13

806 65 94
                                        

"Herşeyi duydun Namjoon. Tek yapmam gereken kurye olmaya devam etmek"

"Tamam da hyung, adam seni aramadıkça ne yapabilirsin ki? Ayrıca bana kalırsa bırakalım Soobin halletsin bunu. Gerekli bilgilere ulaşınca bize haber verir ve bizde ufak baskınla hallederiz"

Jin düşündü bunu ama içi rahat etmiyordu. Hiçbir bilgisi olmayan ve kendisinden yardım istemiş olan çocuğu nasıl kendi haline bırakırdı böyle bir tehlikenin içinde?

Sessizliğinden ne düşündüğünü anlayan Namjoon "Sen de bir kez yaptın ve hiç de tehlikeli olmadığını biliyorsun hyung. Ne olursa olsun hayatta kalma iç güdüleri gelişmiş bir çocuk o ve zaten sana yardımcı olmak istiyor. Seni tanıyan yüz olmasın daha fazla"

Jin ona hak verse de, içi rahatsızdı. En azından çocuğun numarasını almıştı gitmeden. Tehlikeli bir durumda ona ulaşabileceği içini rahatlatıyordu.

"Şimdi ne yapacağız hyung?"

"Jimin kayıtlarda Taehyung'a beni araştırması için Woojin'e emir verdiğini söyledi. Ne durumdalar? Woojin gerçek kimliğimi tanıyor zaten biliyorsun"

"Kontrolüm altında hyung. Seninle aynı isme sahip başka bir kimlik çıkardım zaten daha önce. Gerekenden fazlasını öğrenemezler" dedi kendinden emin bir şekilde.

Jin rahatlayarak arabasını evinin önünde durdurdu. Batmak üzere olan güneş ışığı doğrudan gözlerine çarparken bundan bir kez daha nefret ettiğini düşündü. Kış ayına girmelerine rağmen havada dengesizce parıldayan güneş onlarla dalga geçiyordu resmen.

"Şimdilik yapabileceğimiz bir şey yok. Sen de git karavana da biraz dinlen. Belki gece uğrarım yanına"

Kulaklığı kapatıp yan koltuğa fırlattı ve eve doğru ilerledi. Güneşe rağmen serin hava yüzüne çarptığında canı inanılmaz sıkkındı.

Eve yaklaştığında, kapıya yaslanmış bir şekilde uyuyan Jimin'i gördü. Neden orada olduğunu bilmese de bir süre ses çıkarmadan izledi sadece. Çok masum duruyordu. Rahatsız olduğu çatılan kaşlarından belliydi. Güneş ışığı yüzünün bir kısmına vurduğu için yanakları kızarmıştı.

Sonunda serin havada hasta olmasını istemeyerek ona yaklaştı ve hafifçe yanağına dokundu. Jimin bu hareketle yumuşak olsa bile dokunuşunu hissederek gözlerini açmıştı.

"Ne yapıyorsun burada?" diye sordu Jin kısık sesle.

Jimin gözlerini açtığında gördüğü ilk şey olan Jin'in her an parlayan yüzünü izledi. Onu özlemişti çok fazla ve dayanamayarak gelmişti işte. Restorana gitse de onu orada bulamamış, üstüne üstlük Hoseok'un öldürücü bakışlarıyla uğraşmak zorunda kalmıştı. Her zamankinden daha çekilmez olan Hoseok'la uğraşmak bile inanılmaz yormuştu.

Son çare eve gelmiş ve yine onu bulamamıştı. Eğer telefonlarını açsaydı ona beklediğini söyleyebilirdi ama kaç kere arasa da Jin açmamıştı telefonunu.
Bu yüzden de sessizce beklemeye başlamıştı onu.

"Seni bekledim" diye yanıtladı sorusunu.

"Üşümüşsün. Hadi içeriye girelim" dedi Jin onu ayağa kaldırarak.

Jimin açık havayı ve üşümeyi severdi. Onun için bu sorun değildi. Içini üşüten asıl şey Jin'in soğuk ve donuk bakışlarıydı. Bu bakışların sebebini bilmese de korkutuyordu Jimin'i. Daha fazla ne kadar dayanabilirdi buna bilmiyordu. Her gece gözünü kapatırken 'acaba yarın da yanımda olacak mı' diye düşünmek istemiyordu.

Kendisine duyduğu hislerin farkındaydı ama Jin bunları fark edemeyecek kadar kopuktu ondan. Bu yüzdendi belki de onu kaybetmekten korkmayışı. Normal sevgililer gibi değillerdi.

Fake Love #JinMinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin