"Ablan bugün okula gelmemiş." Jungkook okuldan içeri gireli daha beş dakika olmadan geri döndü. Ablamın beni görmesini istemediğim için içeri girmemiştim.
"Emin misin?Eğer özürden kaçmak için söylüyorsan..."
"Bana bak bücür,ben eğer birşeyi yapacağımı söylediysem yaparım.Ve asla kaçmam."
"Tamam tamam anladık sağlam çocuksun."
Ablamın okuldaki en iyi arkadaşı Jisoo Unni'yi aramayı düşündüm,ama eğer böyle birşey yaparsam Jungkook sinirlenebilir ve özür dilemekten vazgeçebilirdi.O yüzden ona güvenmeye karar verdim.
"Beni takip et,sanırım nerede olduğunu biliyorum." Çok üzüldüğümüzde,ya da birbirimize kırıldığımızda her zaman gittiğimiz bir yer vardı.Biz oraya 'geçit' diyorduk.Sahilin ilerisinde iki uzun kayalığın arasında,normalde insanların görmesinin zor olduğu bir yerdeydi.Biz keşfettiğimizde henüz çocuktuk.Kayalıkların bir tarafı kumları,diğer tarafıda masmavi denizi gösteriyordu.İkimizde denizi çok sevdiğimiz için oraya bu adı vermiştik.Oraya oturduğumuzda geçitten cennete geçmiş gibi hissediyorduk,tüm endişelerden kurtulup mavinin huzuruna geçiş.
Ben hızlı adımlarla yürürken, ellerini ceketinin cebine sokmuş yavaş adımlarla arkamdan geliyordu. Bir süre sonra bana yetişti, bacakları benim adımlarımada rahatlıkla uyum sağlayabilecek kadar uzundu.
"Adın ne?"
"Bilmen gerekmiyor."
"Peki kaç yaşındasın?"
"Bunu da bilmene gerek yok."
"Pekala,öyle olsun. Nereye gittiğimizi bilmeye hakkım vardır herhalde?" Güldüm.
"E onu zaten biliyorsun,ablama gidiyoruz."
Kaçamak cevabım beklediğim gibi onu sinirlendirmişti.
"Onu sormadığımı biliy- aaah!" Aniden dirseğimi karnına geçirerek onu uzağıma doğru ittirmemle park halindeki arabalardan birine omzunu çarpmıştı. Bunu umursamadım çünkü karşıdan geldiğini gördüğüm kişinin yüzü tanıdıktı. Onu ittikten sonra hızla yolun karşı tarafına geçtim ve elimi havaya kaldırıp el salladım.
"Oppa! Oppa!" Jimin beni gördüğünde güzel gülümsemesini yüzüne yerleşmişti.
Park Jimin...Ablamın ilkokul arkadaşı, komşumuz ve benim ilk aşkım. Ve muhtemelen tek aşkım olacaktı.
Sonunda yaklaştığımda merhaba dedim ve eğilerek selamladım. Okuldan geliyor olmalıydı. Ortaokuldan beri ablamla aynı okula hiç gitmemişlerdi ama hala görüşüyorlardı. Annemle annesinin dostluğu sayesinde sık sık görüşmeye devam ederdik. O sanat okuyordu. Elleri her zaman boya lekesi olurdu, ve elinde gördüğüm her ton en sevdiğim renk olurdu.
Bugün maviyle çalışmıştı.
"Bugün maviyle zorlu bir gün geçirmiş gibisin." Ellerine baktı ve omuz silkti.
"Zordu ama değerdi.Sana bir ara gösteririm. Sen nereye böyle? Okul saati değil mi şuan?" Lanet olasıca liseyi bitirmeme çok az kalmıştı. Bende onun gibi sanat okuyacak,onunla aynı üniversiteye gidecek ve bir daha asla yanından ayrılmayacaktım.
"Son haftalar bilirsin, üniversite çalışmaları olduğu için gitmiyorum."
"Hey! Omzumu çıkardın resmen! Bücürsün ama hayvan gibi gücün var." Ne kadar kaş göz yapsamda konuşarak bize doğru gelen Jungkook'a bir tane de tekme atmamak için kendimi zor tuttum.
"Lisa, bu çocuğu tanıyor musun?" Jimin kaşlarını çatarak tam yanımda duran şerefsize bakıyordu.
"B-bu ablamın sınıf arkadaşı. Ablam bugün okula gitmemişte onu arıyorduk."
"Ne! Ablan okula gitmemiş mi? Jen derslerini ihmal etmez ki, birşey mi oldu acaba?" Jimin'i sakinleştirmek için hızla kafamı salladım.
"Ah,hayır. Endişelenmene gerek yok, yerini biliyorum."
"Ah, rahatladım. Bu arada Kusura bakma kendimi tanıtmadım.Ben Park Jimin.Jennie ve Lisa'nın arkadaşıyım." Jungkook eğilerek selam verdiğinde hınzırca gülüyordu. Neye güldüğünü tam anlamamıştım.
"Memnun oldum Jimin. Ben de Jungkook." İkisi de selamlaştıktan sonra Jungkook'un daha fazla konuşup saçmalamasından korktum ve kolundan tutup iteledim.
"Herneyse Oppa, ablam bizi bekliyor.Sonra görüşürüz." Oradan hızla uzaklaştığımızda rahatça tuttuğum nefesi verdim. Kimsenin yanında bu kadar heyecanlanmıyordum.
Ah,çok yakışıklıydı!
Ben yürümeye devam ederken yanımda kimsenin olmadığını farkettim. Arkama döndüğümde Jungkook eliyle karnını tutup eğilmişti ve kahkaha atıyordu.
"Ya! Bu kadar komik olan ne? Söyle bizde gülelim." Gerçekten gözlerinden yaş geliyordu. Bu gerilip sinirlenmeme neden olmuştu.
"Oppa, görüşürüz oppa.Opppaaa!" Aptal çocuk Beni taklit ediyordu!
Hiçbir şey söylemedim ve kollarımı kavuşturup tiyatrosunu bitirmesini bekledim. Biraz daha sakinleştiğinde yürümeye devam ettik.
"Demek adın Lisa ha?"
"Bilmen gerekmez ama aslında Lalisa,memnun olamadım."
"Ben zaten hiç memnun değilim." Gözlerimi devirdim.
"O koca dudaklı kısa çocuktan hoşlanıyorsun değil mi? üzgünüm güzelim o ablana aşık." Aniden durduğumda bir adım arkamda olduğu için o hızını alamadı ve göğsü kafama çarpmıştı. Arkamı dönüp bir adım geriledim.
"Neden bahsediyorsun? Onlar çocukluk arkadaşı. Ayrıca ne kadar bu düşünceden iğrensemde ablam sana aşık." Kaşlarını kaldırdı.
"Ablanın kime ne hissettiğini bilemem. Ama o çocuk ablanın adı geçince bile fena heyecanlandı." Jimin ablama çok değer verirdi. Çünkü çocukken ikiside sessiz sakin çocuklar oldukları için arkadaş bulamamış,sadece birbirleriyle anlaşabilmişlerdi. Onlar kardeş gibiydiler! Jimin her zaman ablamı koruyup kollardı.
"Sen hislerden ne anlarsın ki? Eğer anlasaydın ablamı bu hale sokmazdın."
"O konuda haksız olabilirim ama bunda yanıldığımı sanmıyorum. Sen bilirsin, karşılıksız duygularınla yaşamaya devam et."
"Benim duygularım seni ilgilendirmiyor. Bir daha bana bu konuyu açmazsan sevinirim. Bir an önce gidelim,hava kararmak üzere."
Yolun geri kalanında konuşmadım ve bilerek aramıza mesafe koyarak ilerledim. O da çok fazla ısrar etmemiş, ıslık çalarak kendi halinde yürümeye devam etmişti.
Ama ben o kadar rahat değildim. Jimin gerçekten ablamdan hoşlanıyor olabilir miydi?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
E.G.O
Fanfiction''Jungkook denen adi herif hanginiz?" Hepsi ne oluyor dercesine birbirine bakmaya başladığında tek bir kişi masaya kolunu koydu ve çenesini avucuna yaslayıp umursamazca bana doğru eğildi. "Ne için lazımdı?" ➖➖➖ Belki de birbirimizi ilk gördüğümüzde...
