Final

213 24 30
                                        

“3 ay 7 gün oldu. Ne Saeyoung ne de ben acının birazını bile üzerimizden attık ancak sanırım ilaçlar bizi biraz daha iyi hale getiriyor. İyi anlayışınızın ne olduğuna bağlı tabii.

Bu günlüğü tutmamdaki tek amaç doktorun ısrarıydı ancak şimdi geçtiğim 3 ayda neler yaşadığımı daha net görebiliyorum.

Universe'ü bu günlüğe hiç yazmak istemedim. Var olmamış gibi davranmak acımı hafifletir ve belki de unuturum sandım. Fakat o unutulmayı hak etmiyor. Aksine onu hatırlamam gerektiğini biliyorum. Gittiği için üzgünüm ancak var olduğu için mutluyum. Onu kısa süreliğine de olsa tanıdığım için neşeli ve benim için kendini feda ettiği için kızgınım. Onun yerinde ben olmalıydım diyorum.

Sonuç olarak onun seçimi buydu ve bunu değiştiremem. Sedyede uzay istasyonu ve dinlediğim bir şarkı olan NVM ile ilgili şeyler söylediğini çok net anımsıyorum. Ölürken yanında olmanın bu kadar acı vereceğini tahmin etmemiştim.

Rika'nın şu an hapiste olması içimdeki öfkeyi biraz olsun dindirmiyor. Çok zor şeyler yaşadığını biliyorum ancak bunu düzeltmenin yolu insanları cennet adı altında bir örgüte toplamak olmamalı. İnsanları kandırıp ilaçlar içirmek olmamalı. Ölü taklidi yapıp seni seven insanların sahip olduğu her şeyi çalmak olmamalı.

Bu da onun yoluydu. Buna saygı duymuyorum. Eğer o olmasa, Universe şu an hayatta olabilirdi. Son 3 aydır tamamen ihtimalleri düşünerek uyuyorum ve bu beni o kadar yoruyor ki.

Her şeyimi kaybettiğimi sandığımda yeni bir aileye kavuştum. Hastane ve tedavi sürecimde hep yanımda kaldılar ve artık hepimiz Jumin'in hepimizin kalması için aldığı büyük villada kalıyoruz.

Jihyun hariç. O yakınlarda başka bir ev aldı ve içine kapandı. Yaşadıklarının kolay olmadığı ortada.

Saeyoung ise ilk ay tamamen çöktü. Uyanmıyordu, sürekli uyumak istiyordu ve yemek yemediği için 20 kilo verdi. Perdelerini hiç açmıyordu. Kapısı genelde kilitliydi ve çalıştığı yerden de ayrılmıştı. Ondan sonraki ay benim psikiyatrım ona da ilaç vermeye başladı.

En azından artık yemek yiyor ve bazen gülümsüyor. Geceleri ağladığını hepimiz biliyoruz. Havuzun kenarına oturup yıldızlara bakarak ağlıyor. Kendini suçluyor. Tıpkı benim gibi.

Bugün hep beraber Universe'ün mezarında gideceğiz. Gömüldüğünden by yana gitmek için cesaretimizi toplamamız şu anı buldu. 3 ay 7 gün.

Her şeyden kaçmak istiyorum ancak durup düşününce zaten kovalanmıyorum. Daireler çiziyorum.

Dejavu, değil mi?

Görüşürüz, günlük.”

Yağmur yağmıyordu. Hava açıktı ve tatlı bir meltem insanların saçlarına dokunuyordu. Mezarlık boştu. 6 kişi mezarlığa giriş yaparlarken ortalık olabildiğince sessizdi.

Universe'ün mezar taşının üzerinde fotoğrafı vardı ve altında da adı yazılıydı. Saeyoung ve Saeran adımladıkça etraf adeta rüzgarın sesinden bile arınıyordu.

Mezara ilk ulaşan Saeyoung oldu. Saeran birkaç adım arkada kalmayı yeğledi. “Merhaba.” Saeyoung bomboş gözler ve tonlaması olmayan bir sesle konuştu. “Gelemedim. Özür dilerim.”

Başını mermere koydu ve bir eliyle de destek aldı. “Benim için seni görmek hiç bu kadar zor olmamıştı.” İçini çekti ve gözlerini kapadı. “Uzay istasyonuna gidemediğimiz için de özür dilerim ancak umarım şu an istediğin yerdesindir.” Ağlamamak için direndiği her halinden belliydi.

Diğerleri iki metre kadar uzağında bekliyorlardı. Üzüldükleri gözlerindeki ifadeden okunuyordu. “Böyle olmasını hiçbir zaman istemedim.” Saeyoung duygudan yoksun sesini giderek alçalttı. O kadar üzülmüştü ki artık bir şeyler hissetmek için kendini zorlaması gerekiyordu. İçindeki çocuk karanlığa bürünmüştü.

“Ben de özür dilerim, Universe.” Saeran ayaktayken mırıldandı. Ellerini birleştirdi ve gözlerini yere indirdi. “Beni kurtardığın için teşekkür ederim. 3 ay önce edememiştim.” Gözlerini sıkıca kapatıp açtı. “Saeyoung ve ben iyiyiz. Rika gitti. Bir daha asla dönmeyecek.” Gülümsedi ve gökyüzüne baktı.

“Burada olsaydın çok sevinirdin.” Bir elini Saeyoung'ın omzuna koydu. “Ama geçmişi unutmak için güzel bir gün. Senin anın hariç, Universe.” Başını çevirip arkadaşlarına, ailesine baktı. “Yeni anılar için burada olmana gerek yok, zaten hep buradasın.” Boştaki eliyle kafasını işaret etti.

Tekrar Saeyoung'a dönüp onu yavaşça ayağa kaldırdı. “Seni seviyoruz, Universe. Hepimiz.” Birkaç saniye sonra devam etti.

“Birisi bana demişti ki, anılarımızda yaşayan birisi ölmez.” Başını salladı ve Saeyoung'ı birkaç adım geriye çekti. “Gitme zamanı, çok kısa kaldık ancak fazlasını kaldırmak düşündüğümden daha zor olurdu.”

Saeyoung'ı da alıp diğerlerine baktı, gitmeye hazırlardı. Mezarlığın kapısına doğru yürürlerken Saeyoung alçak sesle konuştu.

“Anılarımızda yaşayan birisi ölmez.”

“Evet, anılarımızda yaşayan birisi ölmez.”

_____

T e ş e k k ü r l e r. Üslubumdan ve hikayenin gidişatından nefret etsem de burada şu ana kadar benimle kalmış herkese çok teşekkürler.

Sonu kötü oldu, biliyorum. Fakat her zaman her şey iyi şekilde bitmiyor. Yine de sondan rahatsızsanız kafanızda yeni bir son yazabilirsiniz.

Ve bu arada, intihar asla tasvip etmediğim ve karşı çıktığım bir davranıştır. Bu hikaye size birilerini anımsattıysa ve üzüldüyseniz ya da kendine zarar verme eğiliminde biriyseniz lütfen yardım alın.

Değerli olduğunuzu hatırlayın.

Teşekkürler.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Oct 02, 2020 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

LOLOL: It's Okay [texting] Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin