16| James'in gözleri

837 85 54
                                    

"Annemin hemşire olması ilk kez işime yaradı."

Rosé son dikişi de attığında Lisa'yı sudan çıkardılar. Jisoo banyo dolabından temiz kıyafetler çıkardı. Lisa'nın tuhaf alışkanlığına şükretti. Çünkü adım atacak gücü kendinde bulamıyordu.

Jennie ve Rosé onu yatağına taşıdılar. Jisoo yorganın ıslanışını seyretti.

"Dikiş atmayı nasıl öğrendin?"

Jennie, Lisa'nın kafasını yavaşça yastığına koydu. Jisoo da yavaşça yaklaştı. Ayakları ona itaat etmemek için direniyordu, hala titriyordu. Lisa'nın üzerindeki ıslak kıyafetleri çıkardı ve bakmadan giydirmeye başladı.

"Tanrı aşkına düzgün giydir şunu. Hepimiz aynı cinsiyetteniz burada."

Jennie arkasını döndü ve Jisoo'nun elinden kıyafetleri aldı. Lisa'yı giydirme işi bittiğinde dolabının üzerinden yeni bir yorgan aldı. Rosé ve Jisoo altındaki ıslak yorganı dikkatlice çektiler. Jennie elindeki yorganı üzerine örttü. Artık kuruydu ve birazdan kendine gelmesini umdu.

"Annem oyuncak bebeklerim üzerinde bir sürü ameliyat yapardı. Özellikle pelüş oyuncaklarımla çok uğraşırdı. Bende bakarak öğrendim. Oyuncaklarım üzerinde deneyerek kendimi geliştirdim."

Rosé'ye bir süre anlamayan gözlerle baktı. Sorduğu soru aklına gelince omuzlarını silkti ve önüne döndü.

Jisoo elindeki havluyu Lisa'nın saçlarına sardı ve yavaşça kurutmaya başladı.

"Peki ya neden çantanda bu kadar çok tıbbi malzeme var?"

Jisoo yerdeki çantayı kafasıyla gösterdi. Bir anda koşarak çantasını almış ve Lisa'nın bileklerini dikmeye başlamıştı.

"Annemle çantalarımız aynı. Çantaları karıştırmışım."

Rosé, Lisa'nın bileğine baktı. Derin kesilmemişti. Amacı onu öldürmek değil daha çok bir uyarıydı. Bu düşüncesini kızlara söylemek istese de sonraya bıraktı. Şu anlık başka önemli işleri vardı.

"Peki yıldırım işi?"

Jennie kafasını geriye attı ve pencereden dışarı baktı. Yağmur iyice şiddetlenmişti. Ayrıca dışarıda kasırga vardı. Ağacın dalları cama çok hızlı vuruyordu. Korkuyordu ama bunu belli etmekten çekiniyordu.

"Eğer hepimiz eve gitmiş olsaydık..."

Jisoo, Lisa'nın saçını okşadı. Dolan gözlerini kırpıştırdı. Bu ihtimali düşünmek bile istemiyordu.

"Bundan sonra ayrılamayız. Ne olursa olsun birlikte kalmak zorundayız."

Rosé masaya doğru yürüdü. Kitabı aldı ve yatağa yöneldi. Elleri karıncalanıyordu. Lisa'nın bacaklarını kenara çekti ve kitabı yatağa koydu. Neler olduğunu bir an önce anlayıp bu olayı rafa kaldırmak istiyordu.

"Yıldırımla bize gerçek yüzünü gösterecekmiş gibi hissediyorum."

Rosé, Jisoo'nun suratına baktı. James'i görmek istemiyordu. Daha önce onu hissetmişti ve bu his hiç güzel değildi. Yüzünü gördüğü zaman bir daha normal hayatına dönemeyeceğini hissediyordu.

"Ben de öyle."

Üçünün kafası bir anda korkuyla yatakta yatan kıza çevrildi. Lisa gözlerini açmış tavana bakıyordu.

"Ya Lalisa! Çok korkuttun bizi!"

Jennie çığlık atarak Lisa'nın üzerine atladığında Lisa acı bir çığlıkla inledi. Jennie yavaşça geri çekildi ve özür dilermişçesine ona baktı. Lisa buruk bir gülümseme takındı.

"Biraz daha düzgün oturmama yardım eder misin?"

Jennie, Lisa'nın doğrulmasına yardım etti. Canının yandığını görebiliyordu. Onun için çok üzülüyordu.

"Bu kadar çabuk uyanmanı beklemiyordum."

Rosé gülümseyip elini tuttuğunda Lisa elini hafifçe sıkarak karşılık verdi. Gücünü daha toparlayamamıştı.

"Ben de öyle."

"Neler oldu Lisa?"

Jisoo yatağın bir köşesine oturdu ve korkuyla Lisa'ya baktı. Herkesin merak ettiği buydu. Ne olduğunu merak ediyorlardı.

"Bilmiyorum. Sadece banyoya Jennie'ye bakmak için girdim. Sonra ışığın yanıp sönmeye başladığını gördüm. Çıkmak üzere hamle yaptığımda aynada bir yansıma gördüm. Küçük bir çocuğun yansıması. Ama benden uzundu. Gözlerinin beyazı siyahtı. Işıklar kapandığında ise kırmızıydı. Tıpkı bir far gibiydi."

Dudakları siyahtı. Teni beyazın en açık tonuydu. Ama ışıklar söndüğünde simsiyahtı. Birden bileğime dokundu ve ağzını açtı. Çığlık dahi atamadım. Ağzından bir anda böcekler çıktı ve yok oldu. Sonrasını hatırlamıyorum."

"Gerçekten sıçtığımızın farkında mısınız?"

Jisoo kitabı açtı ve en son sayfasına kadar çevirmeye başladı. Jennie'nin sorusuna bir cevabı vardı. Son sayfada bir şeyler gördüğünü hatırlıyordu.

"Bekleyin. Yıldırım çaktığında bize kendini gösterecek."

Jisoo heyecanla onlara döndüğünde hepsi gözlerini korkuyla açmış arkasına doğru bakıyordu. Jisoo'nun o an içini tuhaf bir ürperti kapladı.

"Neler... oluyor..."

Jisoo kafasını yavaşça sağına doğru çevirdiğinde onu gördü. Sonra ise daha önce hiç görmedikleri bir ışık huzmesiyle göğün delinme sesini duydular. O an neler olacağı ise tamamen onun inisiyatifine kalmıştı. 

Çok yakışıklı çıkmış lanet şey

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Çok yakışıklı çıkmış lanet şey.

LogosHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin