Bölüm 12

12 0 0
                                    

Yatağıma uzanıyorum, gözlerimi kapatıyorum, hayalden hayale, düşünceden düşünceye dalıyorum ve sen sebebi yokken hayallerimi süslüyorsun.
Merak ediyorum; acaba bugün hayallerimin doğum günü mü?

Aslında mantıksal açıdan düşünecek olursam Pınar kötü bir insandı.

Pınar bir insan; eli silahlı bir halde araba kullanan bir vatandaşı rehin almak ise kötü bir davranış.

Öyleyse Pınar da kötü bir insan.

Aman Allah'ım! neler saçmalıyorum ben öyle!

Sonuçta bu hareketi kötü olmak için yapmamıştı ki; kendisinde sürekli olma özelliği bulunan soyguncu bir tipi de yoktu.

"Beni öldürmediğine göre kötü bir insan değilsin."

Yüzünde hafif ve acı bir tebessüm belirmiş ve hemen kaybolmuştu. O da benim gibi kendi koltuğunu yatırmış, ama ayakkabılarını çıkartmamıştı.

Birazdan söylediği şey ile bütün uykularımı kaçırmıştı.

"Yarın benden kurtulacaksın."

Bu yaptığı düpedüz haksızlıktı; hem kendi bana alıştırmış, hem de bunu bile bile gitme kararı almıştı. Bunu yaparken bana hiçbir şey sormamış oluşuna içimden kızdım.

"Nereden çıktı bu şimdi?"

Sırtımı yasladığım yatık koltuğumda huzursuzca doğrulup O'na döndüm.

"Varlığımla seni huzursuz ettiğimin farkındayım. Buna hakkım yok; sen bana istemediğin halde arabanı açtın, beni, iyliğimi düşündün. Ben ise yalnız kendimi düşünerek bencillik yaptım. Söz, yarın ilk fırsatta seni kendimden kurtaracak, ve seni özgürlüğüne kavuşturacağım."

Sesindeki umarsız imayı sezinleyemiyordum; uyanıktım, ama uykuda gibiydim. Aklım başımdaydı, ama sersemleşmişti ruhum. Gücüm kuvvetim yerindeydi, ama hiçbir yere kıpırdayamadığımı hissediyordum.

"Keşke arabama silah zoruyla değil de, güzellikle binmiş olsaydın! Emin ol sana daha anlayışlı davranır, sana daha iyi yardımcı olabilirdim. Gitmek konusuna gelince..."

Demiştim ama nasıl bir mazeret uydurmalıydım ki, o benden hiçbir yere gitmesindi?

"Hiçbir yere gitmene gerek yok."

Söyleyebileceğim en mantıklı gerekçeyi kafamda kurgu hâline getirmeye çalıştım.

"Neden?"

Bu şekilde konuştuğu sürece ben nasıl sağlıklı düşünebilirdim ki?

"Çünkü gerek yok da ondan. Sen kötü bir insan olamazsın. Neden böyle düşündüğümü sorma; ben de bilmiyorum. Sadece içimde süregelen uzaklardan bir ses sana güvenmem gerektiğini ve pişman olmayacağımı söylüyor. Ayrıca unutma ki, seninle beraber kaçmış sayıldığım için ben de senin suç ortağınım. Birbirimizden ayrılmamız demek, ayrı ayrı yok olmamız demek."

Bunu açıklamamı istediğini hissettiğinden sözlerime devam etmeyi tercih ettim.

"Eğer birbirimizden ayrılırsak yakalanmamız hiç de uzun sürmez. Özellikle sen; bu kız hâlinle daha ne kadar saklanabilirsin ki? Yol bilmezsin, iz bilmezsin; polisler seni bulamasa da tek başına başının çaresine bakamazsın."

Alayla ve sinirle karışık hırsla gülümsemeye çalıştı.

"Sağol ya, gayet iyi moral verdin bana."

"Amacım seni ümitsizliğe itmek değildi; sadece gerçekleri biraz gör istedim hepsi bu."

Yaptığım çılgınlığın farkına henüz varabilmiştim. O bana güvenmiyordu ve benim iyiliğimi bahane edip bir an önce kendini bu bataklıktan kurtarmak istiyordu. Beni kendisinin maşası gibi kullanmıştı; (eğer bir şey olursa, bana olsun.)

Mavi duvarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin