Miray koyulaşmış mavi gözleriyle bana baktı şaşkınca. Elimde ki kahveden bir yudum alıp içeriye girdim ve soğuk havanın içeri girmesine daha fazla izin vermedim. Miray elindeki kupayı masaya bırakıp tekrar bana döndü
Ceketimi çıkarıp sıcak havanın tadını çıkarırken etrafı inceledim.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Kitaplığa doğru ilerleyip parmaklarımi üzerinde gezdirdim bir kaçının. Tam da miraylik bir evdi. Beyaz hükmü daha ağır basıyordu.
M: Kitapları sevdiğini bilmiyordum
B: Neden ? Kitap okumak sana mahsus birşey mi ?
M: H-hayır öyle demek ıstemedim ben..
B: Odana çıkarken buraya pek dikkat etmemiştim.
M: Odama sen mi girdin yani ?
Bende elimde ki kupayı masaya bıraktım ve miraya yaklaşıp açık olan ağzına hafifçe vurdum
B: Ağzını kapat ağzını
Ben bunu dedikten sonra hemen kendini toparladı.
M: Hastaneden nasıl çıktın ya yokluğunu hissedilirse ?
B: Senin beni buraya kaçırdığını söylerim bende
Miray omzuma bir tane geçirip güldü bende ona eşlik ettim. Neden gitmek yerine burada olmayı tercih ettim ? Ve niye gitmediğim için kötü hissetmiyorum. Kütüphaneye ilerleyip bir tane mavi ciltli kitabı eline aldı ve bana uzattı. Tek kaşımı kaldırıp ona dikkatlice baktım
M: Ne ? bende sana kitap hediye ediyorum ışte
Kitabı yavaşça alıp ismini okudum kürk mantolu madonna gülümsedim istemsizce. Sonra aklıma gelen şey ile telefonu cebimden çıkardım ve miraya bir dakika işareti yapıp yanından birazdan uzaklaştım
B: Hazir mı ? tamam konumu attığım adrese gönder... yok ben hallederim eyvallah
Telefonu kapatıp arkamı döndüğümde miray merakla bana bakıyordu
B: Niye öyle bakıyorsun ?
M: Ne zaman hastaneye gideceksin sen ? Bak bu şekilde benim de başım yanacak
B: Sabah
Mirayın gözleri kocaman açılınca bende gülmemek adına yanağımın içini ısırdım.
M: Meric yokluğunu fark eder
Dediğini pek umursamayip reşat nuri güntekinin çalı kuşu adlı kitabını alıp incelemeye başladım