Ekim ayının ortasındaki doktor kontrolüme kadar yolunda gitmeyen bir şey yoktu. Okula tekrar dönmek eğlenceliydi. Aktivitelerim kısıtlı ve Melih okulda olsa da eğlenmenin yolunu bir şekilde buluyordum. Arada annemle konuşup iyi olduğumdan emin olmasını sağlıyordum. Fakat kontrol günü geldiğinde aldığımız tedbirlerin hamileliğin sonuna kadar devam ettirilmesinin hem benim hem de bebeğin sağlığı için önemli olduğunu vurgulayan doktorum ile benim içinde bebeğim için endişe etme zamanı başlamıştı. Doğumda ya da daha öncesinde meydan gelebilecek istenmeyen bir durumun benim için önemi olduğunu düşünmüyor olsam bile ona bir şekilde zarar verebilecek olmasından, onunla ayrılabilme ihtimalinden her şeyden daha çok korkuyordum. Ona olabilecek bir şeyi durduramamak beni daha çok etkilerdi. Onun için duymaya başladığım endişe beni her zamankinin aksine daha dikkatli olmaya sevk etti. Çünkü yapacağım şey bana zarar vermese bile benim korumam gereken bebeğimin canını yakabilirdi.
Doktordaki kontrollerimde korkmaya başlasam da öğrendiğim yeni bir şey bana yeni bir güç verdi. Hastaneye gitmeden önce bebeğimin bir kız olduğunu öğrenirsem erkek olmayacağı için üzüleceğimi düşünmüştüm. Çünkü Melih'in bir kopya olması ve benim etrafımda ikisinin dolanmasından çok hoşlanacağımı biliyordum. Yine de o gün gelip kız olduğu belli olunca kız bebek isteyen Melih'ten bile daha çok sevindim. Bu mutluluğumda Melih'in isteğinin gerçekleşmesinin de etkisi vardı. Lakin daha büyük bir etkiye sahip olan şey benim bir kızım olacak olmasaydı. Büyürken hep eksik bir kız çocuğu olup hayallerini kurduğum sevgiyi ona vermeyi arzuluyordum. Onunla yapacaklarımla kendimin istediği ama yapamadığı şeyleri de yapacaktım. Tabii bu onu sevmediği bir hobiye zorlamak olmayacaktı. Onun ilgilendiği şeylerle onunla beraber ilgilenecek, onu asla yalnız bırakmayacaktım. Onu her şekilde mutlu edip ben de onun mutluluğunda mutlu olacaktım. Ve bizim mutlu olmamızdan Melih daha çok mutlu olacaktı.
Hayat güzel ihtimalleri düşünürken muhteşem ve kusursuzdu. Kimse kötülükleri ya da yaşanabilecek olumsuzlukları zaten düşünmekten pek hoşlanmazdı. Ama hayat güzelliğini sizden esirgemezken olabilecek diğer ihtimalleri düşünmemeniz gerekirdi. Bunları aklınıza getirdiğiniz anda zaten çok ender anlarda elinize geçen mutluluklarda avucunuzdan kayıp giderdi. Kötü bir şey daha olmadan da mutsuzluğun girdabına yakalanırdınız. Bu nedenle bebeğim hayatıma girdiğinden itibaren tek bir olumsuzluğu düşünmemeye yemin etmiştim. Babası sayesinde hayatım onun yaşamıma dâhil olmasıyla önceki yıllarda olduğunun tam tersine güven ve mutluluk içindeydi. Onunda bize eklenmesiyle daha kusursuz olmazdık. Ve ben bunu olma ihtimali düşük şeyler yüzünden gölgelendiremezdim. Sadece beraber geçireceğimiz zamanların bize ekleyecekleriyle hayattan daha fazlasını değil de onların ikisinin daima hayatımda olmasını dileyebilirdim.
Bebeğimizin cinsiyetinin belli olmasından sonra ikimiz içinde verilmesi gereken en büyük karar ona vereceğimiz isim haline gelmişti. İkimizin de onaylayacağı ama daha önemli olarak ona bir anlam, kişilik katabilecek bir isim olmasını istiyorduk. Söylemekten asla bıkmayacağım, kulağa melodik gelen birini tercih etmemiz konusunda ona sürekli baskı uyguladığımdan o bana neredeyse hiçbir seçenekle gelemiyordu. Ama ben sürekli yeni bir isim bulup bir önceki beğendiğimi gözden çıkarıyordum. Atölyeye kaçması bile bazen kâfi gelmeyip beni duymamak için müziğin sesini açmaya dahi cesaret ediyordu. Yine de her seferinde onu beni dinlemeye ikna ettim. Her biri hakkında fikrini açıklaması konusunda da baskı yaptığımdan bir süre sonra kaçmaktan bıktı. Ve bir gün bana kendi isim önerisiyle geldiğinde onun bulduğu isimden başka bir ismi o andan sonra asla beğenemeyeceğimi anladım.
Melih'in önerdiği isim Limyra idi. Bulunabilecek ve kız bebeğe verilebilecek en güzel ve melodik ismi bulmuştu. Üstelik bu isim her daim gözümün önünde olmasına rağmen aklıma gelmemişti. Görmek istediğim ama asla fırsat bulup göremediğim Limyra Antik Kenti benim için özeldi. Büyükannem orada çalışmalarda bulunmuş ve son hali öncesinde de elinden geleni yapmıştı. Ben ise çocukluğumdan itibaren onun anlattıklarını duymuş ve hep oraya gitmek istemiştim. Hatta bu yaz Melih ile yurtdışındaki merak ettiğimiz şehirleri bitirip son durak olarak Antalya'ya gidip Limyra'yı görmeyi planlıyorduk. Ama sağlığım bozulunca bu planda otomatik olarak iptal edilmişti. Şimdi ise kızıma bu ismi vermek başka her isimden daha çekici geliyordu. Ki bir sonraki yaz onunla ismine ilham olacak antik kente gitmenin bizim için mükemmel bir hatırası olabilirdi. Bu nedenle en sonunda kızımızın isminin Limyra olmasından başka bir şey istemez oldum. Çünkü Limyra'yı ilk defa Limyra ile beraber görmüş olacaktım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AŞEKA
General FictionAşkı aramazken insan kendini arar. Kendine giden yollar ise her zaman aşktan geçer. Aşkı gerçekliği ile görmemiş olan ne aşkı ne kendini bulur. Lakin aşkla kendini bulan her daim aşkla ve kendiyle de yaşayamaz.
