Multide Adam :)
Saat onda uyanmıştım. Başım çatlıyordu. Yaklaşık on iki saattir yatıyor olmama rağmen hala uykum vardı. Adının Susan olduğunu öğrendiğim o iğrenç kadın kanımı resmen sömürdü. Kendimi zayıflamış hissediyorum. Etrafıma bakındım.
Ashley,Barbara,Blair...Hepsi uyuyordu.Blair'ı uyandırmaya çalıştım ama nafile.
Ben de tek başıma 1.binaya geçip kahve içmeye karar verdim.Makinenin başına geçtim.Çalışma düzeneği şöyleydi:kenardaki aparattan istediğin kahve tozunu seçiyorsun ki kahve tozları silindir şeklindeki plastik kaplardaydı.Kabı alıp makinenin orta kapağına yerleştirip kapatıyorsun.Makine de kabı bir bakıma ezerek kahve tozu ve sıcak suyu karıştırıyordu.
Silindir kaplara baktım ama kahve bulamadım.Hepsi bitki çayıydı.Homurdanarak "Koskoca tesiste bir kahve yok!" dedim.Kendi kendimle konuştuğumu zannederken:
"Son paketi de ben kullandım,sen üzümlü bitki çayı falan bul hem kan yapar".Sese yönelince karşımda kahve içen ve kendi söylediğine gülen Daniel'ı gördüm. Kabul ediyorum,komikti.Ben de güldüm.Sonra elindeki kupayı makinenin yanına koyup:
"Sizin okuldan daha fazla gönüllü varmış,şimdi onları almaya gideceğiz."dedi.
Tabi ya.Daha çok insan kandırıyorlardı.Ona dönüp:
-Ben buna karşı çıkacağım.Tüm mutantları toplayıp kanımızı bitirmeyi mi planlıyorlar?
-Senin dediklerini önemsemeyeceklerdir, kaç yaşındasın?
-17.
-Tahminim gibi.
Bir an duraksadım.Akıl yaşta değil baştadır gibisinden bir şey söyleyecektim ama vazgeçtim.Onun yerine "17 yaşında olabiliriz ama bize ihtiyaçları var, değil mi? "dedim.
Daniel:
-Zorla da kanınızı alabilirler.Hayretle "Yaparlar mı?" diye sordum.
-Yönetimde insanlar olduğu sürece bu mümkün. Yapmamaları için yasal olarak bir sebep yok. Yine de neler döndüğünü öğrenmeye çalışacağım.
-Yardım edebilirim,dedim ama dememle pişman oldum çünkü cevap vermeden çekip gitti.
Başım zaten ağrıyordu bir de bunları duyunca iyice ağrıdı.Böyle şeylere kafam pek çalışmıyordu yani en azından ben öyle düşünüyordum.Ben de kızlara danışmaya karar verdim.Yan odadan Alison ve Stephanie'yi bizim odaya sürükledim ve Blair'ın taktiğini uygulayarak "Size anlatmam gereken çok önemli bir şey var" deyip Daniel'la konuşmamızı aktardım.Bir an hepsi durup düşündükler.Barbara "Doğru söylüyor ben kan verme ünitesinde iğneden kurtulmaya çalıştığımda kanı almaya devam ettiler.Görevli beni zorla tuttu ve tüpü doldurana kadar da kan aldı".
Alison "Biz de olanları öğreniriz o zaman" dedi.Ashley gözlerini devirdi ve "Nasıl öğreneceğiz acaba(!)"dedi.Ve Blair'la bakışıp bana baktılar. Blair "Birileri Daniel'la konuşsun o zaman,hem sana sabah bir şeyler öğrenmeye çalışacağını söylemedi mi?" dedi.Ve 5'i de bana bakıp sırıttı.Hemen atıldım:
-Nasıl konuşmamı bekliyorsunuz?Daha sabah yardım etmek istedim.Ama çocuk olduğumu söyledi,dedim.
Ashley "O sana çocuksun dememiş ki sadece diğerleri seni çocuk görüp fikirlerini küçümseyebilir demeye çalışmış" dedi.
Homurdanarak "Aynı şey!" dedim.Ashley ve Blair tekrar birbirlerine baktılar.Ne düşündüklerini bilemedim ama soracağım bir ara.Barbara "İnat etme Rachel" dedi.
İçimden diyene de bak desem de dışımdan "Asla olmaz" dedim.Birkaç dakikalık beyin fırtınasından sonra çok zeki arkadaşım Stephanie "Blair geçen defa bir konuşmaya şahit olmamış mıydı? Tesiste daha çok sosyalleşsek bir şeyler öğreniriz bence" dedi.
"Saçma!" dedim.Ama Alison "Bence çok mantıklı mesela Susan çok tatlı biri ve ona soğuk durmaktansa konuşmayı denersek bidahaki kan alma zamanını öğrenebiliriz"deyince grup tarafından bu durum kabul edildi ve akşam yemeğinden sonra Susan'a gidip bir şeyler sormaya karar verdik.Bence hala saçmalıyorduk ama...
Akşam yemeğinde Daniel'ın sözünü ettiği gibi yeni mutant gönüllüleri gördük.Çoğu tanıdıktı zaten.Zavallıların kan nakil randevuları ayarlanmıştı bile.
Yemeğimizi yerken Susan'ın ortalıkta dolandığını gördük.Kızlarla beraber yanına gittik ve Alison "Susan biz birdahaki kan nakil zamanını merak ettik de" dedi.
Susan çok dalgındı."Yarın yeni gönüllüler kan verecek,ama sonrasında sıra yine sizde. Daniel ve ekibi ne zaman malzemeleri getirirse.Çünkü şu an elimizde sadece yarına yetecek kadar malzeme var."dedi . Teşekkür edip ilerledik.Yolda Alison benim sesimi taklit ederek "Saçma" dedi.Sonra da bana dönüp "Bak nasıl da şakıdı" diye ekledi.Onu görmezden gelerek dedim ki "Bence Daniel bir şeyler öğrenmeye çalışırken malzeme getirmeyi geciktirecek" dedim.Blair bana "Daniel'dan bu kadar emin olmayalım,yardım eder ama bu kadar rahat bir şekilde işini tehlikeye de atmaz bence Rachel" dedi.İçimden doğru söylediğini düşündüm. Daniel'ı ne kadar tanıyordum ki? "Haklısın" dedim . Gülümsedi ve kolunu omzuma attı, onu kandıramazdım zaten aklımı okuyabiliyordu.Daniel'a fazla güveniyordum ve yanlış yapıyordum.
"Bahçeye çıkalım mı?Benimle gelen?"dedi Blair.Ashley "Ben geliyorum ama Adam'la gezineceğim" dedi.Barbara da öylesine gezinmek için bizimle geldi.Bahçede Ashley bizden ayrıldı ve Adam'ın yanına gitti.Onun için mutluydum.Ki o da mutluydu zaten.
Bir süre dolandık,sonra da ben odaya çıktım.Çizim defterimi alıp yatağıma geçtim.Çizime devam ederken önce Ashley sonra da Barbara geldi.Ashley gayet mutlu geldi ama Barbara odaya çok telaşlı girdi ve yanında Blair yoktu.Barbara nefes nefese içeri girdiğinde dejavu yaşadım. Geçen sefer Blair böyle geldiğinde Adam'ın kim olduğu belirsiz bir adamla Ashley hakkında konuştuğunu öğrenmiştik.Barbara telaşla anlatmaya başladı "Ben ve Blair geziniyorduk,ağaç yapraklarını falan birbirimize atarak oyun oynuyorduk.Sonra Harry ve Nick'i gördük.Bize gülümsediler falan sonra biz de içeri girdik ama ben eldivenlerimi çıkarmıştım ve bahçede unutmuşum geri döndük.(derin bir nefes alıp devam etti)Benim eldivenleri bıraktığım yere giderken Nick'in hiç de hoş olmayan şeyler dediğini duyduk!"
Ben "Uzatma Barbara hemen anlat" dedim.O da devam etti:
-Nick diyordu ki "Christina'yı da kavga sırasında susturman iyi oldu yoksa eminim her şeyi söylerdi" diyordu.
Sonra da dedi ki " Adam da bana bulaşmasa iyi olur,arkası sağlam olmasa en son yaptığım gibi döverdim ama 1-0 öndeyim,Ashley'nin kanının damarlarımda akması güzel" dedi.
Nick büyük ihtimalle dövüş dersinde Adam'ın öksürük krizine girdiği günden bahsediyor diye düşündüm.
Ve Barbara devam etti "Ben dediklerini duyunca yanlışlıkla küçük bir çığlık atmış olabilirim ama Ashley'le ilgili meseleyi söyleyince kan beynime sıçradı naapiyim?Bir de pis pis sırıtıyordu.Tabi onlar da duydular Blair bana kaç dedi ben de kaçtım ama Nick ve Harry Blair'ı gördü ve arkasından seslendiler Blair da durmak zorunda kaldı ben geldim" dedi.
"Blair bir şeyler uydurur" dedim.Uydururdu da çünkü ben de zihin okusam ben de karşımdakinin düşündüğüne göre yalan söylerdim. Bu yöntemi nerden mi biliyorum? Blair ve ben bu sayede eski okulda birçok beladan kurtulduk da o yüzden.
15 dakika kadar sonra da Blair geldi zaten.Neler olduğunu anlattı.
"Bana seslenince dönüp gülümsedim ve eldivenlerimi unuttuğumu söyledim zaten Barbara'nın eldivenleri de gerçekten oradaydı. Harry inandı ama Nick pek ikna olmadı.Ama sorgulamadı da şaşırdım gerçi ama tekrar gülümseyip geldim"dedi.
Zaten ne olacaktı ki? Dövücek miydi?
Bu Nick'ti.Komik biriydi ama bu yanları da aşikardı.Ama biz daha çok Christina bölümüne takıldık,Christina neyi söyleyecekti de susturulması iyi oldu?
2 gün sakin geçti.Daniel da ortalıkta yoktu .Malzemeleri getiriyordur diye düşünüyordum.
Bir gün kapıya Susan geldi ve bize "3.binaya gidin bugün Bay Andrews tesiste ve sizinle konuşmak istiyor" dedi...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Second Life "İkinci Hayat" (Düzenleniyor)
Science Fiction2514'de Dünya dışında Second Life adındaki gezegende geçen bir hikaye... (Hikaye ile ilgili daha ayrıntılı bilgiye "Tanıtım" bölümünden ulaşabilirsiniz.) Not:Hikayenin tamamı @sudezeyrek ve @starkhanesi ile yazılmıştır.