•4•

1.1K 41 22
                                    

Cemal Can: Ya nolur nolur cam kenarına ben oturmak istiyorum.

Danla: Ya Can! Ben de seviyorum orayı.

Cemal Can: Ama ben şampiyon oldum.

Danla müthiş kahkahasını attı. Yüzünde kalan gülümsemesiyle sevecen bi şekilde Cemal'e döndü.

Danla: Tamam ulan buna da tamam! Ama seninle sonra görüşürüz. Sen elenme diye ev parası ödedim resmen Acun Medya'ya!

Cemal Can: Kuzum seni öyle bi tatile götürücem ki bu dediklerine pişman olacaksın. Sen de gelirsin dimi Nis?

Nisa: Bakarız  ya.

Cemal cam kenarına oturunca yanında ben olduğum için onun yanına geçtim. Damla da benim yanıma oturunca direkt söylenmeye başladı.

Danla: Can'ın yanına oturdun. Teşekkür ederim Nisa. Avokado kız dedik bağrımıza bastık. Olanlara bak! Cam kenarından vazgeçtim ben, Can kenarından değil.

Nisa: Ne fark eder ki Damla? Geç hadi.

Yüzündeki gülümsemesiyle yerime geçti. Uyumak için gözlerimi kapatmışken biri beni dürtünce gözlerimi açtım.

Berkan: Ya Nisa, Sercan uçaktan korkuyo da sakinleştiremedik. Gelir misin?

Hemen yerimden kalkıp Sercan'ın yanına gittim. Sercan kendini kasmış elini  yumruk yapmış ve gözlerini kapatmıştı. Berkan ise ben gelince benim yerime geçmişti.

Sercan'ın yanına oturdum. Yumruk yaptığı elini avcumun içine alarak yavaşça gevşettim. Elini tuttum. Başımı omzuna yasladım. Fısıldadım.

Nisa: Ştt! Sakin ol. Yanındayım.

Sercan'ın nefesi yavaşça düzene girdi. Kapattığı gözlerini açtı ve omzunda yatan bana baktı. Baya yakındık şu an. Hem de kalbimin yerinden çıkarcasına atmasına sebep olacak kadar yakın.

Sercan: Sen geldiysen artık sorun yok demektir.

Nisa: Benim korkmam lazımdı ya niye sen korkuyosun. Tüm klişeleri bozdun şu an.

Sercan: Karizma da gitti ya lanet olsun. Aslında halletmiştim bu sorunumu. Ama uzun zaman uçağa binmeyince tekrarladı kendini.

Nisa: Bana kısmetmiş desene.

Konuştukça Sercan'ın rahatladığını hissediyordum. Bunun verdiği huzurla gözlerimi kapattım.

Sercan: Uykun mu geldi?

Nisa: Baya geldi. Uyuyalım mı?

Gülümseyerek başını salladı. Direkt gözlerimi kapatarak uyudum.

Uyandığımda neredeyse gelmiştik. Sercan'a baktığımda hâlâ uyuyordu. Inerken korkmaması için onu uyandırmadım ve onu izlemeye başladım.

Onun için buraya yerleşmeye değer miydi? Kesinlikle değerdi. Yapabilir miydim onu bilmiyordum işte.

Uçak indiğinde insanlar yavaş yavaş çıkmaya başlarken Sercan'ı uyandırdım ve birlikte indik. Cemal'i gördüğümde Sercan'la vedalaşarak  yanına gittim.

Cemal Can: Kız hayırdır bi gittin gelmek bilmedin.

Danla: Tamam sernis shipliyoruz dedik de o kadar da değil. Kimsesiz mi kız seni bu çocuk? O kadar kolay değil bizden kız almak.

Nisa: Ne? Yok öyle bi şey ya. Sadece yardım ettim.

Evet inandırıcı olmamıştı kabul. Ama ne diyebilirdim ki? Ben düştüm beni tutun mu?

Nisa: Eve gidelim konuşuruz.

Bu süreçte Cemal'in evinde kalacaktım ve bunu duyan Danla da Cemal'de kalmaya karar vermişti. Zaten bir süre sonra eve gittik. Uçak yolculuğu sonrası hepimiz duş aldıktan sonra oturma odasında toplandık. Beni ortalarına oturttular.

Nisa: Şimdi en başına gidersek Sercan'ın elendiği gün biz onunla oturduk koca gece sohbet ettik. Evlerimiz yan yanaydı zaten. 1 gün sonra ben eve döndüm. Dönmeden önce de Sercan'a her şeyi anlattım.

Danla: Çocuğa seni seviyorum falan demedin inşallah.

Nisa: Yaani demedim ama belli ettim. Şimdi de karşılaşınca ne bileyim işte özlemişim.

Cemal Can: E kuzum kal burda. Tamam ailen orda ama koca kız oldun sen de. Sürekli gidersin yanlarına. Burda hemen iş bulacağına eminim.

Nisa: Tamam da burayı bilmiyorum birden öyle ülke değiştirmek kolay değil ki. Orda büyüdüm ben.

Cemal Can: Böyle uzakta da olmuyor ama. Hem öyle bi durumda Sercan alışman için elinden geleni yapar. Benim de sana desteğim sonsuz.

Danla: Kız ben bile yardım ederim. Kavuşun artık. Ne Cheesecake'miş konu nerelere geldi.

Cemal Can: Ay peki Nisa'ya 50 kilo demesi. Gül gül öldüm valla aşkın gözü körmüş.

Danla: Ee avokado ne diyosun?

Nisa: Ailemle konuşmam lazım.

Telefonumu alıp annemi aradım.

Nisa: Matko jak se máš? (Anne nasılsın?)

Annesi: Jsem v pořádku, zlato? (Iyiyim bebeğim, sen?

Nisa: Mami miluji někoho, koho znáš. je to velmi obtížné. Chtěl bych být přepraven do Turecka. (Anne ben birini seviyorum biliyorsun. Bu şekilde çok  zor. Türkiye'ye taşınmak istiyorum.)

Annesi: Už jsme věděli, že nás jednoho dne opustí. toto je tvůj život, který nemůžeme zasahovat. ale jsme vždy s vámi, má drahá. (Bir gün yanımızdan ayrılacağını zaten biliyorduk. Bu senin hayatın karışamayız. Ama her zaman yanındayız canım.)

Anneme teşekkür ettim ve birkaç şey daha konuştuktan sonra telefonu kapattım.

Nisa: Artık burdayım.

İkisi de sevinç çığlığı atarak bana sarıldı.

Danla: Ama bunu söylemen gereken biri daha vaar!

Nisa: Telefon numarasını bilmiyorum ki.

Üzgünce tavana baktım. Tavandan bi tavsiye beklesem de yanıt alamadım.

Cemal: Ama ben biliyoruumm! Adresi atabilmek için o akşam herkesin numarasını aldım.

Numarayı bana attığında sevinçle gülümsedim. Yeni uçaktan indiğimizi ve yol yorgunu olduğumuzu umursamadan Sercan'ı aradım.

Nisa: Alo, Sercan konuşmamız lazım.

Sercan: Valla sen her konuşmamız lazım dediğinde sonu hayırlı bitiyo ama bakalım bu sefer ne çıkacak.

Gülmeden edemedim.

Nisa: Hayırlı mi değil mi konuşunca belli olacak.

Sercan: Aslında ben de sana bi şey söylemek istiyordum iyi oldu. Kız kulesinin ordaki kafede buluşalım mı?

Nisa: Tamam geliyorum.

Belki (SerNis)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin