Daniel
Başım çatlamak üzere. Bize nasıl bir ilaç verdiler bilmiyorum ama gerçekten güçlü bir etkisi olduğu gayet açık. Gözlerimi birkaç defa kırptıktan sonra etrafa bakındım. Küçük bir odada bir yatakta yatıyordum. Tepedeki tek floresan lamba ortamı aydınlatmaya yetiyordu. Yattığım yerden doğrulmaya çalıştım ama gücüm sadece oturur pozisyona gelmeme yetmişti. Yatağımın yaklaşık iki metre ilerisinde bir sandalye vardı. Üstünde oturan kişinin Nick olduğunu anlamam en fazla üç saniyemi aldı. "Zor olmalı." dedi. Anlamamış bir vaziyette ona bakınca devam etti. "Kaçıp kurtulmak için o kadar uğraştıktan sonra yakalanmak. Yaptığın her şeyin boşa olduğunu anlamak. Bunlar zor şeyler." dedi ve pis bir sırıtışla dediklerini tamamladı. Sakin bir tavırla "Etrafında seni seven kimsenin olmaması da zor olmalı." dedim. Kollarını birleştirip "Farklıymışsın gibi konuşma. Hem böyle olup olmadığını bilemezsin. Benim arkadaşlarım var." dedi. Küçümser bir tavırla "Psikopat sarışından ve mavişten mi bahsediyorsun? Onlar senin arkadaşın falan değil. Sadece ortak bir amacınız var." dedim.Aslında onların adlarını biliyordum ama Nick beni kızdırmaya uğraşıyorsa ben de onu kızdırırdım. Sakinliğini korumaya devam ediyordu. "Kabul." dedi ve kollarını bırakıp bacakları üstüne koydu. "Benim arkadaşım yok. Senin çevren ise seni sevenlerle dolu. En başı da sakar telekinezici Rachel çekiyor, değil mi?" dedi. Her dediğinde alaycı bir tavır vardı. Gerçekten sinirlenmiştim. Olaylara Rachel'ı karıştırması sinirimi bozmuştu. Kalkıp yüzüne yumruğu geçirmeyi gerçekten çok istiyordum. Ellerimi yatağın kenarına koyup orada güç alarak kalkmaya çalıştım. Ama ayağa kalktığım ilk saniye başımın dönmesiyle yatağa geri oturdum. O da beceriksiz bir bebeğe bakarmış gibi güldü ve "Boşuna zorlama, kalkamazsın." dedi. Yatağa geri uzandım. Bir an önce enerjimi toplayıp bu pisliği gebertmeli ve kızları bulmalıyım. Acaba Rachel şuan benim gibi mi? Onun gardiyanı kim acaba?
Blair
Çok aydınlık bir yerde açtım gözlerimi. Neler olmuştu?Arkadaşlarıma haber vermemden sonra gelen adamlar boynuma birşey saplamışlardı. Galiba bir tür sakinleştirici. Çok güçlüydü. İlacı almamın üçüncü saniyesinde bayıldım. Neredeyim ben? Gözlerimi kırpıştırıp yattığım yataktan kalktım. Küçük bir odadaydım. Sadece bir kapı vardı ve o da benden bi beş metre uzakta görünüyor. Hemen yatağımın karşısında bir sandalye var. Üstünde oturan kişi ise Harry'nin ta kendisi. Başım çok dönüyordu. Başımı ellerimin arasına alarak parmaklarımla yavaş alnıma masaj yaparken Harry'ye baktım. Bizim okulda tanıdığımız tatlı, eğlenceli, komik halinin yerine duygusuz bir yabancı gelmişti. Ama Harry buraya kendi isteğiyle gelmiş olamaz. O bize okulda Nick ya da Christina gibi nefret dolu değildi. Bizimle çok iyi geçinirdi. Böyle bir değişim yaşamış olması hiç muhtemel görünmüyordu. "Sırf Nick ve Christina burada diye buradasın, değil mi?" dedim. Onun iki yüzlü olup olmadığını bilmeliyim. Diyalog kurmaktan kaçınarak "Zihnimi okuyabiliyor gibi davranma çünkü bu ilacın etkisindeyken böyle bir şey yapamazsın." dedi. Ellerimi dizlerim üstünde birleştirdim ve ona bakarak "Bunu anlamak için zihin okumama gerek yok ki." dedim. Özellikle yumuşak ve sakin bir ses tonuyla konuşuyordum. Kendinden emin bir şekilde "Ne yaptığını biliyorum. Kafamı karıştırmaya çalışıyorsun. Ama zorlama istersen. Bunu başaramazsın." dedi. Özellikle "Başaramazsın" kelimesini vurgular bir şekilde sert söylemişti. Kalbim kırılmıştı. Okuldayken bu kadar yakın olduğum birinin şuan benden bu konuda şüphelenmesi beni üzmüştü. "Kafanı karıştırmaya çalışmıyorum. Sana doğruları göstermeye çalışıyorum." dedim. O da "Burada bir doğru var. O da insanlar Dünya'da da egemendi. Burada da egemen olacak. Mutantların buna engel olması gibi bir seçenek mevcut değil." dedi. Ağzım açık kalmıştı. Verecek bir cevap bulamadım.Bizim sevdiğimiz Harry'den eser kalmamıştı. Sanki Bay Andrews onun beynini yıkamıştı.
Kaşlarını çatmış Harry'ye dönüp ''Andrews senin de mi beynini yıkadı'' dedim.Bir an şaşırmış gibi göründü,kaşlarını yukarı kaldırdı ve "Şansını zorlama Blair" dedi.Sanırım istediğim etkiyi elde etmiştim.Benim fikrim buydu.Harry onlara katılmayı kabul etmezdi.Onun beyni yıkanmış olmalıydı."Sen bu değilsin Harry,senin beynini yıkamış olma ihtimallerini neden uzak buluyorsun?"dedim."Beni tanıyormuş gibi konuştun" dedi alaycı bir ses tonuyla.
Benden bu kadardı.Tüm çabalarıma rağmen kendi bildigini okuyordu.
Onunla konuşmaktan vazgeçip arkadaşlarımı düşündüm.
Buradan zihnimiz kontrol altına alınmadan kaçabilecek miydik acaba?Ashley
Gözlerimi zorlukla açtım. Neler olmuştu öyle. Galiba Blair'ın beklenmeyen itirafları sonrasında gelen adamlar bize ilaç vermişlerdi. Başım çatlıyor gibi ağrıyordu. Yattığım yerde doğruldum.Karşımda duran gardiyana baktım.Bu Adam'dı.
Bir an büyük bir duygu karmaşasının ardından olanları idrak ettim.Andrews bize özel gardiyanları olduğunu söylerken yanılmamış.
Onunla konuşabilir miydim?Ona kendimi unutturmuştum ama...
"Baban acımasızca bir gardiyan seçimi yapmış" dedim.
"Neler saçmalıyorsun" dedi.
"Babanın Andrews olduğunu biliyorum Adam" dedim.Tabi ki ona olanları hatırlatmaya çabalamıyordum.Yapmaya çalıştığım şey Adam'ın ne durumda olduğunu anlamaktı.Ona neler olmuştu?Değişmiş miydi?Babasını memnun etmeye mi çalışıyordu yoksa o da gerçekten bir mutant karşıtı mı olmuştu?
"Sen benim adımı ve babamı nasıl biliyorsun?" dedi.
Sinirlerim bozuldu.İstemsizce güldüm.Adam da kafası karışmış görünüyordu.Sonrasında cevap vermem için zorlamadı.Büyük ihtimalle kafasında anılarına dair birçok parça eksikti.
Rachel
Andrews'a ilk olmak istediğimi söyledikten sonra uslu duracağıma dair söz vermiştim.O da bana arkadaşlarıma sakinleştirici ve güçten düşüren bir ilaç vereceklerini ve bu ilacı kendisinin icat ettiğini gururla anlatmıştı.Sözüme karşılık bana ilaçtan vermediler.
Tahmin edin gardiyanım kim?Çok sevdiğim arkadaşım (!) Christina.
Beni alıp götürmelerini beklediğim süre boyunca onun dır dırını dinledim.Beni sinirlendirmek için Daniel'dan ve arkadaşlarımdan söz etti.Ona cevap bile vermedim.Eminim asıl sinir olan o olmuştur.
Bunlara katlanmamın bir sebebi vardı.
İlk gidiyordum çünkü arkadaşlarımı kurtarmak için bir fikrim vardı.Onları kaçırmak gibi bir şey değildi.Daha da iyisiydi.Merhaba sevgili okuyucular.Ben yazarınız starkhanesi.Sıradaki bölüm özel bölüm olacak ^-^.Özel bölüm merkezdeki okulun ilk günü karakterlerimizin nasıl tanıştığını anlatacak :)).
Bu arada sizce Rachel'ın planı ne?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Second Life "İkinci Hayat" (Düzenleniyor)
Ciencia Ficción2514'de Dünya dışında Second Life adındaki gezegende geçen bir hikaye... (Hikaye ile ilgili daha ayrıntılı bilgiye "Tanıtım" bölümünden ulaşabilirsiniz.) Not:Hikayenin tamamı @sudezeyrek ve @starkhanesi ile yazılmıştır.