Yağan yağmurun altında genç bir çocuk bir mezarın başında dikiliyordu. Ne kadar süredir orada olduğunu kendisinde başka kimse bilemezdi ama o dün zaman kavramını yitirmişti. Eski düşmanı ve mutluluğunu dünyaya getiren kadın onu arayıp kızına ulaşamadığını söylediğinde ona evde olduğunu söylemişti. Ama korkmasına neden olan sözler bundan sonra gelmişti. Kadın onların evinin kapısındaydı ve içeriden telefonun sesi gelmesine rağmen kimse kapıyı açmıyordu. Ona evin yedek anahtarını nereden bulacağını söyleyip telefonu kapatırken ilk kez her şeyi kaybettiğini düşünmüştü.
Sevdiği kadının doğum gününde sabahları güzel başlamıştı. Lakin sonrası büyük bir felakete dönmüştü. Dersinin bitmesi ile onlarca cevapsızı olan kadını geri aradığında duymak istemediği tek şey yaşanmaya başlamıştı. Eve nasıl gittiğini asla hatırlamıyordu ve bir daha hatırlamayacaktı. Ama unutamayacağı bir şey daha vardı. Eve gittiğinde kapıdan içeri girip karşılaştığı manzara bir daha asla gözünün önünden gitmeyecekti. Sevdiği kadın onun aldığı elbise ile yerde kanlar içinde yatarken her şey için çok geç kalmıştı. Ona yetişememişti, onu sonsuza kadar kaybetmişti. Bir daha asla gülen ya da ona her daim meydan okuyan gözlerini göremeyecekti. Ve buna neden olan kişi de sevdiği kadından başka biri değildi.
Yağmurdan ıslanan yüzünde belli olmayan gözyaşları akan adamı baba olacağı haberi, dünyadaki başka bir adamın asla olamayacağı bir mutluluğu ona vermişti. Hayallerinin kadını ona âşık olduktan sonra yaşanabilecek en güzel şey yaşanarak ikisine ait bir bebek onlara katılmaya hazırlanıyordu. Ama bu mutluluk çok uzun sürmemiş ve bebeğin varlığı sevdiği kadına her gün zarar vermeye başlamıştı. Doktoru her ikisinin sağlığı için her şeyi yapmış olmasına rağmen adam çocuğu bir daha sevememişti. Bu çocuğun onunla beraber olması en sevdiğine her an zarar verebilecek bir bombanın her an patlamaya hazır olarak ellerinde olması gibiydi. Fakat hiçbir şey hayatının aşkını bu bebekten vazgeçirememişti. Ve en sonunda ise onu öldürmüştü.
Üzerinde 21 Mart 2000 ve 22 Mart 2022 yazan ve âşık olduğu kadının bedenini örten toprağa saplanan tahtanın hemen yanında diz çöken adam tüm yaşadıklarının hala bir rüyadan ibaret olmasını istiyordu. Lakin rüya olamayacak kadar kötü, bir kâbus için fazla gerçekti. Bu yağmurun ve toprağın altında yatan kadın hayat dolu o kız olamazdı. Hayatın onu almak için hiçbir nedeni yoktu. Daha sadece 22 yaşında olan bir kız ölemezdi. Ona sonsuz düşlere sürükleyip onu ardında bırakamazdı. Düşleri ve sevdiği kadın ellerinden alınamazdı. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktu. Yıllarca çektiği acılar artık onun mutlu olması gerektiği anlamına gelmeliydi. Ölmek ona çok büyük gelirdi. Ama yağmurun altında, onun mezarı başındaydı.
"Seninle ölmem gerekiyordu." Elindeki toprağı sıkarken ona dokunamayacak, öpemeyecek olmak canını yakıyordu. Onsuz nasıl yaşayacağını bilmiyordu. Bir yılda hayatında, ömrünün otuz yılında olanlardan da adamın kendisinden de daha çok yer kaplamıştı. "Ben bundan sonra sensiz yaşamayacağım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AŞEKA
Fiksi UmumAşkı aramazken insan kendini arar. Kendine giden yollar ise her zaman aşktan geçer. Aşkı gerçekliği ile görmemiş olan ne aşkı ne kendini bulur. Lakin aşkla kendini bulan her daim aşkla ve kendiyle de yaşayamaz.
