Kızıl saçlı genç, arkadaşlarının yanından ayrılır ayrılmaz Parkinson malikanesine cisimlenmişti. Kızı bir an önce bulmalı ve aklındaki soruyu ona sormalıydı. Cisimlendiği alanda ise karanlık bir evden başka bir şey yoktu. Malikane uzun zamandır kullanılmamış gibi duruyordu, kız burada yoktu. Genç adam onu nasıl bulacağını bilmiyordu. Belki de geri dönüp Malfoy'a sormalıydı. Ama birde onun aptal sözleriyle uğraşamazdı. O yüzden tekrar cisimlendi. Şimdi karşısında Zabini malikanesi duruyordu ve Merlin'e şükür buranın ışıkları yanıyordu. Uzun taşlı yolu hızla geçip kapıya vardığında hızla bir kaç kez yumrukladı. Kapıyı endişeli bakışlarla açan Hannah, karşısında arkadaşını görünce iyice endişelenmişti.
"Ron? İyi misin?" diye sorduğunda Ron "Gayet iyiyim." demişti. Hannah ise karşısındaki adamın büyümüş gözleri ve nefes nefese olmasından bedeninin tam tersini söylediğini görebiliyordu ama üstelemedi. "İçeriye gel ve biraz soluklan o zaman." dediğinde genç adam olumsuzca başını sallamıştı. "Benim Zabini, yani şey, Blaise'e bir şey sormam lazım. Onu çağırır mısın?" diye sorduğunda Hannah iyice meraklanmıştı ama sadece denileni yaptı. İçeriye gidip yanında kocasıyla döndüğünde genç büyücüde en az karısı kadar şaşkındı. "Beni görmek istemişsin Ron. Her şey yolunda mı?" diye sorduğunda Ron hızla kafasıyla onu onaylamıştı. "Sadece senden şey isteyecektim, bir adres." dediğinde evli çift birbirlerine dönmüşlerdi.
İkisi birden aynı anda "Thedore'un adresini sana veremeyiz." dediklerinde bu sefer şaşkınca bakan Ron'du. "Ne? O aptalın adresini ne yapayım?" dediğinde Blaise ona dönmüştü. "Toplantıda Hermione'ye yazdığı için istersin sandık. Onu dövmek için falan yani. Başka kimin adresini isteyebilirsin ki?" diye sorduğunda Ron hemen "Parkinson'ın." demişti. Blaise tekrar şoka girerken Hannah arkadaşına kocaman gülümsüyordu. İçerden çağırdığı parşömen ve kağıda hızla adresi karalayıp Ron'a uzattığında "Umarım muggle dünyasını biliyorsundur." demişti. Ron ise şaşkınca elindeki adrese bakıyordu. "Şey, bir yolunu bulurum, sağ ol Hannah." dedikten sonra tekrar cisimlenmişti.
Hannah, O gittikten sonra hemen kocasına dönmüştü. "Eğer Pansy adresini kimin verdiğini sorarsa hemen Draco diyoruz, tamam mı?" dediğinde Blaise kahkahalarla gülmeye başlamıştı. "Benim küçük Hufflepuff'ım, içinde bir Slytherin taşıyorsun." dediğinde Hannah muzipçe sırıtmıştı. Sarı saçlarını savurup içeriye geçerken "Artık benimle uğraşmaman gerektiğini biliyorsun." demişti. Blaise ise "Kesinlikle biliyorum." dedikten sonra kapıyı kapatmış ve eşinin peşinden gitmişti.
***
Ron muggle dünyasına geçer geçmez Hermione ve Harry'nin ona anlattıklarını hatırlayarak bir taksi bulmuş ve elindeki adresi adama göstermişti. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra müstakil evlerin olduğu bir sokakta durmuşlardı. Harry'nin gerekli olur diye cebine koyduğu muggle parasıyla taksiciye parasını verdikten sonra evin önünde inmişti. Işıkları yanan eve ilerlerken daha uyumadığı için içinden Merlin'e şükrediyordu. Evin kapısına vardığında yavaşça zili çalmıştı. Merdivenlerden inen adım seslerini duydukça gerilmeye başlamıştı. Sonunda kapı açıldığında karşısında aradığı cadı duruyordu. Altında yeşil bir şort, üzerinde siyah askılı bir atlet ve dağınık saçlarıyla yatağından fırlamış gibi duruyordu. "Ronald? Burada ne işin var? Beni nasıl buldun?" Kız görmeyi hiç beklemediği adama sorularını sorarken adam sadece onun yüzüne bakıyordu. Bu genç kadını utandırırken umutsuz bir çabayla saçlarını düzeltmeye çalışmıştı.
"Cevap verecek misin?" diye sorduğunda Ron mavi gözlerini onun yeşil gözlerine çevirmişti. "Benden mi hoşlanıyorsun?" Bu hiç beklenmedik soruyla şoka giren ve anında kızaran kız şaşkınca karşısındaki adama bakıyordu. "Ben..." derken Ron hemen elini kaldırıp onu durdurmuştu. "Pansy gururum okşandı ama bu olamaz. Benim hala Hermione'den hoşlandığımı biliyorsun." dediğinde kızın cümleleri boğazında düğüm olmuş, konuşmasına izin vermiyordu. Gözünden akan yaşsa sözleri yerine konuşuyordu. Ron bunu istemiyordu, onun için biri üzülsün istemiyordu. Uzanıp gözyaşını silmek istediğinde Pansy hızla onu itmişti. "Git." Zar zor geri gelen sesiyle konuştuğunda Ron hala ona bakıyordu. "Benim gibi acı çekmeni istemiyorum Pansy. Kimse böyle bir acı çekmemeli." dediğinde kız ona öfkeyle bakıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Dramione & Savaştan Sonra
FanfictionSavaşa kadar bildiğiniz herşey aynı. Peki savaştan sonrası? Savaştan sonra herşey değişti. Ron ve Hermione yürütemedi. Draco'nun eşi Astoria öldü. Harry ve Ginny'nin çocukları oldu. George'un artık kalbinin yarısı yoktu. *Harry Potter evrenine ken...