Kerem ile buluşup dağ evine gitmiştik fakat Mert orada da yoktu. Okula da gelmiyordu ,Kerem'e sormaktan ben bıkmıştım ama o bir türlü anlatmıyordu. Mert'in okula neden gelmediğini biliyordu sadece bunu öğrenmiştim ama ser veriyor sır vermiyordu. Bora ve Eylül ile iyi bir arkadaşlığım vardı. Bizimkilerle de takılıyorduk ama onlar genelde sevgili olarak takılıyorlardı. Artık ailemden sayılırlardı. Okulun kapanmasına bir hafta kalmıştı. Toprağın organizasyonu ile ailelerimizle birlikte tatile gidiyorduk. Dolunay'ın ailesinden izin almıştık ve bizim yazlıkta kalacaktı. Yani yazlığı bende ilk kez göreceğim . Yan yana üç yazlık almışlardı ve Kerem'in geleceğini pek düşünmüyorduk. Aileler olduğu için gelmiyordu ya da Mert'e canı hala sıkkındı. Bora ve Eylül'le konuşup tatile bizimle gelip gelmeyeceklerini soracaktım. Ama pek geleceklerini sanmıyordum. Aklımdan artık sadece Duru ve Mert'in barışıp tatile gitmiş olma ihtimali vardı. Olur mu olur o kız barışırdı. Yeliz de yazın geliyormuş maalesef kimse burada olmayacaktı. Yazın gayet güzel vakit geçirecektim ama sadece bir ay çünkü sonrasında sınava çalışmam gerekliydi.
Düşüncelerimden sıyrılıp muhabbete adapte olmaya çalıştım.
"Ya bana ne ya, kabul etmiyorum ben." Dedi Toprak. Konuştuklarını dinlemediğim için anlamadım.
"Toprak kes sesini ya."Dedi Sera.
"Bana ne ya,bana ne."Dedi Toprak.
"Bana bak bir daha pamuk şeker dersen saçına pamuk şeker yapıştırırım vurursun üç numaraya rahatlarsın."Dedi.
"Mihri ya sen bir şey söyle neymiş artık çikolata, çikolatalı ürünler ve pamuk şekerler yasak diyorlar Sera ve Dolunay kara vermiş. Şimdi biz bir ay dip dibe olacağız ya . Yersem falan diye tehdit ediyorlar." Dedi ve sadece gözlerimi devirdim.
"Bu mu yani ben alırım sana sen iste yeter ." Dedim ve gülümsedim. Belki bunlar fazla çocuksuydu ama biz seviyorduk böyle olmayı.
"Örnek alın biraz o güzel şeylerden mahrum nasıl kalırım ya? Neyse ben son hafta okula gelmiyorum raporla hallerim . Siz gidecek misiniz?"Dedi .
"Ben yokum ." Dedi Dolunay.
Kerem'e ve Sera'ya baktım.
"Bilmiyorum ama biz de yokuz gibi."Dedi ikisi de. Ama ben gidiyordum çünkü devamsızlığım sınırdaydı.
" Boralar tatil geliyor mu?"Dedi Kerem. Kerem mi? Ne yani neden soruyordu.
"Çağırmadım onları , soracağım bir ara,hem biz tatil planı için geldik ama bir şey konuştuğumuz yok."dedim.
"Ben de Bora ile konuşacaktım. Bir konu hakkında. Sonra konuşuruz tatili de."Dedi kerem.Çok geçmeden masadan kalktık ve herkes dağıldı. Eve gitmeden önce Eylül ile konuşmalıydım. Telefonumu açtım ve Eylül'ü aradım.
"Buyur bir tanem."Dedi.
"Müsaitsen bulaşalım mı?"dedim.
"Bizimkilerle Bora'dayız sende gel istersen."Dedi.
"Yani bilmem ki rahatsız etmeyeyim."dedim . Yıllardır arkadaş olan insanların yanında ne yapabilirdim ki.
"Saçmalama hadi gel bekliyoruz."Dedi ve kapattı.
Taksiye atlayıp Eylül'den istediğim tam adresi şoföre söyledim. Daha önce gittiğimde -hatırlamıyorum- değil adresi kendimi hatırlamıyordum ben. O günden sonra hiç gitmemiştim zaten ya kafede ya da okuldaydık. Eğlenceli bir arkadaş gurupları olduğunu duymuştum ama adlarını bile hatırlamıyordum.Eve vardığımda kapıyı çaldım ve Eylül yine farklı bir saç rengi ile kapıyı açtı.
"Eylül yine mi?"dedim ona bakarak ve hayretle.
"Nasıl oluyor da sana her renk saç yakışıyor."dedim.
"Bilmem ve bence Mihri senin gözlerinin güzelliği o."
Salona geçtim ve pek rahat olmayan bir şekilde koltuğa oturdum.
"Selam Mihri,nasılsın ."Dedi Bora.
"İyi Bora,siz nasılsınız ."dedim.
"Tatil planı yapıyorduk Duru falanda gelirdi de onu konuşuyorduk. Kimse onun gelmesini istemiyor. "Dedi. Demek ki kızı kimse sevmiyor.
"O nerede ki şimdi." Dedim.
"Mert hastahaneden çıkınca ayrılmış bunalıma mı ne girmiş babamla yemeğe gittik atarlı konuşuyor falan babam gelsin dedi bizimkiler istemiyor. "Dedi.
"Ya Duru'yu boş ver aslında aklıma bir şey geldi. Biz bizimkilerle tatile gidiyoruz babamlar falan olacak ama olsun. Sizde oralardan bir yazlık kiralayın hep birlikte tatil yapalım. Ya da siz başka bir yere gidecekseniz Eylül bizimle gelsin."dedim.
"Yani bana uyar ama gençler siz ne dersiniz?"Dedi.
"Abi olur yani neden olmadın ki."Dedi bir çocuk.
"Bende Ege'ye katılıyorum. Sevgilim ne derse okey."Dedi sanırım adı Yaren olan kız.
"Zaten yazlık kiralayacaktık fark etmez hem ne kadar geniş bir arkadaş grup olursa o kadar iyi."Dedi Eylül'ün ikizi -adını unuttum.-.
"O Zaman bir yazlık ayarlasın babam, Bora'ya söylerim ben ."Dedim.
"Ben dedim size tatilde ben yokum büyükbabam hasta,o hastayken gelemem ki."Dedi sarılı çocuk.
"Abi sana lafım yok sıkıntı yok."Dedi Bora.
"Eeee ben kalkayım görüşürüz gençler." Dedim.
Bora ile vedalaştım. Eylül'e sarıldım.
Yaren'de aya kalktı ve onunla da vedalaştım.
Ege denen çocukta elini uzattı
"Memnun oldum Mihri." Dedi ben de elini sıkıp gülümsedim.
Eylül'ün ikizi de elini uzattı "Bende memnun oldum."Dedi.
"Şey kırılma ama adını hatırlamıyorum" dedim.
"Önemli değil adım Ekim."Dedi.
"Adının özel bir anlamlı var mı?"dedim.
"Eylül benden dört dakika büyük Eylül sonra Ekim koymuşlar annem Eylül ismini çok seviyormuş ondan."Dedi gülümseyerek kafa salladım.
Sarışın dövmeli çocuk ile vedalaştım ama adını sormaya çekindiğim için ses çıkarmadım.
"Yüzün bu çocuğun adı neydi der gibi bakıyor adım Bartın."Dedi bu sözüne gülümsedim. Herkesle vedalaştım ve taksi çağırıp bindim.Eve varınca kapıyı açan Ela teyzeye gülümsedim ve odama çıktım,yorgundum ve nedensizce Mert'i çok merak ediyordum ama eğer eğleniyorsa yok yere onu merak etmiş olurum ve kendime çok kızabilirdim. Bu hafta okul çıkışı alışverişe çıkacaktık malum tatil için. Bu şehirde bir sürü arkadaşım vardı. Babamın söylediğine göre bir hafta erken döneceklerdi. Bizde Sera'nın annesi ve gençler olarak sonra dönecektik.
Telefonumun çalması ile çantamı açtım. Sera arıyordu.
"Sera."dedim fakat ses gelmedi.
"Alo Mihri."Dedi ama hıçkırarak ağlıyordu.
"Ne oldu, yada dur evdesin dimi geliyorum."dedim.
"Evet."Dedi. Hemen küçük sırt çantama şarj aletimi, cüzdan ve telefonumu koydum aşağıya inerken babama durumun önemli olduğunu Seralara gideceğimi anlatan mesaj yazdım ve gönderdim.
Mutfaktan bir kaç şey alıp çantama sıkıştırdım ve evden çıktım.
*
Seralara geleli iki saat olmuştu ama hala Sera konuşmuyordu. Sadece ağlıyordu.
"Sera yeter ama ne oldu anlat. Kerem mi?"dedim.
"Onun adını ağzına alma. Asla , adını dahi duymak istemiyorum." Dedi bağırarak. Sorun büyüktü. Çantamdan çikolata çıkartıp temkinlice ona uzattım."Al ye sonra anlat."dedim.
Aldı ve yemeye başladı.
"Şimdi ben bu sümüklüye dedim ki 'beni seviyorsan tatile gel' dedim ay demez olaydım 'sevgimi böyle mi ölçüyorsun sen ' Dedi şakasına 'evet' dedim sinirlendi 'Sera çok çocuksun bıktım artık, ayrılalım ' Dedi şok oldum 'Nasıl yani 'dedim sinirlendim ağzıma geleni söyledim 'sen beni böyle mi seviyorsun saniyesinde silerek ' dedim. 'Seni sevmiyorum, senin de öbürlerinden farkın yok' Dedi kalbim kırdı piç. Bende bağırdım çağardım ve masadaki meyve suyunu üstüne attım. Kalktım gittim." Dedi ve yine ağlamaya başladı.Ne olmuştu bu Kerem'e kafayı mı yedi acaba.Gecenin sonuna kadar bir süre dertleştik ve Sera'nın seçtiği filmi izledik gitti duygusal bir filim açtı ağlamaktan gözleri şişti ama ben böyle filmlerde pek ağlamazdım. Sonra koltukta sızdı kaldı , yatağa taşıdım belim çıktı cidden. Giyinme odasından kıyafet aldım ve giyindim. Bende yattım.Yarın Kerem'i öldürecektim ama yarın.
Kurduğum alarm ile Sera uyanmadan hemen kalktım. Üzerimi giyindim saçlarımı taradım ve topladım. Sera'ya güzel bir not yazdım ve saati umursamadan Dolunay'ı aradım.
"Efendim aşkım" Dedi uyku dolu sesle.
"Kerem'in adresini atsana bir tanem ." Dedim .
"Tamam" Dedi ve kapattı.
Mesaj geldi ve bu saate taksi geçmeyeceği için taksi çağardım. Ama aklıma gelen şey ile Dolunay'ı aradım.
"Efendim." Dedi.
"Kerem yalnız mı yaşıyor." dedim. Ona göre olay çıkaracaktım .
"Evet." Dedi . Hiç mi neden bunca soruyu sorduğumu merak etmiyor bu kız yahu?
"Yedek anahtar nerededir."dedim.
"Kapını bayağı ilerisinde çınar ağacı var küçücük bir taşın altında var anahtar." Dedi ve kapattı. Bu kız uyku sersemi bana sosyal medya şifrelerini bile verirdi.İki katlı geniş bahçeli havuzlu bir eve geldiğimde arabadan indim. Dolunayın tarif ettiği yere baktım orada anahtar vardı. Evde olmasını dileyerek kapıyı açtım.
Eve girdiğim de yoğun bir sigara kokusu vardı evini havalandır be Kerem. Salona geçtim yüz üstü yarı çıplak yatmış bir Kerem vardı, son ses açık televizyon alkol şişesi dolu masa vardı. Mutfağa gittim ve sessizce bir kahve yaptım. Büyük bir bardağa su doldurdum ve dolaptan buz alıp içine attım. Daha sonra banyoyu arayıp bir havlu aldım.
Salona gittim. Kahveyi masaya koydum ve su dolu bardağı başından sırtına doğru döktüm .
Birden bağırdı ve tam ağını açmıştı ki beni görünce sustu.
"Mihri sen, ne işin var burada, Nasıl girdin eve ?" Dedi .
"Kes sesini iç şu kahveyi." Dedim.
Kahveyi iki büyük yudumda bitirdi."Yedek anahtarını aldım bu bir, seni boğmaya geldim iki." Dedim.
"Neden ama?" Dedi.
" Sera'ya neden böyle davranıyorsun ?Neden ayrıldın?" Dedim.
"Ben, ben pişmanım. O kadar sinirlendim ki bir anda kelimeler ağzımdan çıktı zaten Mert'e çok sinirliyim."dedi.
"Ben buraya sana kızıp arkadaşımla neden oynadın demek için geldim ama Mert ne alaka?" Dedim.
"Anlatma kimseye diyor ama çok bunaldım sana anlatsam rahatlarım , Anlatayım mı iki dakika dertleşelim sonra kızarsın bana." Dedi kafamı salladım .
"Ama önce şu etrafı toplayalım." Dedim . O da gülümsedi. Etraf çok pisti Salon Türkiye çöp ev kurulu gibiydi.Merhaba , bu bölüm içime sindi mi bilmiyorum. Ama bir daha ki bölüm daha güzel olacak ve daha hızlı bölüm yazacağım. Bu arada anketten vazgeçtim.❤️

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yıldızlar Şahidim
Teen FictionHikâyemizin esas kızı annesinden kaçmak uğruna babasıyla yeni bir şehre taşınır ve orada başta babası zorlandığı için tanıştığı Toprak ve sera olmak üzere bir çok arkadaş edinir. Arkadaşları dışında bir de aşık olduğunu fark etmediği Mert vardır ve...