"Aaa." Yoongi canının acısıyla bağırdı.
"Aferin sana," Jimin sinirli bir şekilde bağırdı.
Yoongi canı yanmış gözüküyordu, kolunun üstünü ovdu ve Jimin'e döndü. "Üzgünüm, sanmıştım ki-" Taehyung'a döndü. "Üzgünüm, Tae."
Herkes tekrar Taehyung'a bakmaya başlamıştı ama o hala Jeongguk'un çıkıp gittiği kapıyı izlediği için farkında değildi. Daha demin Jeongguk'un ona sıcak bir baskı uyguladığı yanı şuan buz gibiydi.
"Taeyhung-ah," Namjoon'un keskin bir şekilde söylemesiyle Taehyung etrafındaki çocukları farketti. Hepsi onu beklenti ile izliyorlardı, anında boğazı kurudu.
"Ne?" düz bir şekilde sordu.
Hoseok onu tokatlamak istiyormuş gibi duruyordu.
"Salak mısın Taehyung? Hemen peşinden git." Jimin'in bağırmasıyla Taehyung kendine geldi.
"Haklısın." Taehyung kalkarken konuştu. Koridorda yürüdükçe kalbi hızlanıyordu, Jeongguk'un odasına gitmeden önce kendi odasına uğrayıp önemli bir şey aldı. Kapıyı çalmaya gerek duymadan yavaşça açtı.
Jeongguk yatakta bağdaş kurmuş bir şekilde oturuyordu, ellerini yüzüne kapatmıştı. Çok minik ve tatlı gözüküyordu. Taehyung ağlamak istedi. "Ben iyiyim, Jimin." Kapının sesini duyduğunda yavaşça söyledi. Sesi kesinlikle iyiymiş gibi gelmiyordu.
"Benim," Taehyung yumuşak bir şekilde söyledi ve kapıyı kapattı. Konuşmasıyla beraber Jeongguk başını hemen kaldırdı ve ona baktı. Gözlerinin etrafı kızarmıştı ve sanki ağlamak üzereymiş gibi duruyordu. Taehyung koşarak ona ulaşıp kollarını etrafına sarmak istedi.
"Oh," Jeongguk kafası karışmış bir şekilde cavp verdi. "Üzgünüm."
Taehyung ne yapacağını bilemedi ve kapının önünde dikildi. "Jeongguk," Kendini konuşmaya zorladı. "Sana bir açıklama borçluyum, sanırım."
"Bana açıklama borçlu değilsin, Tae" Jeongguk yavaş bir şekilde söyledi. Hiç iyi gözükmüyordu.
"Hayır, öyle değil." Taehyung hızlıca kafasını salladı ve odanının içine doğru bir adım attı. "Son haftalar için özür dilerim, sadece biraz zamana ihtiyacım vardı. Kafamı toplayıp seninle öyle konuşmam gerektiğini düşündüm."
Jeongguk dikkatli bir şekilde ona baktı, ne düşündüğü belli olmuyordu ve kollarını göğsünde birleştirmişti.
Taehyung derin bir nefes aldı ve devam etti. "Kağıtta yazanlar hakkında tamamen dürüst değildim." cebinden kağıdı çıkartabilmek için durdu. "Okumanı istiyorum."
Yaklaşmasıyla beraber Jeongguk hiçbir şey söylemeden kağıdı aldı ve okumaya başladı.
"Sevginin olduğu yerde sıcaklık vardır," sesli bir şekilde okudu. "Anlamıyorum."
"Senden hoşlanıyorum." Taehyung söyledi. Kıpkırmızı olmuş olsa da göz teması kurmaya devam etti. "Yani aşk gibi, iyi olmamın sebebi de sonunda kendime itiraf etmiş almam."
Yatakta Jeongguk'un yanına oturdu ve elini tuttu.
"Tae," yalvarırmış gibi konuştu ve elini geri çekti. "Tae, lütfen, yapama-"
Taehyung tokat yemiş gibi hissediyordu. "Beni geri istemek zorunda değilsin." mırıldandı. "Sadece sana dürüst olmak istemiştim."
"Seni istemediğimi düşünüyorsun." Jeongguk hızlı bir şekilde söyledi ve kafasını olanlara inanamadığını belli eden bir şekilde salladı. "Seni beş yıldan beri istiyorum, siktir."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fever started long ago •Taekook (çeviri)
Hayran KurguSevginin olduğu yerde sıcaklık vardır. Dürüstlüğün olduğu yerde ise rahatlık. Taehyung sihirli bir kurabiye yer ve Jungkook'un vücut sıcaklığına bağımlı olarak uyanır.