Bir şekilde bir yerde başlıyor. Küçük, tıpkı bir evren kadar küçük. Yine de başlıyor. Yaşamak bu mu? Nefes aldığını hissetmek ve varolduğundan haberdar olmak böyle bir şey mi?
Beyaz ve siyah karışıyor, nazik bir dokunuş ile palet tamamen griye dönüşüyor. Gözleri grinin en koyu tonuna boyanıyor. Renklerin dilini bilmeyen biri siyah derdi ancak burası başlangıç, kimse bir şey bilmiyor. Sonra boynu gri bir şeritle donatılıyor. Tıpkı bir 'an' kadar hızlı ve güzel.
Ayakları açık gri, yürüdüğünde soğuk zemini hissedebilsin ve hala burada olduğunu anlasın diye boya bir defa daha sürülüyor.
Ancak elleri kırmızı. Kıpkırmızı. Bir yaşam gibi, nefes alan her canlının bilinçaltında tek amacı gibi, yaşamak için ellerini, yüzüne gözüne sürüyor. Resmi mahvediyor. Parça parça birleştirilen yapboz zaman kavramının olmadığı bir yerde, kimsenin bilmediği bir anda darmadağın oluyor.
Yapbozun parçaları, bir yerlere saklanıyor. Karanlık ve uzun süredir kimsenin uğramadığı ve uzunca bir süre daha uğramayacağı bir yeri kendilerine seçiyorlar.
Sonra beyaz ve siyah ayrılıyor. Artık sadece beyaz var. Kırmızı, tablodan silinmiş, yerine ise açık bir pembe eklenmiş. Yeniden doğmanın verdiği acı bu mu? Bir kere daha gerçekliğe adım atışın getirisi. Bir hediye.
Bir nefes.
Bir geri alınış.
Bir evren gibi, yeniden.
Bu bir çığlık.
Evrenin, Universe'ün yeni hayatındaki ilk çığlığı.
“Saeran?..”
![LOLOL: It's Okay [texting]](https://img.wattpad.com/cover/152021349-64-k144684.jpg)