Herkese Merhaba, yeni bir bölüm ile geldim ve bu bölümü yazarken çok içime sindi. Umarım siz de beğenirsiniz, güzel yorumlarınızı eksik etmeyin.
iyi okumalar.
7. Bölüm
Ruhların sesi
Hayatımda sadece iki kez bir kitabın ana karakteri olduğumu düşünmüştüm, sadece iki kez kendimi çok sevilen bir kitabın içinde zannetmiştim. ilki, on iki yaşlarındayken bir sabah kendimi en yakın arkadaşımın bedeninde bulmam ile başlamıştı. Bilirsiniz klasik Amerikalı bir ergenseniz ve fantastik filmleri çok izlediyseniz bunları düşünmeniz normal.
ikincisi ise on sekizinci yaş günümde olmuştu, gözlerimi açtığımda kendimi bir otel odasında bir Hayat kadınının bedeninde ve hiç tanımadığım bir adam ile aynı yatakta bulmuş ve olanlara anlam vermemiştim.
O zamanlar sadece bir kitabın içinde olduğumu düşünürdüm ama bu olanları zihnimin kabul etmesi imkansızdı.
Karşımda o vardı
Zavir
Benimle konuşuyordu, Evet bu tuhaf degildi. Tuhaf olan konuşurken ağzını bile açmadan, dudaklarını dahi kıpırdatmadan benimle iletişime geçmesiydi.
Bunun sadece iki türlü izahı olabilirdi. Ya Eylülün gece uyumadan önce kafası güzeldi, ya da ben deliriyorum.
Evet Evet bunun başka hiç bir açıklaması yoktu.
"Sen?" Dedim işaret parmağımı ona uzatarak "sen az önce ne dedin?"
Hoş bir tebessüm belirdi hafif pembeleşmiş dudaklarında "çagrımı kabul ettiğin için teşekkür ederim dedim"
Elimi iki yana salladım hızlıca "Hayır Hayır, yani Evet söylediğini duydum ama sen konuşmadın. Yani konuştun ama dudakların dahi kıpırdamadı"
Başımı eğerek alnımı sağ elimin avucuna yasladım "off deliriyorum sanırım"
"Hayır delirmiyorsun"
Kafamı kaldırıp ona baktım, açık pencereyi kapatmış ve uçuşan perdeyi düzelmişti. Tekrar kalktığı sandalyeye oturdu ve eli ile karşısındaki boş sandalyeyi gösterdi.
"Lütfen otur, seninle konuşacaklarım var"
Üzerimdeki şaşkınlığı atmaya çalışarak yavaş yavaş masaya ilerledim ve onun oturduğu sandalyenin karşısındaki boş sandalyeyi çekip oturdum ve kollarımı masanın üzerinde birleştirerek sırrımı dikleştirdim. Onun gözleri hariç her yere bakıyordum, ama gözlerindeki parlama beni ürküttüğü için gözlerimi gözlerinde tutamıyordum.
Daha fazla dayanamayarak merak ettiğim o şeyi sordum.
"Bana, çağrını kabul ettiğim için teşekkür ettin. Ne çağrısından bahsediyorsun"
"Ben sana çağrı gönderdim, sen de buraya gelerek" kısa bir süre susup bekledi, birkaç saniye sonra aradığı kelimeyi bulmuş gibi tebessüm etti.
"Takip ederek çağrımı kabul etmiş oldun"
Dudaklarımı aralayarak birkaç saniye ne demek istediğini anlamaya çalıştım ama dediklerini idrak edemediğim için gözlerimi tekrar bakmaya çekindiğim gözlerine çıkardım.
"Sen tam olarak neyden bahsediyorsun?"
Bana bir sır verecekmiş gibi kafasını biraz daha yaklaştırdı ve kısık bir ses ile fısıldadı
"Müzik diyorum, müziğin çağrısı. Hatırlasana dün rüyanda müziği takip ederek beni bulmuştun, beni görmüştün."
Şaşkınlıkla baktım ona "sen" diye fısıldayabildim sadece.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Her Gece
ActionSadece düşün, Her yeni güne farklı bir insanın bedeninde uyanarak başlasan ne yapardın? Günü o insanın hayatını yaşayarak, yanlışlarını görerek ve küçük sırlarını öğrenerek geçirsen ve geceyi o insanın bedeninde bitirsen nasıl hissederdin? Sadece bu...
