•2•

1.6K 52 11
                                    

O akşam neredeyse sabaha kadar Nisa ile sohbet ettik. Yarışmadan, yarışmanın zorluklarından bahsettik bi ara kız kardeşi Selma'yı bile anlattı bana.

O kadar mükemmel bir geceydi ki hiç bitmesin istedim. Geçen her dakika sanki bir saniye gibi geçmişti ve ara o kadar zaman geçti ikimiz de anlamadık.

Şimdi ise yatağımda uzanmış bomboş tavana bakıp gülümsüyorum. Aşağıdan kapıya tıklama sesi gelince yataktan kalkıp kapıya gittim. Nisa'yı görünce gülümsedim.

Nisa: Yaa şeyy kaç günden beri tek başıma kahvaltı yapıyorum çok sıkıldım. Kahvaltı hazırladım beraber yer miyiz?

Bunları söylerken aynı anda elini ensesine götürüp ensesini kaşımıştı. Utandığı her halinden belli oluyordu. Gülümsemem mümkünmüş gibi daha da genişledi.

Sercan: Tabi olur, neden olmasın ki?

Nisa: Ee iyi o zaman. Burda zaten.

Eliyle hazırladığı masayı gösterdi. Masaya doğru ilerledik. Fazla konuşmadık. Aramızda bir şeyler olduğu belliydi ama ne olduğunu ben de bilmiyordum. Arada bakıştık ve güldük. Varlığını bile unuttuğum telefonum çalınca açtım.

Ekipten birileri aramıştı. Acun abi ile canlı yayın yapacakmışız bugün. Kahvaltıdan sonra eve gidip giyindim ve kamera karşısına geçtim. Ben burdan Acun Abi ise İstanbul'dan bağlacaktı.

Acun: Herkese merhaba. Bugün Dominik'e yani Sercan'a bağlandık. Survivor bitti senin için nasıl hissediyorsun Sercan?

Sercan: Temizlenme ve istediğin zaman istediğin yemeği yiyebilme hissi harika. Elendiğim için değil de sizinle bi ayak tenisi daha yapacaktık onu yapamadim ona daha çok üzüldüm.

Acun: Istediğin o olsun hallederiz. Sana sormak istediğim bi soru var ama yanıtlamazsan anlarım. Survivor'da sık görmediğimiz bi olay yaşandı sen ve Nisa arasında. Bu olay gerçek miydi? Biz mi yanlış anladık?

Sercan: Yani şimdi ne desem bilemedim. Gördüğünüz gibi işte. En azından benim açımdan her şey ekrana gözüktüğü gibi.

Acun: Sizin adınıza açılmış bir sürü fan sayfası bir sürü fotoğraflar shoplar neler neler. Boş zamanında bak onlara.

Sercan: Vay biz ordayken kimse boş durmamış yani.

Nisa Bölükbaşı

Her zamanki gibi evde oturmuş telefonla ilgilenirken canlı yayın bildirimini gördüğüm gibi canlı yayına girdim. Uzun süre konuşsalar da benim aklım adımın geçtiği bölümde kalmıştı. Bi şekilde onunla konuşmam lazımdı. Sevgilim olması için değil de en azından bir şeyleri netleştirmek için.

Bahçede ekipten Veysel Abi'yi görünce biraz şaşırdım. Selam vererek yanıma geldi.

Veysel Abi: Nisa'cım sizin Çekya'da bu korona olayları normale dönmeye baya yaklaşmış, uçuşlar açılmış. Sana uçak biletini aldık. Bu akşam için bilet vardı aldık. Senin için sorun olursa değiştirebiliriz.

Uçak biletini bana uzatınca almakla alamamak arasında tereddüt etsem de aldım.

Nisa: Yaa sanırım sorun yok. Annemleri çok özlemiştim cidden. Teşekkür ederim.

Bu olay iyi mi oldu yoksa kötü mü cidden kararsızım. Ailemi çok özledim ama Sercan yan evimdeyken burdan gitmek istemiyorum. Sercanla konuşmak ve ondan özür dilemek zorunda hissediyorum kendimi. Zaten pek vaktim de yok.

Eve girip etraftaki tüm eşyalarımı topladım ve bavuluma yerleştirdim. Uzun bir yolculuk olacağı için rahat kıyafetlerimi giydim. Gideceğim için mutlu olmam gerekirken içimden hiç gülümsemek gelmiyordu.

Sercanla konuşmak için bahçeye indim. O da ordaydı. Beni görünce kocaman gülümsedi. Ben de hafifçe gülümseyip yanına yaklaştım.

Nisa: Şey Sercan konuşabilir miyiz biraz?

Sercan: Tabi de sen mutsuz gibisin. İyi misin? Bir sorun yok dimi?

Nisa: Yok iyiyim de Çekya'ya uçuşlar açılmış. Geri dönüyorum ben. Seninle başka bir konuşma zamanımız olur mu bilmiyorum o yüzden konuşmamız lazım.

Sercan: Öyle mi? Ailene kavuşuyorsun yani. Selma'ya çok çok selam söyle benden. Ne konuşacağız?

Yüzü anında düşse de belli etmemeye çalışıyordu.

Nisa: Sercan biz yarışma içinde bazı şeyler yaşadık. Ve şu an olmamış gibi davranıyoruz ama oldu.

Sercan: Olduğunun çokça farkındayım. Nisa bu konu hakkında ne konuşabiliriz ki. Ben sana bazı duygularımı açtım ve sen de bana bir cevap verdin. Konu kapandı senin için.

Nisa: O olay öyle değil işte. Ben senden özür dilemek istiyorum. Bazen fark etmesem de seni çok kırdım. Öyle söylemek istemesem de çok gereksiz şeyler söyledim.

Sercan: Sorun değil. Bir insan nasıl kırılmadan reddedilir ki zaten? Istemedin ve söylemek zorundaydın. Yanlış anlama seni yargılamıyorum.

Nisa: Öyle değil işte Sercan. Benim seni reddetme nedenim istemememden değil bi yarışma içinde olduğumuz içindi. Hatta ailelerimiz bizi izlediği içindi. Anlıyor musun? O zaman yeri ve zamanı asla değildi. Mesela konseyde seni çok kırdım belki Sercanla olamam derken ama ben orda öyle demek istemedim. Ben kendimden korktum. Kendimi bu olaya çok kaptırırım diye. O yüzden seninle aynı takımda olmak istemedim. Off! Özür dilerim işte.

Sercan ben bunları söylerken gözlerini benden bir saniye bile ayırmadı. Ciddiliğimi ölçer gibiydi. Maşallah ben de yarım aşk itirafı yapar gibi olmuştum. Sonuçta ikimiz de yetiştin insanlarız canım neyi kimden saklıyoruz!

Sercan: Sen? Ben şu an olayı anlamakta bir miktar zorluk çekiyorum.

Söylediği şeye gülmeden edemedim. Yüz ifadesi de gülünmeyecek gibi değildi. Olayı anlamayan ağzı bir miktar açık gözleri kocaman olmuş bir Sercan Yıldırım düşünün.

Nisa: Birazdan Çekya'ya gidiyorum. Seni bir daha görür müyüm ondan bile emin değilim. Ama sana bunları söylemem lazımdı. Özür dilerim. Çünkü sen bi şeyleri dışarı vurabiliyoken ben sürekli içimde yaşamak zorunda kaldım ve o yüzden olduğundan çok başka göründüm. Ve sende o göründüğüm kişi gibi kalmak istemiyorum.

Sercan: Kızım ne demek seni bi daha görür müyüm? Menajerimi arayıp bana Çekya'da takım bul dememek için kendimi zor tutuyorum şu an.

Tam duygulanmış ve gözlerim dolmuş haldeyken Sercan beni yine güldürmeyi başardı. Gülümseyerek ona baktım.

Nisa: Ya! Sercan, güldürme.

Sercan: Nisa ben ne desem bilemiyorum cidden. Şu an farkı şeyler konuşuyo olabilirdik ama gidiyosun. 1 ay 1 yıl 5 yıl ne bileyim süresi olsa her şey farklı olurdu ama gelmemek üzere gidiyosun. Ama sana bir şey söylemem gerekiyor ki her zaman bir şeyin olacağı varsa oluyor.

Nisa: Zaten bir şey beklemiyodum. Sadece teşekkür ederim.

Sercana yaklaşarak sarıldım. Hemen ellerini belime koydu. Bir süre öyle kaldıktan sonra kendimi geri çektim ve kapının yanından bavulumu alarak el salladım.

Sercan: Belki karşılaşırız yine.

Nisa: Belki...

Belki (SerNis)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin