanalları boş boş gezerken bir yandan da sol elimdeki diyet kolayı yudumluyordum. uzun bacaklarımı koltuktan sarkıttım ve uyuşukluğunun geçmesini beklerken hafifçe salladım. elimi Cheetos kasesine daldırırken kapının sesini duymamla kumandayı elimden bırakıp parmaklarımı yaladım.

kapıyı açınca gelenin michael olduğunu gördüm. "hey luke, şey, dün şarj aletimi burada unuttum sanırım." dedi ve bir süre suratıma baktıktan sonra ağzımı işaret etti. "cips seni yemiş sanırım." dedikten sonra kıkırdadı.

hemen elimi ağzıma götürüp onun görmesini engelleyecek şekilde tuttum ve dudaklarımın etrafını yaladım. bu durumdan nefret ediyordum.

"içeri gel, şarj aletini bulamazsan arabanın aküsünden halledebiliriz." dedim ve kapıyı biraz daha araladım.

kıkırdadı. "ah, kes sesini. en son salonda kullanmıştım." odanın etrafında dönüp prizleri kontrol etti ve sonunda televizyonun arkasındaki prizde takılı duran şarj aletini çekip çıkardı. "işte burada."

tekrar yanıma, kapıya doğru ilerlerken koltuktaki cipsi gösterdim. "dolapta bir kola daha var, istersen güzel bir film bulup izleyebilir ve sonra da ashton'ın odasını dağıtabiliriz." dedim ve gülümsedim. "nasıl olsa birkaç gün yok."

michael da buna karşılık olarak gülümsedi ve anahtarlarını elinde salladı. "annem yemeğe bekliyor. gitmezsem boğazımı kesebilir."

cevabı üzerine suratımı astım. o ise yanaklarımı sıktı.

"plan hoşuma gitti gerçi, bir ara yapalım." dedi ve göz kırptı. "görüşürüz lukey."

o küçük adımlarla sokakta uzaklaşırken ben de büyük gözlerle arkasından bakakalmıştım.

shut up luke + clemmingsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin