4. BÖLÜM

222 32 9
                                    

Jin ' den ...

Aklım hâlâ ilk aldığım boll çikolatalı pastada kalsada yapacak başka bir şeyim yoktu. Mecbur meyveliye kalmıştım. Ama pasta pastadır diyrek diğer çeşitlere de bir göz attım o sırada yanımdaki sakar konuşmaya daha doğrusu gevelemeye başladı " damatlık mı seçiyorsun ! Hepsi aynı bit tanesini seç ve gideyim artık ! " dişlerimi sıkarak derin bir nefes verdim. En sonunda çilekli olanı seçtim.

Ben kasadaki adama pastayı işaret edip " şu olsun lütfen. " dedim nazikçe. Adam hafif tebessüm ederek pastayı eline aldı ve yavaşça paketledi. Poşete koyarak bana doğru uzattı. Başımla teşekkür edip fiyatı sordum. Çaktırmadan yanımdaki gevezenin surat ifadesini kestim. Tamamen ölümcül bakışlarla kasadaki adamı süzüyordu. Gülmemek için kendimi zor tutarken geveze cüzdanını çıkarıp gerekli parayı uzattı. Tekrar adama teşekkür ettikten sonra pastane kapısına doğru yürüdük.

Hemen gevezenin önüne geçip kapıyı açtım ve dik bir duruşla ilk önce onun çıkmasını bekledim " buyrun, bayanlar önden " dedim bütün centilmenliğimle. Geveze pis pis bakarken " ne kadar da kibarsın. Pastanın parasını bana ödet ondan sonra kapımı aç. Uyuz ! " sinirli sinirli çıkmıştı dışarı. Cidden çok eğleniyordum. Onun bu geveze sinir bozucu halleri eğlenmeme neden olurken hâlâ ve hâlâ gülmemek için kendimi sıkıyordum.

O önde ben arkada yürüyorduk. Saate baktım. Otobüsü kaçırmamış olmamın dileğiyle sadece yürüyordum. Bugün bu pastayı anneme almıştım. En güzel doğum günü onun olmalıydı. Ve bunun için babamla çook şey düzenledik. Canım annem her şeyden habersiz babamla cafelerde dolaşırken bende akşama kadar evdeki işleri halledecektim. Bugün annem için süper olmalıydı ve öylede olacaktı.

Yürürken geveze hiç beklemediğim bir anda arkasını dönüp çığırmaya başladı " sen beni takip mi ediyorsun pis sapık !! " neye uğradığımı anlamadan çantasını suratıma yapıştırmıştı. Acı içinde kıvranıp bende hafif bağırdım " ya manyak mısın nesin kızım ! Ne takipi, ne sapığı ? Sadece durağa gidiyorum. Aynı yere gidiyor olamaz mıyız. Hemen hayvan gibi ne çullanıyorsun üstüme ! " dedim elim hâlâ suratımdaydı belki ikinci bir darbe gelmesinin ihtimali üzerine. Derken bineceğim otobüsün gözümün önünden süzüldüğünü gördüm.

Ağızım açık otobüsün arkasından bakarken, geveze koşup otobüse sesleniyordu " hey ! Dur ! Bende bineceğim ! Dursana bee ! " koştu, koştu ve koştu en sonunda durup soluklandı ve bana doğru hızla adım atmaya başladı. Ve de sinirli bakıyordu. Eyvah !

Elimde pasta poşetiyle bir oraya bir buraya koşturuyordum " senin yüzünden otobüsümü kaçırdım uyuz !! " diye bağırıyor duraktaki herkes bizim halka şeklinde koşuşturmacalarımızı izliyordu. " ya ben ne yaptım ! Sana laf yetiştireceğim diye bende sayende kaçırdım. Gideceğim yere geç kalacağım " diye isyan ederken çantasıyla sırtıma bir darbe indirdi " sus lan ! Suuus ! " nefes nefese kalmıştık. Muhteşem gevezeliğini kullanmasaydı kaçırmayacaktık ikimizde. Off of. Bir de bu baş belasıyla uğraşıyordum. Ne diye bulaştıysam buna.

Bir süre durakta öylece bekledik. Ve hiç konuşmadık. Durakta bir tek ikimiz kalmıştık ve bu sinir bozucu sessizlik beynimi kemiriyordu. Saate baktım. Ve gerçekten geç kalıyordum. Ayağa kalkıp etrafa bakındım. Dudağımı kemirirken gevezenin mırıltısı geldi " off açım " sadece bir kelime, o kelime, açım... O bir tek kelime midemde parti çıkmasına sebep olmuştu. Dilimle dudağımı yaladım ve elimi karnıma koydum. Evet ayı gibi açtım. Off

" sanırım bende " diyebildim. Onunda benden bir farkı yok gibiydi. Burada survivor yaşayacak değildik herhalde. Ayrıca daha fazla acıkırsam şuan gevezeyi bile mideme indirebilirdim. Bu düşünceye yüzümü buruştururken ona döndüm " tamam hadi kalk yemek yiyeceğiz " dedim saf saf bana bakarken sadece kafasını salladı ve beni takip etmeye başladı.

Bir süre sonra aşkım, hayatımın anlamı hamburgerciye gelmiştik. Ben hayvan gibi hamburgere gömülürken o da benim gibi cidden hayvan gibi yiyordu. Vay anasını ! Cidden kibarlık demiyor hunharca yiyordu. Sadece omuz silkip kaldığım yerden devam ettim.

" ya ben hâlâ açım " derken bana 'öküzlük etme' dercesine bakıyordu. " her neyse yemek için teşekkür etmene hiç gerek yok ama gitmem lazım " dedim ve ayağa kalktım. O da benimle kalktı. " ben nasıl gideceğim ? " diye sordu. Düşünür gibi yaptım. Ardından güneşin battığını görebiliyordum. Onu ne kadar geveze gıcıkta olsa tek başına bırakamazdım. Bu bana yakışmazdı.

" şimdi gelir " dedim kendimden emin bir şekilde. Taxi çağırmıştım. Işte görün ne kadar zekiyim hehheh.

Birazcık beklemeden sonra taxi gelmişti. Bu mal ön koltuğa hamle yapacaktı fakat ben kapmıştım çoktan hihihihihihi.

Kucağımda pastayla yolculuğa devam ediyorduk. Ilk önce geveze inecekti. Yine centilmen davranmıştım. Çünkü ben. Neyse. Geveze evini tarif ederken bir yandan oflayıp pofluyordu. En sonunda evine vardığımızda çantasından şoföre para uzattı. Hemen atladım " sen in ben hallederim " dedim. Evet sanırım baya baya centilmendim. Ama itiraz etmedi. Yani ben onun yerinde olsam bende itiraz etmezdim doğal olarak. Tam inecekken durdurdum " bir elveda öpücüğü yok mu ? " dedim sesimi çocuklaştırıp. Ilk önce şaşırdı ardından " yürü git be uyuz ! Öpücükmüşmüş ! Seni buruşuk yaşlı teyzeler öpsün ! " dedi ve hızla kapıyı çarpıp gitti. Ben kahkahalarla boğulurken şoför bana boş boş bakıyordu.

Şimdi eve gidip hazırlıkara başlamalıydım...

Şimdi eve gidip hazırlıkara başlamalıydım

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.






BTS'ten KAÇARKEN...Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin