7.Bölüm- Beklenmeyen Granger -

824 71 79
                                    

Genç cadı ofisinin kapısı çalınınca başını önündeki dosyalardan kaldırmadan "Lütfen fincanı masama bırak Alex." demişti. Alex elindeki çay dolu fincanı masaya bırakırken patronunun ilgisini çekmek için hafifçe öksürmüştü. Hermione kafasını dosyalardan kaldırdığında ise gülümsüyordu. "Bayan Granger, dışarıda bir misafiriniz var." dediğinde genç  cadı meraklanmıştı. Onu sadece arkadaşları ziyaret ederdi ve onlarda izinsiz girebilirdi. Alex'e dönüp "İçeriye al lütfen." dedikten sonra asistanı odadan çıkarken O da önündeki evrakları toparlamıştı. İçeriye uzun yeşil cüppesi yere kadar uzanan, kafasında ise her zamanki sivri şapkası olan eski profesörü girdiğinde genç cadı kocaman gülümsüyordu.

 "Minerva! Bu ne hoş bir sürpriz. Seni görmek çok güzel." dediğinde yaşlı cadı da ona gülümsüyordu. "Seni görmek de güzel Hermione." dediğinde genç cadı hemen profesörüne masanın önündeki koltukları göstermişti. "Lütfen otur." dedikten sonra kapıda onları izleyen asistanına dönmüştü. "Lütfen bir fincan daha çay getir Alex." dedikten sonra ise eski profesörünün karşısındaki koltuğa geçmişti. "Okulda yanına gelemediğim için üzgünüm Minerva." dediğinde yaşlı cadı gülümsemişti. "Önemli değil Hermione. Öğrencilerim seni fazla bunalttıysa ben özür dilerim. Onların gözünde sen bir idolsün. Çoğu seni örnek alıyor. Onlar sizin hikayelerinizle büyüdü." dediğinde genç cadı aldığı iltifatlarla kızarmıştı. 

O sırada kapı tekrar çalmış ve Alex elindeki fincanla odaya girmişti. Fincanı önlerindeki küçük masaya bıraktığında ise sessizce oradan ayrılmıştı. İkisi birden çaylarından bir yudum alırken Hermione konuşmaya devam ediyordu. "Yeniden şatoda olmak ve o koridorlarda yürümek beklemediğim kadar iyi geldi. Her şeyin aynı kaldığını bilmek güzeldi." dediğinde yaşlı cadı gülümsemişti. "Tek değişen şey bölümlerin arasındaki tartışmaların artık olmaması. Çok nadir de olsa Slytherinli öğrencilerimin ailesi ile alay ediliyor. Daha doğrusu ediliyordu. Geçen hafta sen ve Bay Malfoy'un anlaşması, Bay Potter ve Bay Malfoy'un el sıkışması bu olayları tamamen bitirdi. Şimdi her şey yolunda." dediğinde Hermione "Buna çok sevindim." demiş ve fincanını masaya bırakıp bakışlarını profesöre çevirmişti. 

"Minerva, buraya sadece okuldan bahsetmek için gelmediğini düşünüyorum. Önemli bir şey yoktur umarım." dediğinde yaşlı cadı oturduğu koltukta dikleşmiş ve fincanını masaya bırakmıştı. "Her zamanki gibi haklısın Hermione. Buraya seninle ailen hakkında konuşmaya geldim." dediğinde genç cadı bu beklenmedik konuyla istemsizce huzursuz olmuştu. "Ailem hakkında mı?" "Evet. Onları savaş zamanı Avusturalya'ya gönderdiğini biliyorum. Ama hikayenin geri kalanını bilmiyorum ve bana anlatman lazım." dediğinde genç cadı şaşkınca karşısındaki yaşlı cadıya bakıyordu. "Minerva ne oluyor? Neden bir anda ailemi sormaya başladın?" diye sorularını sıraladığında yaşlı cadı derin bir nefes almıştı. "Hermione, sana anlatmam gereken bir şey var ama önce sen bana aileni anlatmalısın. Avusturlya'dan sonra ne oldu?" dediğinde genç cadının kafası karışıktı ama sorularına cevap almak istiyorsa ilk önce denileni yapmalıydı. 

"Buradan ayrılıp Avusturaya'ya, onları bıraktığım yere gittiğimde orada değillerdi. Bende izlerini sürmeye başladım. İlk önce New York'a geçmiş ve orada bir kaç sene yaşamışlar. Ardından da Paris'e geçmiş, orada da bir kaç sene yaşamış ama şehirde fazla kalmayıp kırsala geçmişler. Küçük, üzüm yetiştirilen bir kasabaya taşınmışlar. Oraya taşındıktan birkaç sene sonra annem salgın bir hastalığa yakalanıp ölmüş, babamsa bir kaç ay sonra onun üzüntüsünden ölmüş." dediğinde gözünün önüne gelen iki mezar taşıyla gözleri dolmaya başlamıştı. Ama kafasını yukarı kaldırarak yaşların akmasını engelleyip tekrar profesöre dönmüştü. "Anlattım. Şimdi sende bana neler olduğunu anlat." dediğinde yaşlı cadı gözlüğünü düzeltip ona dönmüştü. 

Dramione & Savaştan SonraHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin